Türk futbolunda yıllardır konuşulan ama bir türlü çözüme kavuşmayan bazı kronik sorunlar var. Bunların başında da özellikle amatör liglerde sıkça karşılaştığımız, adaleti zedeleyen kural boşlukları geliyor. Kağıt üzerinde doğru gibi duran ama sahada büyük haksızlıklara yol açan bu uygulamalardan biri, artık görmezden gelinemeyecek noktaya ulaşmıştır.

Mevcut kurala göre; bir takım herhangi bir nedenle bir maça çıkmadığında, hükmen mağlup sayılıyor ve 3 puanı siliniyor. Aynı takım ikinci kez maça çıkmazsa, bu kez ligden ihraç edilerek bir alt lige düşürülüyor. Kağıt üzerinde bakıldığında net, sert ve caydırıcı gibi duran bu kural, ne yazık ki pratikte farklı bir tabloya yol açıyor.

Nasıl mı?

Bazı takımlar, ligden düşmemek ya da ihraç edilmemek için kuralı delmenin yolunu bulmuş durumda. Futbol kurallarına göre bir takımın sahaya çıkabilmesi için en az 9 futbolcuyla maç başlaması yeterli. İşte asıl sorun tam da burada başlıyor.

Bir maça çıkmamanın ağır yaptırımlarını bilen bazı kulüpler, ikinci veya üçüncü kez maça çıkmamak yerine zar zor 9 futbolcu bularak sahaya çıkıyor. Ancak maç başladıktan kısa bir süre sonra, “sakatlık” gerekçesiyle 2 ya da 3 futbolcu oyundan ayrılıyor ya da bilinçli şekilde kırmızı kart görerek oyun dışı kalıyor. Sahada 6 kişi kaldığında ise, maç hakem tarafından tatil ediliyor.

Sonuç ne oluyor?

O takım maça çıkmış sayılıyor. Ligden ihraç edilmiyor. Düşme uygulanmıyor. Çoğu zaman para cezasından bile kurtuluyor. Olan ise sahada alın teri döken, parasını cebinden harcayıp mücadele eden takımlara oluyor.

Bu durum sadece bir takımın işine yarıyor olabilir ama liglerin dengesini altüst ediyor. Alt sıralarda mücadele eden takımların kaderi değişiyor, üst sıralarda şampiyonluk ya da play-off hesapları yapan ekiplerin emeği hiçe sayılıyor. Bir takımın “maça çıkmış gibi yapması”, başka bir takımın küme düşmesine, bir başkasının play-off dışında kalmasına neden olabiliyor.

Bu adil mi?

Elbette hayır.

Amatör liglerde mücadele eden kulüpler zaten maddi imkansızlıklarla boğuşuyor. Forma parasını, deplasman masrafını, sağlık giderlerini çoğu zaman yöneticiler kendi ceplerinden karşılıyor. Bu şartlar altında sahaya çıkıp mücadele eden kulüplerin haklarının, kural boşluklarıyla gasp edilmesine kimsenin sessiz kalmaması gerekiyor.

Bu uygulama devam ettiği sürece, dürüstçe mücadele eden kulüpler cezalandırılıyor; kurnazlık yapanlar ise ödüllendiriliyor. Oysa futbolun ruhu, adalet ve eşitlik üzerine kuruludur. Kurallar, açıklarıyla değil; caydırıcılığıyla var olmalıdır.

Bu nedenle artık net bir düzenleme şarttır. Bilinçli şekilde sahaya eksik kadro çıkarıp maçın tatil edilmesine neden olan takımlar da maça çıkmamış sayılmalıdır. Hatta bu durumu alışkanlık haline getiren kulüpler için ligden ihraç dahil ağır yaptırımlar uygulanmalıdır.

Yetkililere düşen görev bellidir. Federasyonlar, il temsilcilikleri ve ilgili kurullar bu sorunu görmezden gelmemeli, sahadaki gerçeğe göre hareket etmelidir. Aksi halde, emek veren kulüplerin hakkı yenmeye, ligler kağıt üzerinde oynanmaya devam eder.

Unutulmamalıdır ki; kurallar adalet üretmiyorsa, sorun kuraldadır. Bu kural mutlaka değişmelidir. Hem de vakit kaybedilmeden.