Kedi aslanla boğuşabilir mi?
Elbette hayır. Çünkü ortada açık bir güç dengesizliği vardır.

900000-1

Bugün İran ile karşısındaki ABD ve İsrail arasındaki gerilim de buna benziyor. Bir tarafta yaklaşık 47 yıldır ağır ekonomik ambargolarla yıpranmış, ekonomik ve teknolojik açıdan ciddi kayıplar yaşamış bir İran; diğer tarafta ise dünyanın en büyük askeri gücü olan ABD ve onun bölgedeki en önemli müttefiki İsrail.

ABD ve İsrail; son model savaş uçakları, gelişmiş füze sistemleri, yüksek teknolojiye dayalı savunma altyapıları ve istihbarat kabiliyetleriyle çağın en ileri askeri imkânlarına sahip. Bu tablo karşısında ortaya çıkan asimetriyi görmemek mümkün değil.

2025 yılı savunma harcamalarına bakıldığında, ABD’nin yaklaşık 900 milyar dolarlık askeri bütçesi olduğu ifade ediliyor. Avrupa Birliği ülkeleri, Rusya ve Çin’in toplam savunma harcamaları dahi tek başına ABD’nin seviyesine ulaşmakta zorlanıyor. Böylesine büyük bir güç farkının bulunduğu bir denklemde İran’ın manevra alanı oldukça sınırlı görünüyor.

İran’da 1979’dan bu yana devam eden yönetim anlayışı, ülkeyi birçok alanda Batı’dan ve küresel teknolojik gelişmelerden uzaklaştırdı. Bu durum yalnızca ekonomik alanda değil, askeri teknoloji alanında da etkisini gösterdi. Buna ek olarak İran, Ortadoğu’da mezhepsel temelli bir etki alanı oluşturmaya çalıştı; Hizbullah ve Husiler gibi vekil güçler üzerinden bölgesel nüfuzunu artırma stratejisi izledi. Zaman zaman ABD’ye yönelik sert söylemler ve meydan okumalar da bu politikanın parçası oldu.

Bir diğer kritik başlık ise nükleer program meselesi. İran’ın nükleer kapasite geliştirme çabaları, özellikle İsrail açısından varoluşsal bir tehdit olarak algılandı. Bu noktada bölgesel gerilimin tırmanması kaçınılmaz hale geldi.

Son süreçte İran’ın bazı üst düzey isimlerinin hedef alınması, gerilimi yeni bir aşamaya taşıdı. İran’ın verdiği karşılıklar ise daha çok sınırlı füze hamleleri ve kamuoyunu diri tutmaya yönelik sert açıklamalar şeklinde kaldı.

Sahada İran’ın somut ve stratejik bir üstünlüğünden söz etmek bir yana bir varlık gösterebilmesi bile zor görünüyor.

Başta sorduğumuz soruya dönelim:

Kedi aslanla boğuşabilir mi?

Uluslararası ilişkilerde duygular değil, güç dengesi belirleyicidir. Güç asimetrisinin bu denli belirgin olduğu bir tabloda sonucun ne olacağını tahmin etmek zor değildir.