Türk futbolunun en tartışmalı organizasyonlarından biri hiç şüphesiz Bölgesel Amatör Ligi (BAL). Kağıt üzerinde amacı net: Bölgesel rekabeti artırmak, altyapıdan gelen genç oyunculara vitrin olmak ve profesyonel liglere geçişte bir köprü görevi görmek. Ancak sahadaki gerçekler bu ideal tablonun oldukça uzağında.

Bugün BAL Ligi, birçok kulüp için sportif bir hayalden çok maddi bir külfet haline gelmiş durumda. Uzun deplasmanlar, artan ulaşım ve konaklama giderleri, lisanslı oyuncu maliyetleri ve prim yükleri; zaten sınırlı bütçelerle ayakta kalmaya çalışan amatör kulüplerin belini büküyor. Çoğu kulüp sezonu tamamlayabilmek için borçlanıyor, bazıları ise lig bitmeden pes etmek zorunda kalıyor. Bu tablo sürdürülebilir değil.

Daha da düşündürücü olan ise ligin felsefesiyle uygulaması arasındaki büyük çelişki. BAL Ligi’nin temel amacı genç futbolcuları yetiştirmek, onları üst liglere hazırlamak olmalıydı. Ancak bugün sahaya baktığımızda, birçok takımda emeklilik çağına gelmiş, profesyonel kariyerinin son durağı olarak BAL’ı seçmiş futbolcuların ağırlıkta olduğunu görüyoruz. Gençler ise ya kulübede bekliyor ya da “sonradan oyuna gir” rolüne mahkûm ediliyor.

Bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor:

BAL Ligi gerçekten gençleri mi yetiştiriyor, yoksa profesyonel futbolu bırakmak istemeyen oyuncular için bir sığınak mı oldu?

Ne yazık ki ikinci şık gerçeğe daha yakın.

Üstelik bu durum sadece sportif gelişimi değil, futbolun yerel ruhunu da zedeliyor. Tribünlere umutla gelen genç bir futbolcu adayı, sahada kendisine şans verilmediğini gördüğünde futboldan soğuyor. Kulüpler ise “hemen başarı” baskısıyla altyapıdan oyuncu çıkarmak yerine hazır isimlere yöneliyor. Kısır döngü tam da burada başlıyor.

Çözüm Ne Olmalı?

Bu noktada radikal ama gerçekçi bir öneri kaçınılmaz hale geliyor:

BAL Ligi statü olarak değiştirilmelidir.

Bölgesel Amatör Lig, mevcut haliyle amatörlük sınırlarını çoktan aşmış durumda. O halde neden adını koymuyoruz?

BAL, 4. Lig olarak yeniden yapılandırılmalı ve özel bir statüye kavuşturulmalıdır. Bu ligde;

Yaş kontenjanları net şekilde uygulanmalı,

Genç oyuncu oynatma zorunluluğu kağıt üzerinde değil, sahada denetlenmeli,

Deplasman yükünü azaltacak bölgesel gruplar daha dengeli oluşturulmalı,

Kulüplere maddi destek ve teşvikler net kriterlere bağlanmalı,

Altyapıdan oyuncu çıkaran kulüpler ödüllendirilmeli.

Aksi halde BAL Ligi, ne amatör ruhu koruyabilecek ne de profesyonel sisteme gerçek anlamda hizmet edebilecek.

Sonuç Yerine

Türk futbolunun sorunu sadece Süper Lig’de ya da 1. Lig’de değil. Sorun, temelin çatlamış olmasında. BAL Ligi bu temelin en kritik basamaklarından biri. Eğer burada doğru bir yapı kurulamazsa, yukarıya sağlam oyuncu çıkmasını beklemek hayal olur.

Artık günü kurtaran çözümler değil, cesur ve kalıcı kararlar zamanı. BAL Ligi ya amacına uygun hale getirilmeli ya da açıkça profesyonel bir 4. Lig kimliğine büründürülmelidir. Aksi halde hem kulüpler kaybedecek hem de Türk futbolunun geleceği…