“ Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz! Umulur ki böylece takvalı (duyarlı) olursunuz.” Bakara 2, 21
Bu ayetler hakkında müfessirler şöyle bir açıklama yapmışlar: ”Yüce Allah bütün insanların kendisine kulluk etmesini emrederken muhatapları da onlardan öncekileri de kendisinin yarattığını ifade ederek, “yaratıcı Allah” kabullerini hatırlatmakta, böylece yaratan kudretin kulluk edilmeye de layık olduğunu kavratmak istemektedir.
Ayrıca kulluk edin” buyruğu kâfirlere yönelik ise “Rabbinizi birleyin”; isyankârlara yönelik ise “Rabbinize itaat edin”; münafıklara yönelik ise “Rabbinizi bilmek için tevhidde ihlâslı olun”; itaatkârlara yönelik ise bu defa “Rabbinize itaatte devamlı ve sebatkâr olun” manasına gelmektedir. Kulluk” kişinin takvaya erişmesini, yani sorumluluk bilinciyle buluşmasını, sorumluluğunu bilip sorumlu davranmasını, kısaca yaratıcı kudrete karşı duyarlı olmasını ortaya koymakta ve bunu kulluğun gerekçesi olarak sunmaktadır.”
Bir başka ilim erbabı ise Allah kullarından niçin ibadet etmelerini istiyor? Sorusuna şöyle cevaplar. Allah'a kulluk etmek, O'na (Allah'a) bir fayda sağlamak için değil (çünkü O'nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur), kulluk edeni, başkasına kul köle olmaktan kurtarmak, hür kılmak, insanlığın (insan için mukadder olan kemali) gerçekleştirmek, kendini ve dolayısıyla Rabbini tanımak içindir. İnsanı yaratmayı Allah murad etmiş, yaratmış ve onun önüne böyle bir hedef koymuştur. İnsan hür iradesiyle bu hedefe doğru da koşabilir, başka hedeflere de yönelebilir; bu yönelişlerin hem dünyada hem de ebedi âlemde karşılığını görür, neticesini elde eder ”Der.
Kulluk bir hayat boyu Allah’ın emir ve yasaklarını ciddiye alıp gücü yettiğince yerine getiren, ibadet ise namaz zekât oruç vs olanlaradır. Dikkat çekmek istediğim husus dini hayat insanı özgürleştirdiği, özügür insan haline getirdiği gerçeğidir. Ne kadar kötü alışkanlık varsa sahibini esir alır. Milyonlarca insanımız kahve köşelerinde, meyhanelerde ömür tüketiyor. At yarışları, toto, loto şans oyunları ile umut tacirlerine malzeme oluyorlar.
Şu durumu da söylemek gerekirse Ramazan ayı gelince bu alışkanlıklarını bırakıp namaz oruç hatta teravih için camilere gelen insanlarımız da var. Yani insan isterse bu kötü alışkanlığını dur diyebiliyor. Burada irade dediğimiz iç kuvvet devreye giriyor.
“Allah istediği şeyi daima yapandır, (mutlak) irade sahibidir” Burûc 16 Küllü irade Allah’a ait ama bize yetecek olan kısmi olanı da Allah vermiştir. İrade nedir nasıl kullanmalıyız?
İradeyi şöyle tarif etmişler. Aşırı istekten, arzudan, ihtiyaçtan, umuttan, beklentiden oluşan bir kuvvettir. Yapılması veya terk edilmesi hükmünü vermesinin adıdır. Ne oluyor ki, en iyisini isteyen insan iş bedel ödemeye gelince istemiyor? Hâlbuki insana doğru bilgi verilmiş. Yetmemiş en güzel, en ekonomik faydalı olanı neden amaç edinmez?
Kur’an insanın “Sarp yokuş” olarak tarif ettiğini benimsemiş olsa sonra gereğini yapsa ucu cennete çıkacak. Bu meşakkate dayanabilecek bir kapasiteye de sahiptir insan. Bu meselenin iki ayağı var. Birincisini şöyle açıklamışlar. İnsan benliğine, içgüdülerine, günaha ve insanlara köle olmaktan kurtarmak istemiyor. Bu bazen can ve mal güvenliği bazen ise sıradan biri olmaktan kaynaklanıyor.
Kul ve köle arasında bir fark var. Köle efendi olarak gördüğünü vermez veremez. İnsana illa insana kul olmaz. Bu mal olur, mevki olur adı farklı olsa da değişmez. Kul olmak özgür olmaktır, kölenin seçim hakkı yoktur. Allah insana verdiği irade aslında bir iç aydınlık, hidayettir. Kul olunca yasak olanı işleme hakkı bile vardır. Tövbenin varlığını unutmayalım. Daha ötesi hatasız olan yalnız Allah’tır.
Kim insanların vicdanını yürüyüşe geçirecek? Gönül fethini kim yapacak? Sarp yokuşu ancak aktif olanlar yapabilir. Çünkü onlar bu yokuşun sonucunun nereye çıkacağını bilirler.
En doğru bilgi Kuran’dır, yaşanılması durumunda estetik açısından en güzel ve ekonomiktir faydalıdır. Niçin insan bu güzellikten mahrum eder. İki sebebi var birincisi insanın kendine yaptığı kötülük. İnsan zaafına kurban oluyor. Sevdiği beğendiği dış kabuğundaki cazibe olan günahlar. Şeytanın tuzaklarından kendini kurtarmak istemiyor. Farkında olmadan köle olmayı uygun görüyor. Bu gün kölelik adını konulmamış çağdaş bir kölelik. Birilerini insanları yönlendiriyor, algı operasyonları yapıyorlar. İnsan buradan çıkmak istemeli, akıntıya kürek çekmemeli.
İslam’ın ilk dönemi Mekke de insanlar üç guruba ayrıldılar. Evvelin olanlar, karşı çıkanlar ve seyirci olanlar. Mekke fethi günü tüleka azat edilmiş köle denilen kesim. Evvelin olanlar Allah’u Teâlâ’nın övdüğü kesim. En iyiler olanlar insanların kölelikten hürriyete kavuşturan olmuşlar. Müslümanlar ilmen ahlaken, ekonomik olarak güçlü olurlarsa özgürlük oluşur. İnsanlar iradelerini kullanırlar.