Türk futbolunun ve genel anlamda spor kulüplerimizin en büyük sorunlarından biri hiç kuşkusuz alt yapı meselesidir. Her sezon başında “Bu yıl alt yapıdan oyuncu çıkaracağız” denir. Ancak sezon bittiğinde tablo yine değişmez. Çünkü sorun söylemde değil, sistemdedir.

Bugün birçok kulüp, alt yapıyı sadece prosedür gereği ayakta tutuyor. Oysa gerçek şu ki; bir kulübün geleceği transfer tahtasında değil, alt yapı sahasında yazılır. Avrupa’da bunun en güzel örneklerini görüyoruz. Örneğin FC Barcelona yıllarca La Masia’dan yetiştirdiği oyuncularla dünya futboluna damga vurdu. Ajax keza aynı şekilde alt yapısıyla anılan bir marka haline geldi. Bizde ise alt yapı çoğu zaman mali yük gibi görülüyor.

En büyük çelişki de burada başlıyor. “Alt yapıdan A takıma yetenekli futbolcular yetiştireceğiz” deniyor ama o alt yapıyı emanet ettiğiniz antrenörlere verilen maaşlar ya çok düşük ya da neredeyse sembolik. Hatta bazı yerlerde komik rakamlarla hocalar çalıştırılıyor. Siz bu şartlarda o hocadan nasıl kaliteli eğitim, disiplinli çalışma ve uzun vadeli planlama bekleyebilirsiniz?

Unutmayalım ki alt yapı hocası sadece antrenman yaptırmaz. O aynı zamanda eğitmendir, psikologdur, rol modeldir. 10-12 yaşındaki bir çocuğun hayalini, karakterini, spor ahlakını şekillendiren kişidir. Eğer o hocaya değer vermezseniz, sistem de değer üretmez.

Bir başka sorun ise Akademi Ligleri’nde bazı takımların kadro şişkinliği. Abartılı sayıda futbolcu alınarak hem velilere umut dağıtılıyor hem de “geniş kadro” görüntüsü veriliyor. Ancak sahada gerçek şu: 30-35 kişilik gruplarda bireysel gelişim mümkün olmuyor. Çocukların çoğu yeterli süre alamıyor, eğitim kalitesi düşüyor. Kalabalık, kaliteyi boğuyor.

Bu noktada federasyon ve yerel yönetimlere de görev düşüyor. Akademi liglerinde kadro sayıları yeniden düzenlenmeli. Antrenörlerin özlük hakları iyileştirilmeli. Alt yapı yatırımları teşvik edilmeli. Hatta belli standartları karşılamayan kulüplere yaptırım uygulanmalı. Alt yapı, “olsa da olur” anlayışıyla yönetilemez.

Yerel kulüplerimiz için durum daha da kritik. Süper Amatör Lig’de, 1. Amatör’de mücadele eden takımlarımız eğer sürdürülebilir başarı istiyorsa transferle değil, yetiştirerek büyümeli. Çünkü ekonomik gerçekler ortada. Her sezon dışarıdan 5-6 oyuncu transfer ederek ayakta kalmak mümkün değil. Ama kendi yetiştirdiğiniz bir oyuncu hem maliyetsizdir hem aidiyet duygusu taşır hem de kulübün ruhunu sahaya yansıtır.

Şunu açıkça söyleyelim: Alt yapı ihmal edilirse, geleceğimiz de ihmal edilir. Bugün gereken adımları atmazsak yarın “Neden oyuncu yetişmiyor?” diye yakınmanın anlamı olmaz.

Artık günü kurtarma değil, geleceği kurtarma zamanı. Alt yapıya yatırım yapmak lüks değil, zorunluluktur. Değer verilen alt yapı; güçlü A takım, sağlam mali yapı ve kalıcı başarı demektir.

Unutmayalım: Büyük takımlar transferle değil, sistemle büyür. Sistem ise alt yapıdan başlar.