Penguen fikir kulübü toplantısının bu ay ki konusu; ego ve özgüven. Ego insan olarak hepimizde var, olması da gerekiyor. Yazıda üzerinde duracağımız, “egonun şişmesi”, egonun patolojik düzeye çıkması. Dengeyi bozması. Okumaya araştırmaya başlayınca şişmiş egoyu bulmak; özgüven kadar zor olmadı. Sokaklarda caddelerde şişmiş egodan geçilmiyor. Şişkinlik hemen fark ediliyor. Gürültücü, kendisini fark ettirmek için de, dokuz takla atıyor.

Özgüven ise sakin, sessiz ve güçlü. Ben buradayım, beni görün diye taklalar atmıyor. Kendisini ispatlama gayreti içinde değil. Dışarıda sakin, içeride öfkeli değil. Kendini herkesten akıllı, başarılı görmüyor. Kendisini sürekli güçlü gösterme gayreti içinde değil. Gösteriş gayretlerinin, aşağılık duygusundan kaynaklandığının da bilincinde. Başkalarını yargılamıyor, kendiside eleştirilere açık. Özgüven insanlara tepeden bakmaz. Küçük dağları ben yarattım, büyükleri de yaratacaktım, zamanım olmadı tavırlarına, hiç girmez. Sade ve yalındır. Ego gibi şişkin değildir, kasım kasım da kasılmaz.

Gerçek özgüvenli kişi kendine ve başkalarına saygı duyar. İnsanları olduğu gibi kabul eder. Fark edilmek, öne çıkmak için egoyu şişirmeye, malla mülkle, parayla; güçlü görünmeye gerek duymaz. Güzel konuşmak, ince düşünmek, halden anlamak, duygudaşlık yapmak, düşeni kaldırmak, sarılmak, başkalarına el uzatmanın bedava olduğunu; para ve güç gerektirmediğini bilir.

Özgüven yolculuğu ta çocukluktan başlar. Bu nedenle çocuklarımızı yetiştirirken; çocukların başarılarını değil, öz varlıklarını varoluşlarını övelim. Hata yaptıklarında utandırmayalım, her türlü koşulda yanında olduğumuzu; hissettirelim, yaşatalım. Dinleme sürecinde, hemen sözünü yarı yolda kesip eleştirmeyelim, akıl vermeye yeltenmeyelim; çocuğumuzu sadece anlamaya çalışalım. Zorluklar karşısında, zor olmaz demeyelim. Olumlu, yüreklendirici, teşvik edici yaklaşalım. Bunu çözen, yapan varsa sende yaparsın diye olumlu, yüreklendirici örnekler verelim.

Çocukları kesinkes kimse ile kıyaslamayalım, hayatı boyunca çocuğa en büyük kötülüğü yaparız. Özgüvensiz çocuklar yetiştiririz. Bu koşulda yetişen çocuk yaşıtlarıyla arayı kapatmak, seviyeyi eşitlemek için; ben merkezli olur, egosu şişer. Çocuklarımızı koşullu sevmeyelim. Şunu yaparsan seni çok severim, şunu yapmazsan seni sevmem gibi yaklaşımlar ve ilişkiler kurmayalım. Çocuk büyüklerinin, kendisini sadece varlığı nedeniyle sevdiğini, değerli bulduğunu; hissetmeli ve sevgiyi yaşamalıdır. Çocuk ile olan ilişkimizde hatalı olduğumuz yerlerde ve zamanlarda; hatayı kabul edip, çocuktan özür dilemeyi bilmeliyiz. Her türlü koşulda, iyi ve kötü günde, kolayda-zorda, acıda-sevinçte, bugün-yarın; yanındayım, seninleyimi çocuğa hissettirmeli ve yaşatmalıyız.

Bunları yapmazsak, sokaklar egosu şişmiş insandan geçilmez; çocuğumuzda özgüven inşa edemeyiz. Ve yapmazsak ülke olarak kendisi ile yakınları, çevresi ile kaliteli ilişkiler kuramayan, kalitesiz, anlamsız bir yaşam bulan, anlamı bencillikte bağımlılıklarda arayan, egosu şişkin nesiller yetiştiririz.