Acısıyla tatlısıyla bir yılı daha geride bıraktık. 2025 yılı, spor adına hem sevincin hem de hayal kırıklıklarının bir arada yaşandığı bir yıl oldu. Kimi takımlar şampiyonluk sevinci yaşarken, kimileri küme düşmenin üzüntüsünü tattı. Sporcular geldi geçti, kulüp başkanları değişti, teknik adamlar görevlerine veda etti. Kısacası sporun her alanında hareketli ve yoğun bir yıl yaşadık.
Ancak 2025’in özellikle son aylarına damga vuran en önemli konu, bahis ve şike iddiaları oldu. Amatöründen profesyoneline kadar birçok ligde yaşanan bu gelişmeler, spor kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Soruşturmalar derinleştikçe sporcular, yöneticiler, hakemler, hakem gözlemcileri ve kulüp başkanları hakkında çeşitli cezalar gündeme geldi.
Bu süreç, sporun ne kadar hassas ve korunması gereken bir alan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Sporda adalet duygusu zedelenirse, emeğin ve alın terinin anlamı kalmaz. Sahada dökülen terin, tribündeki heyecanın ve gençlerin spora olan inancının kirletilmesine kimsenin hakkı yoktur.
Yaşananları bir nevi sporun kendi kendini temizleme süreci olarak görmek gerekiyor. Nasıl ki insan sağlığı için arınma önemliyse, sporun da zaman zaman bu tür sancılı dönemlerden geçmesi kaçınılmazdır. Kim suça bulaşmışsa, kim yasal olmayan işlere karışmışsa, isim ve mevki fark etmeksizin gereken cezaların verilmesi şarttır. Aksi halde bu sorunlar kangren haline gelir.
2026 yılına girerken en büyük temennim, sahada sadece mücadelenin, tribünde sadece coşkunun konuşulduğu bir spor ortamıdır. Sonuçların masa başında değil, yeşil sahada belirlendiği; hak edenin kazandığı bir spor düzeni hepimizin ortak beklentisidir.
Ben inanıyorum ki 2026 yılı, sporun yeniden güven kazandığı, temiz ve adil müsabakaların ön plana çıktığı bir yıl olacaktır. Bu inancı canlı tutmak da, spora gönül veren herkesin sorumluluğudur. Çünkü temiz spor, sadece bugünün değil, gelecekteki sporcuların da en büyük güvencesidir.
Dileğimiz; 2026’nın sporda başarıların, centilmenliğin ve adaletin yılı olmasıdır.