Onun adı anılınca kafamda hemen Üsküdar, nostalji, tarih…gibi kavramlar canlanır. Burası 150 yılı aşkın bir zamandır milletimizin hizmetinde olan çok köklü bir sağlık kurumu. Orada nice hastalar şifa buldu, nice bebekler doğdu, nice hekimler uzmanlık eğitimi aldı.

1001-11

Ben de bu kutlu ocakta 1984-1988 arası Uzmanlık Eğitimi alanlardanım.

Oradaki çalışmalarımız, tuttuğumuz nöbetler, baktığımız hastalar, edindiğimiz dostluklar, yaşadığımız anılar…

Hiçbiri unutulmaz.

En unutulmaz anıları da nöbetlerde yaşardık.

Zaman zaman ünlülerin de uğrak yeri bir hastanedir.

Bir gün sabaha karşı Acile 3-4 aylık bir bebek geldi. Annenin kucağında bir ağlıyor ki, öyle böyle değil. Baba oldukça meşhur biri. O yıllarda bir bestesi de dillerde:” Seninle başım dertte…” Selami Şahin. Çocuğu muayene ettim. Kasık bölümünde bir şişlik. Belli ki zavallı yavrucak önemli bir fıtıktan mustarip. Fıtık ya boğulmuş ya da boğulmaya ramak kalmış. Hemen Çocuk Cerrahisi polikliniğine yönlendirdim.

Bir başka gün…

Akşam yemeğine az bir zaman kala Çocuk Polikliniğinin kapısında, küçük bir çocukla, yine çok tanıdık biri bekliyor. Edip Akbayram. Son derece saygılı ve kibar sözlerle çocuğun şikayetlerini anlatıyor Edip Bey. Yüksek ateş, boğaz ağrısı varmış. Kriptik tonsillit tanısıyla reçetesini yazdım, teşekkür edip ayrıldılar.

1000-22

1987 yılı bir gece…

Yine ekip olarak nöbetteyiz Geç vakit Barış Manço beş-altı yaşlarındaki oğlunu getirmiş. Doğukan. Bu sefer polikliniğe değil, doktor dinlenme odasına yakın bir yere getirilen hastaya üç asistan beraber koştuk. O zaman da duyuyoruz Barış Manço kolon kanseriymiş filan diye… Sonrası epey daha yaşadı kıymetli sanatçımız. Bu hasta da bademcik iltihabıydı, Edip Akbayram’ın çocuğu gibi. Reçetesini de aramızdaki en kıdemli asistan Dr. Tahsin Bey yazdı: Penisilin iğnesi.

Bir başka nöbet. Bu sefer hastamız üç günlük bir bebek. Süleymaniye Doğumevinde dünyaya gelmiş. Ama bunun ailesi meşhur değil. Arkadaşım Dr. Remzi Bey hastayı yatıracak. Dosyasını dolduruyor:

“Bebeğin adı ne bacım?”

“ Satılmış”

Baba adı?

“O da Satılmış”

Arkadaş annenin yüzüne şöyle bir bakıyor şaka filan olmasın diye… Şaka olmadığını anlayınca tekrar soruyor hiddetli hiddetli: “Yahu kardeşim dünyada hiç başka isim kalmadı mı, babası Satılmış oğlu Satılmış?”