Futbol…

Hepimizin ortak tutkusu, neşesi, stres atma şekli… Halk olarak derdimiz de olsa, moralimiz bozuk da olsa, hafta sonu bir topun peşinde koşan 22 adamı izlemek bize iyi gelirdi. Kimimiz kahvede arkadaşlarla maç yorumlar, kimimiz stadyumda takımının renklerine sarılıp bağırır, kimimiz de televizyon başında dakikaları sayardı.

Ama ne yazık ki, son dönemlerde bu büyü bozuldu. Futbolun tadı gerçekten kaçtı.

Eskiden sahada ter döken futbolcunun emeğine, tribünde yürekten destek veren taraftarın sevgisine inanırdık. Şimdi ise inancımız sarsıldı.

Neden mi?

Çünkü artık sadece topun değil, adaletin de sahada yuvarlandığına şahit oluyoruz. Yapılan fahiş hakem hataları, kulüplerin içine düştüğü ekonomik çıkmazlar, hatta Federasyonun açıkladığı bahis skandalları futbolun ruhunu kirletmeye başladı.

Bir zamanlar “hata insana mahsustur” diyerek geçiştirdiğimiz pozisyonlar, artık sistematik hale geldi. Aynı hatalar, aynı isimler, aynı maçlarda… Tesadüf mü? Elbette değil. Taraftarın güveni sarsıldı, futbolcunun morali bozuldu, yöneticiler dertli.

Kimse eskisi gibi heyecanla “bu hafta kim oynuyor” diye sormuyor.

Bir de işin ekonomik boyutu var. Küçük kulüpler ayakta kalmakta zorlanıyor, genç yetenekler destek bulamıyor. Transfer sezonları kabusa dönüyor. Alt liglerde futbolcu maaşları aylarca ödenmiyor. Futbol artık bir “emek” değil, adeta bir “risk alanı” haline geldi.

Eskiden mahalle aralarında kurulan takımlar şehrin gururuydu, şimdi borç batağında can çekişiyorlar.

Ve son olarak… Bahis skandalı.

Futbolun en kara lekelerinden biri.

Federasyonun açıkladığı bazı hakem ve futbolcuların bu işe karıştığı iddiaları hepimizi derinden sarstı. Çünkü bu iş sadece para meselesi değil, emeğe, alın terine, adalete ihanet demek. Bugün ortaya çıkanlar sadece görünen yüzü belki de… Kim bilir geçmişte kimlerin emekleri boşa gitti, kimlerin teri karşılıksız kaldı?

Artık hepimiz aynı soruyu soruyoruz:

“Bu futbol kimin için oynanıyor?”

Taraftar için mi, yoksa menfaat sahipleri için mi?

Yine de bir umut var içimizde.

Çünkü bu ülkenin her köşesinde hâlâ topa tutkuyla vuran çocuklar var.

Onlar sayesinde futbolun masumiyetine inanıyoruz.

Belki bir gün, yeniden sadece sahadaki mücadeleyi konuşuruz.

Belki o zaman futbolun tadı, yeniden yerine gelir.