Özbekistan'ın başkenti Taşkent'i gezdikten sonra Semerkant'a trenle geçtik. Önde rehberimiz Mustafa Özkan arkada biz geziye başladık. Semerkant gerçekten bir masal kenti gibi.

Foto8

Semerkant, Özbekistan'ın 12 ilinden biri olan Semerkant ilinin yönetim merkezi olan şehir. Zerefşan Nehri Vadisi'nde, başkent Taşkent'in 275 km güneybatısında yer alır. Nüfus açısından Özbekistan'ın en büyük ikinci şehri, tarihi ve sosyo-kültürel açıdan en önemli şehridir. 2500 sene öncesine dayanan tarihiyle dünyanın en eski şehirleri arasında yer alan Semerkant, İpek Yolu'nun önemli bir kavşağında yer almasından dolayı tarih boyunca siyasi, ekonomik ve kültürel açıdan önemli bir yerleşim yeri olmuş.

Foto7-3

M.Ö 329'da Büyük İskender tarafından ele geçirilen şehir, Helenistik dönemde gelişmeye devam etti. 711'de Müslüman Araplar tarafından fethedildikten sonra İslam medeniyetinin önemli şehirlerinden biri haline geldi. İslam coğrafyacılarının yanı sıra doğulu ve batılı seyyahlar tarafından da övülerek kaynaklarda İslâm’ın kubbesi ve dünya cennetlerinin en önde geleni şeklinde tanımlandı. Şehir, özellikle kâğıdı ile meşhur olup İslam toprakları üzerindeki en kaliteli kâğıt burada üretiliyordu. 1220'de Cengiz Han tarafından ele geçirilerek tahrip edilene kadar İranî ve Türk hanedanlar tarafından yönetildi. Timur'un başkenti olduğu dönem, Semerkant'ın altın çağı olarak kabul edilir. Semerkant, 15. yüzyılda Timur ile onun oğulları ve torunlarının yaptırdığı eserlerle islâm mimarisinin en güzel örneklerini barındıran bir şehir haline geldi. Semerkant'a muazzam görünümünü veren tarihi yapıların bulunduğu Registan Meydanı bugünkü şeklini 17. yüzyılda Buhara Hanlığı döneminde aldı.

Foto5-4

1868'de Rus işgaline uğrayarak Rus Çarlığı'nın bir parçası haline gelen Semerkant, 1924 yılında kurulan Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin başkenti oldu. 1930 yılında Taşkent başkent olana kadar Özbekistan SSC'nin başkenti olmaya devam etti. 1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra bağımsız olan Özbekistan Cumhuriyeti'nin, Semerkant ilinin yönetim merkezi oldu. 2001 yılında UNESCO Dünya Miras Alanları Listesi'ne eklendi.

Semerkant'ta kadar çok gezilecek yer var ki gez gez bitiremedik.

Foto3-9

Semerkant denildiğinde akla gelen ilk turistik destinasyonun Gur-i Emir olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu ikonik yapı, sadece mimarisiyle değil aynı zamanda tarihteki rolüyle de öne çıkıyor. Ünlü hükümdar Timur’un ve ailesinin mezarlarını barındıran bu ihtişamlı yapı, 15’inci yüzyıldan bugüne ulaşmış durumda.

Semerkant’ın merkezi noktalarından biri olan Registan Meydanı, hem sunduğu atmosfer hem de çevresindeki yapılarla hayranlık uyandırıyor. Özellikle de üç görkemli medresesiyle ziyaretçilerini büyüleyen meydanın adını dilimize “kumlu yer” olarak çevirmek mümkün.

Ffoto4

Semerkant içinde Siab Çarşısı kapalı Pazar yeri. Geleneksel ürünleri bulmak mümkün.

Semerkant’ın en görkemli dini mekanlarından olan Bibi Hanım Camii’nin tarihi 14’üncü yüzyıla dek uzanıyor. Timur’un büyük eşi Bibi Hanım tarafından inşa ettirilmiş olan bu etkileyici yapı, aynı zamanda İslam dünyasının da en büyük camilerinden. Yapımı 5 senede tamamlanan Bibi Hanım Camii, o dönem için zaferlerinin sembolü olarak tasarlamış.

Semerkant içindeki bir diğer köklü dini yapı ise Şah-i Zinde. Bir tür kompleks olan bu yapı, mimarisi ve tarihi kimliğiyle dikkat çekiyor. Popüler bir türbe alanı olan Şah-i Zinde, İslam tarihinden pek çok önemli şahsiyetin türbelerine ev sahipliği yapıyor. Hazreti Ali’nin kuzeni ve İslam’ın önde gelen figürlerinden Kusay bin Abbas, bunların başında geliyor.

Foto6-6

Semerkant’ın bilim ve eğitim tarihinde önemli bir yere sahip olan Uluğ Bey Medresesi, Timur İmparatorluğu’nun dördüncü sultanının adını bugüne taşıyor. Bizzat Uluğ Bey tarafından 15’inci yüzyılda inşa edilen bu önemli medrese, o dönemin en saygın eğitim kurumlarından biri olarak öne çıkıyordu.

Semerkant’ın tarihi, bilim ve astronomi ile iç içe. Bunu günümüze ulaşan pek çok yapıda görmek mümkün. Semerkant şehrinde Uluğ Bey adına yaptırılan medrese dışında bir de rasathane bulunuyor. 1420 yılında Emir Timur’un torunu Uluğ Bey’in emriyle yaptırılan gözlemevi, devrin ünlü astronomları Ali Kuşçu, Bursalı Kadızade Rumi ve Gıyaseddin Cemşid’e ev sahipliği yapmış.

Foto9

İnanın anlatacak çok şey var. Gezi programından çok belgesel niteliği taşıyan 'Ata Topraklarına Yolculuk' programım TV'lerde yayınlanmaya başladı. Youtube kanalımdan da takip edilebilir. Gelecek yazılarda da Özbekistan'ı anlatmaya devam edeceğim.