Amatör kulüplerde başkanlık yapmak dışarıdan bakıldığında bir unvan gibi durabilir. Oysa işin mutfağına girildiğinde bunun ne kadar ağır bir sorumluluk, ne kadar büyük bir özveri gerektirdiği açıkça görülür. Hele ki yerel liglerde mücadele eden kulüplerimizde başkanlık; çoğu zaman hem yöneticilik, hem sponsor arayışı, hem ağabeylik, hem de gerektiğinde kasadan ödeme yapmak anlamına geliyor.
Amatör camiada neredeyse her şey başkandan bekleniyor. Forma mı alınacak? Başkan.
Otobüs mü ayarlanacak? Başkan.
Prim mi verilecek? Başkan.
Saha sorunu mu var? Yine başkan…
Yönetim kurulları elbette var. Ancak uygulamada yükün büyük kısmı başkanın omuzlarına biniyor. Özellikle maddi konularda destek bulmak kolay değil. Esnafın, iş insanlarının kapısı çalınıyor; çoğu zaman alınan cevap ekonomik şartlar nedeniyle “zor” oluyor. Buna rağmen kulüp yaşasın diye başkanlar kendi imkanlarını seferber ediyor.
Oysa sağlıklı bir kulüp yapısında kararlar ortak alınmalı, sorumluluklar paylaşılmalı. Başarı ekip işidir. Yönetimle bütünleşmiş, görev dağılımı net yapılmış kulüplerde hem yük hafifler hem de sürdürülebilir bir yapı oluşur. Ancak bizde çoğu zaman “nasıl olsa başkan halleder” anlayışı hakim.
İşin en zor tarafı ise psikolojik yük. Sezon başında umutlar büyük. Transferler yapılıyor, hedefler konuluyor. Takım kazandığında “hep birlikte başardık” deniliyor. Ancak işler kötü gittiğinde oklar tek bir noktaya yöneliyor: Başkan. “Yapamadı”, “yönetemedi”, “bıraksın” sesleri yükseliyor. Oysa aynı başkan, sezon başında alkışlanan isim değil miydi?
Başkanlık görevinden istifa etmek bile çoğu zaman çözüm olmuyor. Çünkü maddi olarak yapılan harcamalar, verilen sözler, açılan kapılar geride kalıyor. Manevi olarak ise kırgınlıklar, yıpranmışlıklar ve çoğu zaman yalnız bırakılmışlık hissi…
Amatör spor; gençlerimizi kötü alışkanlıklardan uzak tutan, mahalle kültürünü yaşatan, dostluğu ve rekabeti bir arada öğreten çok kıymetli bir yapı. Bu yapının ayakta kalması fedakar insanların omuzlarında yükseliyor. Ancak bu fedakarlığın tek kişiye yüklenmesi ne adil ne de sürdürülebilir.
Artık amatör kulüplerde yönetim anlayışının değişmesi gerekiyor. Başkan yalnız kalmamalı. Yönetimler daha aktif olmalı, görev paylaşımı net yapılmalı, maddi kaynak üretme konusunda kolektif akıl devreye girmeli. Yerel yönetimler ve iş dünyası da bu yükün farkında olmalı.
Unutmayalım; bir başkan yalnızca bir imza yetkilisi değil, çoğu zaman kulübün lokomotifidir. O lokomotif raydan çıkarsa vagonların da ilerlemesi zorlaşır. Amatör sporun yaşaması için başkanlara değil, güçlü ve bilinçli yönetim kültürüne ihtiyacımız var.
Çünkü amatör ruh fedakarlık ister…
Ama fedakarlık tek kişinin omzuna bırakılacak kadar hafif değildir.