Akdeniz’in ortasında güzel bir ada Kıbrıs. Kıbrıs'ta da bir şehir vardır ki, her sokağı tarihin farklı bir sayfasını anlatır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin başkenti olan Lefkoşa, sadece bir şehir değil; geçmişin, mücadelenin ve kültürün buluştuğu bir hafıza mekânıdır.

6-29

Şehrin kalbine doğru yürüdüğünüzde sizi Venedik surları karşılar. Dar sokaklar, taş evler ve küçük dükkânlar arasında gezerken zamanın yavaşladığını hissedersiniz. Lefkoşa’nın en dikkat çekici yapılarından biri olan Selimiye Camii, gotik mimarisiyle şehrin en güçlü sembollerinden biridir. Bir zamanlar katedral olan bu yapı, bugün adanın tarihindeki farklı dönemleri aynı çatıda buluşturur.

1-139

Şehrin bir diğer simgesi olan Girne Kapısı ise geçmişten bugüne uzanan bir geçit gibidir. Bu kapının önünde durup etrafa baktığınızda Lefkoşa’nın sadece taşlardan oluşan bir şehir olmadığını, aynı zamanda bir kimliğin ve hafızanın sembolü olduğunu anlarsınız. Gezerken ortaçağ kentinde gibisiniz.

2-94

Lefkoşa’yı gezen herkes şunu fark eder: Bu şehir büyük ve gösterişli değildir, fakat derin bir ruhu vardır. Belki de onu özel kılan tam olarak budur. Çünkü Lefkoşa, Akdeniz’in ortasında tarihini unutmadan yaşayan nadir şehirlerden biridir. Helen'den Luzinyanlar'a, Venedik'ten Osmanlı'ya, İngilizler'den günümüze tüm uygarlıkların izleri var.

4-39

Mevlevihanesi, müzeleri, tarihi unsurları, alışveriş noktaları, yemekleri ve tabiki denizi ile çok ilgi çeken bir tatil merkezi Kıbrıs. Ben 3 gün kaldım ve bu süre yetmedi. Şu ana kadar 6 bölüm gezi programı da hazırladım. Kıbrıs'ı merak edenleri youtube kanalımdan izleyebilirler. Abone olmayı da unutmayınız.

7-21