TÜİK’e göre 2025 yılında dar tanımlı işsiz sayısı, 2 milyon 736 bin kişiymiş. 15-24 yaş grubunda genel işsizlik oranı %14, erkeklerde %12 kadınlarda %18,2 olarak açıklandı. Dar tanımlı olmayan kaç kişi işsiz bilinmiyor.

İşsizlik tanımında sadece, işçi bulma kurumundan iş talebinde bulunanlara göre oran belirleniyor. Çalışma olanağı bulanlardan, aldığı ücretten ve çalışma koşullarından memnun olmayan büyük bir kesim var. Çalışanların %43,6’sı asgari ücretle çalışıyor. İş bulmakta zorlanmayan, ama çalışmak için yurt dışına çıkan doktor sayısı, G. Sağlık-İş’e göre son on yılda, 15.000 kişiyi geçmiş.

Kısaca ülkede iş aslanın ağzında değil, Ejderhanın midesinde. Üniversite mezunları, kamuda iş bulmakta çok zorlanıyor. Bu nedenle kamuda görev almak isteyenler, kendilerine bir referans aramak, zorunda hissediyor. Basına yansıyan haberlere göre, günümüzde kamuda işe girmekte, liyakat ölçü olmuyor. Tanıdıklar, siyasiler, eş, dost devreye giriyor. Sosyal bir olgu: Mülakatlarda büyük bir torpil dönüyor. Yazılı sınavlarda birinci olup, mülakatta kaybeden gençler var. Kamuya eleman alımlarında, mülakatların kaydı tutulup, görüntü tespit edilip, varsa haksızlığı yargıya taşıma şansı yok. İdarenin işlemlerini yargı denetlemiyorsa, adam kayırma, torpil şüphesi haklı olarak artacaktır. Mülakatları, yargı denetimine uygun hale getirmemenin, sebebi, torpil mi?

18-28 Mayıs 2023 tarihlerin de yapılan seçimlerden önce, iktidar partisi “Görevin getirdiği zorunluluklar dışında mülakatın kaldırılacağını, gençlerin yazılı sınavdaki başarı sıralamasına göre işe alınacağını” vaat etmişti. 2026 yılına girdiğimiz şu günlere; verilen vaat ve sözden bir haber yok, unutuldu gibi! Bir işi yapmak isteyenler fırsat yaratır, yapmak istemeyenler bahane üretirmiş. Mülakatı kaldırmamak için birçok bahane. Torpil, adam kayırma bu ülkede sadece son yılların, sorunu değil. Özellikle 1970 yıllardan sonra, hep gündemde oldu, Osmanlı döneminden bu yana, toplumsal bir sorun.

Osmanlı’da devlet görevlerine alınacak gençler için bazen ailelerinin nüfusları devreye girermiş. Kamu görevi için bir gencin seçilmesini isteyen kişiler o genç için yetkili kişilere “Rica mektupları” yazarmış. Zamanla bu gençlere halk arasında şöyle denilmiş. “Bu da bizim Recaizade, yani rica edilenin oğlu.” Bu ifade özellikle torpille, hatırla, ricayla bir yerlere getirilen kişiler için söylenmeye devam edilmiş, bu günlere kadar gelmiş. Halk arasında kendi emeği ile değil de rica ile hatırla işe alınmış kişilere; recaizade deniliyor. Recaizade denilerek, kişinin torpilli olduğu, kayrıldığı, hak etmediği yere getirildiği; tescillenmek isteniyor.

Dünyada ve ülkemizde adalet tanımı, eşitlik üzerinden yapılıyor. Herkesin dini, kökeni, cinsiyeti, siyasi düşüncesi ne olursa olsun; işe girmede eşit olmaları gerekir. Göz gördüğünü, kulak duyduğunu konuşurmuş. Kamuda işe girmede toplumsal eşitsizlik, bugün ülkenin gerçeğidir. Gerçeği eğip bükerek, makul hale getiremeyiz. İktidar ötekileştirici, kendine karşı olanları dışlayan, yerine göre ezen, hakkında soruşturma açan, iktidardan yana olan kişileri koruyan, bendensin ayırımı yapan, bir tutum içinde olursa; orada toplumsal eşitlikten söz edilemez. Devletin güçlü olması yetmez, adil, eşitlikçide olması gerekir. Recaizadeler çok ise; adil ve eşitlikçi bir yönetim anlayışından söz edilemez.