“Ümmidi istikbalin ziyadar çiçekleri gençlerdir” ifadesi, Mustafa Kemal Atatürk'ün gençliğe verdiği değeri, güveni ve Türk milletinin geleceğine olan inancını anlatan edebi ve bir sözdür.

Mustafa Kemal şöyle ifade etmiştir bu konuyu;

“Başımıza neler örülmek istenildiği ve nasıl mukavemet ettiğimiz ve daha doğrusu milletin arzu ve amaline tevfikan ve onun müzaheretiyle nasıl çalıştığımız görülmeli ve ensali atiye için ibret ve intibahı mucip olmalıdır. Zaten her şey unutulur. Fakat biz her şeyi gençliğe bırakacağız, o gençlik ki hiçbir şeyi unutmayacaktır.” (Mazhar Müfit Kansu-Erzurum’dan ölümüne kadar Atatürk’le beraber kitabı sy.471 )

Bugün 23 Nisan 1920'de TBMM Ankara'da açılışının 106’ncı yılını coşku ile kutluyoruz.

Millet iradesinin tarihte nasıl tecelli ettiğini kısa , kısa sizlerle paylaşmak isterim.

Mustafa Kemal Atatürk, yönetim şeklinin cumhuriyet olacağını Milli Mücadele (Kurtuluş Savaşı) sürecinin henüz başlarında, Erzurum Kongresi devam ederken (Temmuz 1919) Mazhar Müfit Kansu'ya yazdırmıştır.

Tarih: 20 Temmuz 1919 (bazı kaynaklarda 7/8 Temmuz gecesi olarak geçer).

Ortam: Erzurum Kongresi günleri.

Olay: Mazhar Müfit Kansu'ya (Kansu) tutturduğu not defterine, "Zaferden sonra hükümet şekli Cumhuriyet olacaktır" maddesini yazdırmıştır.

Buradan anlaşılacağı üzere, şahsi değil millet iradesinin esas olacağı yönetim şeklini Kurtuluş Savaşı başlamadan önce kayıtlara geçmiştir.

Mustafa Kemal her konunun tartışarak masaya yatırılarak bazen günlerce sorgulayarak alınması tarafındadır. Bunun için özellikle I. Meclis konuşma ve tutanaklarında yer aldığı gibi milletvekilleri ciddi tartışmalara girer ,hatta fikir konusunda kavgada edilir ancak hiçbir zaman fiili bir kavgaya dönüşmezdi. Dolayısı ile millet için en doğruyu ve sağlıklı işleyişi bulmak esastı. Hatta Erzurum Kongresi’nden sonra gönderilen yazılarda millet iradesinin vurgulandığı Heyeti Temsiliye namına Mustafa Kemal ibarelerini yazmıştır.

Erzurum Kongresi’nde zaferden sonra “Hükümet şekli Cumhuriyet olacaktır” ibaresinin ilk hayata geçen bölümü 23 Nisan 1920 I. Meclisin açılması ile hayata geçmiş oldu.

1635965129 Ataturk

Hatta Mustafa Kemal ‘in bu söylemine en yakınındaki kişi olan Mazhar Müfit bile inanmamış şöyle demiştir; “Hayal görüyorsunuz Paşam”

Hayal olmadığı tek tek uygulandığını görmüş oluyoruz. Uygulama adım adım ilerlemiştir.

İlk TBMM’nin çalışma esasları

*TBMM'nin üstünde bir kuvvet yoktur.

*Hükümet kurmak gereklidir.

*Geçici olmak kaydıyla bir başkan ve padişah vekili atamak uygun değildir (hükûmet devamlılığı).

*TBMM yasama ve yürütme yetkilerine sahiptir (güçler birliği ilkesi).

*Padişah ve halife bulunduğu baskıdan kurtulduktan sonra meclis tarafından belirlenecektir

TBMM'nin önemi ve özellikleri

Bu önerge 20 Ocak 1921 anayasası kabul edilinceye kadar meclisin çalışma esaslarını belirlemiştir.

TBMM “Kurucu Meclis” özelliğindedir. Olağanüstü yetkilere sahip bir ihtilal meclisidir.

Meclis hükûmeti sistemi esas alınmıştır.

Güçler birliği ilkesi esas alınmıştır.

Mustafa Kemal Paşa meclisin, hükûmetin ve yeni devletin başkanıdır.

TBMM üstünde güç yok denilerek İstanbul Hükümeti yok sayılmıştır.

Meclis inkılapçı değildir.

Bu noktada şu konuya değinmekte fayda görüyorum. Mustafa Kemal niçin çocukları ve gençleri geleceğin teminatı görmüştür? Niçin çocuklara böyle bir bayram hediye etmiştir? Neyi planlamıştır?

Osmanlı Devleti, 1. Dünya Savaşı'nda yaklaşık 700.000 ile 772.000 arasında askerini (şehit, hastalık ve esir) kaybetti. Toplamda 2,5-3 milyona yakın askerin seferber edildiği savaşta, şehitlerin yanı sıra yaklaşık 400.000 ila 600.000 civarında gazi/yaralı ve yüz binlerce esir veya firari ile ordu büyük bir yıkım yaşadı.

