Ramazan ayı kendimizi Check up’dan geçirme vaktidir. Neredeyiz neler yapıyoruz, eksiğimiz ne? Kısaca farkına varma zamanıdır. Gözlem verilere göre sayımız gittikçe azalıyor. Sevinilecek taraf ise dipten gelen şuurlu bir kesimin varlığıdır.

Dünya geneline bakarsak gücü eline geçirenin zayıfı koruyacağı yerde tam tersi eziyor. Modern köleler artıyor. Ve İsrail gibi bir devlet terör estiriyor. Vuruyor öldürüyor ve hiçbir ahlakı kritere uymuyor. Kadın erkek, çocuk hasta demiyor. Tam bir yıkım uyguluyor.

Gücümüz yetmeyince iş dua ve telin, boykota kalıyor.

Buradan çıkış var mı, ümit fakirin ekmeği derler ya, daha fazlası olsa mümkün mü? Evet, var ve bu mümkün formülü şöyle bilgiyi üremeliyiz, manen güçlü olmalıyız ve maddi gücümüz istenen seviye gelmeli. Kısaca ilim ehline zenginimize ve idarecilerimize biraz fazla yük düşüyor. Avam için yapılacak bir şey yok mu? Var. Nedir? Bazı ibadetleri yaparak bu yeter dememeliyiz. Arif insanlarımızın sayısı artmalı, kurtarıcı bekleme züğürt tesellisi olur.

Burada en önemli husus manen güçlü olmaktır. Hamas örneği bunun en yeni versiyonudur. O zaman neyi bilmeliyiz ki manen gücümüz bizi taşısın. Bir yılda Çin’e giden Sa’d bin Ebi Vakkas’lar türesin, artsın.

Malum ramazan ayındayız ve bu ayın bize kazandırdığı en kolay ve en sağlam yerini bilmek, farkına varmak bir çaredir. Nasıl mı? Şöyle: Oruç ibadetinin bir tek rüknü var. Kelime olarak en sağlam, kuvvetli yanı, köşesi demektir. Dini olarak ibadet ve akitlerin/sözleşmelerin aslı unsurudur. İmsak orucun başlama zamanı tutmak yeme içme ve cinsi münasebetten iftar anına kadar kendimizi yasaklamaktır.

Rükün neden önemli? İşin farkına varana bu onu yukarıya taşır. Sıradan bir insan olmanın ötesine yükseltir. Kısaca kendini cemaatin ileri gelenlerinden biri kılabilir.

Rükün tüm hasena olan ibadetler de vardır. Hac için Arafat vakfesi, namaz da başlangıç tekbiri, kıyam kıraat, rükû secde ve son oturuş.

Oruç ibadeti sıradan bir ibadet değil. Bizi salih amel işleyen biri haline getirecek. Daha fazla sorumlu duyarlı kılacak, iftar anında sevindirecek ve bir de ahiret boyutu var.

Dikkat edilmesi gereken sadece fıkhı boyutundan kalmamak lazım… Bu ibadet bize ne diyor diye anlamak lazım. Açlık ve susuzluğu hissetmek normaldir. Tüm dikkatimizi iftar menüsü üzerine olursa derinliği yakalamak mümkün değildir. Ruhen zindeleşmek, manen ve madden aç kalan insanlara nasıl ulaşabilirim, ne yapabilirim diye zihnen dikkat etsek esası yakalamış oluruz.

Ramazan ayı ve oruç bizi daha duyarlı hale getirir. “İyilik ve takva üzerine yardımlaşın düşmanlık üzerine; yardımlaşmayın” Maide 2 ayeti üzerine hangi imkânımız varsa onu harekete geçirmek için imsak vakti müthiş bir imkândır.

Oruç tutanlarımızın sayısını artması yanında kaliteli insanlara şiddetle ihtiyaç var. O zaman bu ibadetin sadeliği yanında derinliğine merak etmek, bilmek hissetmek daha bir artı kazanım demektir.

Oruç karşısında duyarsız kalanlar çok şey kaybeder. Neden böyle davranır insan inancının zayıflığı en belirgin tarafıdır. Hâlbuki iman çok dikkatli olmaktır, uzağı koşmaktır, içimizde bir ışıktır, yolumuzu aydınlatır, kuvvettir.

İnsanın en kuvvetli olması gereken güven duygusunu kaybetmesidir. İmam Allah’a güvenmektir. Çünkü o bilendir, görendir.