Başlıkta belirttiğim konuya geçmeden önce geçtiğimiz haftaki yazımla ilgili eleştirilere cevap vermeliyim.
Geçtiğimiz hafta özetle, ABD/İsrail'in, İran'ın hava gücünü bitirip muhaliflerin saldırılarına zemin hazırladığını belirtmiştim.
Muhalif deyince ilk akla gelen gruplar PJAK, Barzani ve Talabani'ye bağlı gruplar oldu.
Nitekim Amerikan Basını da bu ihtimali dillendirdi.
Yurt içinden bir kesim, bölgedeki Kürt nüfusun yetersiz olduğunu ve iç savaş çıkarmaya gücünün yetmeyeceğini söyledi.
Ben sahada gördüklerimden yola çıkarak söyleyebilirim ki Barzani, yaklaşık 30 yıldır İran'ın batısını yani Irak ve Türkiye sınırını ekonomik olarak elinde tutuyor.
Sınır hattında, başta sigara olmak üzere pek çok kaçak malzeme Irak'tan İran'a, oradan da Türkiye'ye geçiyor.
Doğrudan geçirme imkanı varken Barzani, özellikle İran'ın içindeki aşiretleri kullanıyor yani besliyor.
Buralarda elde ettiği nüfuz sayesinde kalkışma yapmaya yetecek altyapısı olduğunu söyleyebilirim.
Çok bilenlere gerekli cevabı verdikten sonra başlığa geçebilirim:
Çin'in yeni süper güç olduğu ve ABD'nin onu engellemek için enerji tedarik ettiği ülkelere savaş açtığı dillendiriliyor.
Bu önerme doğru olsaydı Çin, en azından doğrudan destek vererek İran'ı savunurdu.
Çin hiç bir noktada Amerikan saldırılarına engel olmadı hatta yüksek perdeden siyasi itirazda da bulunmadı.
Bunun sebebi Çin'in zayıflığında değil.
Bir süper güç olarak zamanın gelmesini de beklemiyor.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Çin, MAO'nun başarısız model denemeleri sebebiyle rakiplerinden oldukça geride kaldı.
Son 40 yılda uluslararası sistemin içinde kendine rol bulan Çin Halk Cumhuriyeti, devasa nüfusunu ucuz iş gücüne çevirdi.
Söz konusu dönemde Çinliler, "Bizim neslimizi yok sayalım ki gelecek nesiller refah toplumu olabilsin." düşüncesiyle karın tokluğuna çalıştılar
Geçen kırk yıl içinde elde ettikleri katma değer Çin'in dev bir bütçeye ulaşmasını sağladı.
Sermayesi çok güçlü ve her şeyi üretebilen Çin için dev bir fabrika oldu diyebiliriz.
Diğer taraftan fabrikaların sorunları vardır. Denizli'de yaşayan okurlar bunu iyi bilirler.
Ucuz hammaddeye ve enerjiye ulaşmak en başta gelen sorundur.
Ayrıca kendini feda eden iki nesil artık iş yapamaz halde ve refah içinde yaşamayı bekleyen üçüncü nesil daha çok kazanç bekliyor.
Bir fabrikanın ayakta kalması için en başta gelen ihtiyacı sipariş alabilmesidir yani pazar sorunudur.
İşte bu noktada perakende sistemine hakim olup Çin'de üretim yaptıranlar elini çekerse Çin'in bir süper güç olmadığı ortaya çıkacaktır.
Çin, bir fabrika gibi her elini uzatana üretim yaparak bu günlere geldi. Bunu yapabilmek için kimseyle kötü olmadı.
Enerji sistemine yada hammadde kaynaklarına el koymak isteseydi kapılar bir anda kapanır, sipariş alamazdı.
Bu nedenle İran'a yapılan saldırılar karşısında Çin'in siyasi destek vermesini beklemeyelim.
Öyleyse ABD, İran'ı vurarak Çin'in büyümesini engellemiyorsa kimi engelliyor?
Sorunun cevabı için Dev Fabrika Çin'e sipariş verip mal ürettirenlere bakmak gerekir.
Trump'ın hedefinde yine Almanya, Fransa yani Avrupa var.