Bu kış rehber dostum Mustafa Özkan' ın daveti ile Doğu Ekspresi ile Karsa gitme fırsatı yakaladım. Gezi boyunca tüm ayrıntıları da Nurullah Özkan organize etti ve bizim için unutulmaz anılarla dolu bir tur oldu. Kars'tan otobüsle Van'a geldik. Van hepimizi büyüledi.

Doğu Anadolu’nun yüksek platosunda, mavinin en derin tonuna yaslanan bir şehir Van. Bir yanda sodalı ve uçsuz bucaksız gölü, diğer yanda binlerce yıllık taşların fısıldadığı tarih… Bu şehir, hem doğasıyla hem de kültürüyle insanı yavaşlatan, düşündüren ve zenginleştiren bir durak.

2-87

GÖLÜN KIYISINDA BiR BAŞLANGIÇ

Sabahın erken saatlerinde, göl kıyısında yürürken hafif bir rüzgâr yüzünüze çarpar. Martıların sesi, dalgaların kıyıya vuruşuyla karışır. Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü, yalnızca bir doğal güzellik değil; aynı zamanda Van’ın ruhudur. Suyunun sodalı ve alkali oluşu, kıyısındaki yaşamı ve kültürü de şekillendirmiştir.

1-132

Gölün karşısında yükselen dağ siluetleri ve gün batımında kızaran gökyüzü, fotoğraf karelerine sığmayacak bir manzara sunar. Van’a gelen herkesin ilk durağı çoğu zaman burasıdır.

5-29

SODALI SUDA BiR MUCiZE: İNCi KEFALi

Van Gölü’nün zorlu şartlarına rağmen burada yaşamayı başaran tek balık türü İnci Kefali'dir. Halk arasında “Van balığı” olarak da bilinen bu tür, gölün tuzlu ve sodalı suyuna uyum sağlamış ender canlılardan biridir.

Her yıl Mayıs ve Haziran aylarında inci kefalleri gölden çıkarak tatlı su akarsularına doğru göç eder. Çünkü yumurtalarını bırakabilmek için sodasız suya ihtiyaç duyarlar. Bu göç sırasında akıntıya karşı yüzerek küçük şelaleleri aşmaları, adeta doğanın bir direniş sahnesini andırır. Zıplayarak engelleri geçmeye çalışan balıkların görüntüsü, Van’da bir doğa şölenine dönüşür.

Göç döneminde av yasağı uygulanması, hem türün korunması hem de sürdürülebilirlik açısından büyük önem taşır. İnci kefali, Van’ın sadece doğal bir zenginliği değil; aynı zamanda sabrın ve mücadelenin simgesidir.

6-26

ŞEHRiN SiMGESi: VAN KEDiSi

Van denince akla ilk gelenlerden biri de dünyaca ünlü 'Van Kedisi'dir. Bembeyaz tüyleri ve çoğu zaman biri mavi biri kehribar olan gözleriyle adeta masalsı bir görünüme sahiptir.

Bu özel kedi ırkı, suya olan ilgisiyle de bilinir. Van 100. Yıl Üniversitesi bünyesinde kurulan araştırma merkezinde koruma altına alınan Van kedileri, şehrin en değerli kültürel miraslarından biri olarak kabul edilir. Onu görmek için gelen ziyaretçiler, Van’ın sadece tarihini değil, canlı sembollerini de tanıma fırsatı bulur.

7-19

TAŞLARIN KONUŞTUĞU YER: VAN MÜZESi

Van’ın geçmişine doğru bir yolculuk yapmak isteyenler için en doğru adres Van Müzesi'dir. Müze, özellikle Urartu dönemine ait eserleriyle dikkat çeker.

MÖ 9. yüzyılda bölgede hüküm süren Urartuların metal işçiliği, çivi yazılı kitabeleri ve günlük yaşama dair objeleri burada sergilenmektedir. Özellikle bronz kemerler, silahlar ve taş steller ziyaretçilerin ilgisini çeker.

4-34

TARiHLE YÜZ YÜZE: VAN KALESi

Şehrin hemen yanı başında yükselen Van Kalesi, Urartu Kralı I. Sarduri tarafından yaptırılmıştır. Kale surlarına çıktığınızda hem gölü hem de şehri aynı anda izleyebilirsiniz. Gün batımında burada olmak, Van seyahatinin en unutulmaz anlarından biridir.

Kayalara oyulmuş yazıtlar ve mezar odaları, bölgenin ne kadar eski ve köklü bir geçmişe sahip olduğunu gözler önüne serer.

Van; gölüyle huzur veren, inci kefaliyle hayran bırakan, kedisiyle tebessüm ettiren, müzesiyle düşündüren bir şehir.

3-56

Bu şehir, yalnızca gezilecek bir yer değil; hissedilecek bir deneyimdir. Van’a yapılan bir yolculuk, insana hem doğanın büyüsünü hem de tarihin derinliğini aynı anda yaşatır.

İşte bu yüzden Van, her ziyaretçisine kendi hikâyesini yazdırır.