Çanakkale Savaşı'nda Osmanlı İmparatorluğu'nun toplam zayiatı (şehit, yaralı, esir ve kayıp) yaklaşık 250.000 - 255.000 civarındadır. Kesin şehit (hayatını kaybeden) sayısı kaynaklara göre değişmekle birlikte, genellikle 55.000 ila 60.000 civarında olduğu (yaklaşık 56.000-57.000) belirtilmektedir

Osmanlı Devleti, 1912-1913 Balkan Savaşları'nda (özellikle 1. Balkan Savaşı'nda) çok ağır kayıplar vermiştir. Genel kabul gören verilere göre yaklaşık 50.000-60.000 asker şehit düşmüş, 75.000-100.000 arası asker yaralanmış, 100.000'den fazla asker esir düşmüş veya salgın hastalıklar (kolera) nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Toplam zayiat 300.000'in üzerindedir.

Görüldüğü üzere üst üstte gelen savaşlar nedeniyle çok ciddi şehit ,gazi vermiş bulunuyoruz.

Hal böyle olunca cumhuriyetin geleceğini emanet etmek için çocukların geleceğini garanti altına almak gerekiyor ki, Cumhuriyetin geleceği olsun.

Bu sebeple ,23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı oluşturulmuş olup, akabinde şunlarda yapılmıştır.

Yukarıda saydığımız nedenlerle Anadolu’da çocuklar yetim kalmış. Devleti yanında görmek isteyen çocuklar, gençler ve anneler olduğu için öncelikle Türkiye Himaye-i Etfal Cemiyeti kurulmuştur.

Çocuk Esirgeme Kurumu'nun temeli, 30 Haziran 1921'de Ankara'da Mustafa Kemal Atatürk'ün öncülüğünde kurulan Türkiye Himaye-i Etfal Cemiyeti'ne dayanmaktadır. 1934 yılında adı "Çocuk Esirgeme Kurumu" olarak değiştirilen bu kurum, günümüzde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesindeki Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü çatısı altında hizmetlerini sürdürmektedir.

Bu konuda bazı bilgiler vermek isterim.

Anafartalar Çocuk Esirgeme Kurumu

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 23 Nisan 1924’te 23 Nisan gününün bayram olarak kutlanmasına karar verir. Bu tarihten 5 yıl sonra 23 Nisan 1929 tarihinde Atatürk, bu bayramı çocuklara armağan etmiş ve bu tarihten itibaren 23 Nisan yurt sathında Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanmaya başlanmıştır. Karar verildikten hemen sonra ilk kutlanılan yer bugünkü Anafartalar Caddesi'nin üzerinde bulunan Himaye-i Eftal Cemiyeti (Çocuk Esirgeme Kurumu) binasının önüdür.

Evet, Ankara Anafartalar Caddesi'nde bulunan tarihi Çocuk Esirgeme Kurumu binasına "Çocuk Sarayı" denilirdi. Cumhuriyetin ilk yıllarında kimsesiz çocuklara sahip çıkan, eğitim ve barınma ihtiyaçlarını karşılayan bu kurum, modern Türkiye'nin çocuk koruma politikalarının merkezlerinden biri olması açısından büyük öneme sahiptir.

Görüldüğü üzere çocuklara devletin sahip çıkması gerektiği hem yasa ile hem de uygulamayla gerçekleşmiştir.

Atatürk’ün yetim ve öksüz çocuklara sahip çıkar bazılarını evlat edinirdi. Bunlardan birisi de yetim ve öksüz kalmış olan Sabiha Gökçen’i 1925 yılında Bursa gezisi sırasında evlat edinmiş olmasıdır.

Sabiha Gökçen;

Sabiha Gökçen (1913-2001), Türkiye'nin ilk kadın pilotu ve dünyanın ilk kadın savaş pilotu unvanına sahip Türk havacıdır. Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi kızı olan Gökçen, Türk Hava Kurumu'nda görev almış ve 8000 saatten fazla uçuş gerçekleştirerek havacılık tarihine geçmiştir.

Sabiha Gökçen Hakkında Önemli Bilgiler:

Doğumu ve Eğitimi: 22 Mart 1913'te Bursa'da doğdu. Atatürk tarafından evlat edinildikten sonra İstanbul Üsküdar Kız Koleji'nde eğitim gördü.

Havacılık Kariyeri: 1935'te Türk Hava Kurumu'nun Türk Kuşu Sivil Havacılık Okulu'na girdi. Rusya'da yüksek planörcülük eğitimi aldı.

İlk Savaş Pilotu: 1936'da askeri havacılık eğitimi alarak dünyanın ilk kadın savaş pilotu oldu ve çeşitli askeri operasyonlarda görev yaptı.

Miras: Türk havacılığının öncülerinden olan Sabiha Gökçen'in ismi, İstanbul'daki ikinci uluslararası havalimanına (Sabiha Gökçen Havalimanı) verilmiştir.

Son olarak I. Meclisin açılışını bir anlamda çarşaf liste ile en çok oyu alarak mazbatasını alan Sinop vekili 75 yaşındaki Mehmet Şerif en yaşlı üye olarak meclisi açmıştır. Zor şartlarda Ankara’ya gelen 115 millet vekili coşku ile 23 Nisan 1920’deTBMM’ni açmışlardır. Kendilerine minnettarız.

Yaşasın Cumhuriyet !

Saygı ile kalınız.