İktidar tarafından CHP’li belediyeler hakkında yürütülen, yargı süreçleriyle ilgili; diğer muhalefet partilerinden pek ses çıkmıyor, nedense! Çok şeyin değiştiği gibi, siyasetin etik değerleri de değişmiş. Toplumlardaki üretim biçimi ve üretim ilişkilerinin; toplumların kültürlerini, değer yargılarını etkilediği ve değiştirdiği bilinir. Topluma bağlı olarak kurumların ve kişilerin oluşan yeni değerleri de; yeni kararlarını etkiliyor. Ülkemizde dışa bağımlı kapitalist üretim ilişkileri; bireyci düşünceleri, bireysel yaşamayı, bencilliği arttırdı. Bu bencillik siyasi partilerin ilişkilerine de yansımış. Bizim kültürümüzde; gemisini kurtaran kaptandır. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın. Gibi atasözlerimiz bile var.
Yaşamda herkesi, her olayı öğretmenimiz gibi görebilirsek bireyciliğin dışında; toplumsal dayanışmayı, başkalarının dertlerini, sorunlarını, sorun olarak görmeyi de öğreniriz. En öğretici, en kalıcı ilişki, doğa insan ilişkisidir. Yeri geldiğinde bir ağaç, kelebek, karınca, serçe, fare bile çok şey öğretir bizlere. Yeter ki biz fark edelim, öğrenmeye açık olalım.
Bir çiftlik evinde duvardaki çatlaktan evi gözetleyen fare; çiftçi ve karısısın bir paket açtıklarını görür. İçinden yiyecek çıkacak diye de heyecanlanır. Paketten çıkanı görünce dehşete kapılır. Bu bir fare kapanıdır. Hemen bahçeye koşarak bağırır,” evde fare kapanı var, evde fare kapanı var.” Tavuk kafasını kaldırır gülerek, “ bay fare bu senin için önemli bir sorun gibi görünüyor, beni ilgilendirmez bana bir zararı yok. ”der. Fare kuzuya gider.” Çok üzgünüm senin için dua etmek dışında elimden bir şey gelmez.” Diye cevap verir. Fare son çare ineğe koşar, inek umursamaz ve benim için bir tehlike doğurmaz.” Der.
Fare başı öne eğik, korku içinde eve döner. O gece evde büyük bir gürültü kopar. Gürültü fare kapanın gürültüsüdür. Çiftçinin hanımı fare yakalandı diye karanlıkta kapanın olduğu yere gider. Ama kapanın zehirli bir yılanın kuyruğunu kaptığını göremez. Can havliyle saldıran yılan kadını ısırır. Çiftçi, kadını hemen hastaneye götürür, sonra yüksek ateşle eve dönerler. Çiftçi şifa için karısına sıcak bir çorba yapmak ister. Çorbanın ana malzemesi olarak, tavuğu keser. Ertesi gün komşular kadına geçmiş olsun ziyaretine gelirler. Çiftçi misafirleri doyurmak için, kuzuyu keser. Birkaç gün sonra kadın zehirden ölür. Çiftçi cenaze masraflarını karşılamak için, ineği kasaba satmak zorunda kalır.
Tüm olanları fare duvardaki delikten izlemektedir. Birisi bizlere dertlerinden sorunlarından bahsettiğinde; “beni ne ilgilendirir” demeden önce iki kez düşünelim. Birimiz tehlikede isek, hepimiz tehlikedeyiz. “Dünya kötülerin yaptıkları yüzünden değil, iyilerin seyirci kalıp olayları izlemesi yüzünden bu halde.” O yüzden birisi bize ihtiyaç duyup elini uzattığında, elimizi uzatalım. Empati duygumuz hiç eksik olmasın. Kurtuluş yok tek başına.
Fare yaşadıklarını, karşılaştığı herkese usanmadan anlatmış. Anlatılanlar bizim köşe yazımıza kadar ulaştı. Okuyan duyarlı insanlarda, karşılaştığı herkese bu hikâyeyi anlatsın ki; farenin hikayesi muhalefet partilerine kadar gitsin. Başkalarının sorunlarına duyarsızlıklarını, ilgisizliklerini fark etsinler.