Sağlık

KAŞINTILARI CİDDİYE ALIN

Pamukkale Üniversitesi Hastaneleri Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Ahmet Metin, çoğu zaman basit bir yakınma olarak görülen kaşıntının kronik bir deri hastalığının habercisi olabileceğini belirterek, ciddiye alınması uyarısı yaptı.

PAÜHastaneleri Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Ahmet Metin, Dünya Prurigo Günü nedeniyle açıklama yaptı, toplumda çoğu zaman basit bir yakınma olarak görülen ancak hastaların yaşamını ciddi şekilde etkileyen kaşınmaya ilişkin hayati bilgiler aktardı.

Kronik prurigo yani kaşıntının, yıllarca sürebildiğini belirten Prof. Dr. Metin, bunun kronik bir deri hastalığı olduğunu ifade etti.

Prof. Dr. Metin, “Kaşıma sonucunda deride kabarık, sert, kabuklu ve çoğu zaman iz bırakan lezyonlar gelişir. Bu durum hastalığın en sık görülen formlarından biridir ve lezyonlar genellikle nodül şeklinde olup; bu hastalık yalnızca deriyi etkileyen bir sorun değildir. Günümüzde kronik prurigonun deri, bağışıklık sistemi ve sinir sistemi arasındaki karmaşık etkileşim sonucu ortaya çıktığı bilinmektedir. Şiddetli kaşıntı kaşımayı, kaşıma yeni yaraları, yeni yaralar ise daha fazla kaşıntıyı tetikleyerek bir kısır döngü oluşturur. Bu döngü kırılmadığında hastalık kronikleşir ve yaşam kalitesi önemli ölçüde bozulur. En belirgin özelliği şiddetli ve inatçı kaşıntıdır. Kaşıntı özellikle gece saatlerinde artabilir ve uyku düzenini bozabilir. Hastalarda yanma, batma, ağrı ve hassasiyet gibi yakınmalar da görülebilir. Uzun süren kaşıntı nedeniyle oluşan deri lezyonları zamanla kalıcı izlere yol açabilir ve atopik dermatit, kronik egzama, böbrek ve karaciğer hastalıkları, diyabet, tiroid hastalıkları ve bazı nörolojik hastalıklarla birlikte görülebilir. Ayrıca uyku bozukluğu, anksiyete, depresif belirtiler ve sosyal izolasyon gibi sorunlara da neden olabilir. Bu nedenle hastaların yalnızca deri bulguları değil, genel sağlık durumları da bütüncül olarak değerlendirilmelidir” dedi.

"KAŞINTI BAZEN YALNIZCA BİR BELİRTİ DEĞİL, BAŞLI BAŞINA CİDDİ BİR HASTALIĞIN SESİ OLABİLİR"

Tedavide amacın kaşıntıyı azaltmak, kaşıma döngüsünü kırmak ve yaşam kalitesini artırmak olduğunu anlatan Prof. Dr. Metin, “Nemlendiriciler ve topikal tedavilerden fototerapiye, bağışıklık sistemini düzenleyen ilaçlardan yeni nesil biyolojik tedavilere kadar farklı seçenekler bulunmaktadır. Son yıllarda geliştirilen hedefe yönelik tedaviler bu hastalar için önemli umutlar sunmaktadır. Hastaların düzenli nemlendirici kullanmaları, deriyi tahriş eden uygulamalardan kaçınmaları, tırnaklarını kısa tutmaları ve dermatoloji uzmanlarının önerilerine uygun şekilde takiplerini sürdürmeleri önerilmektedir. Unutulmamalıdır ki bu hastalık bulaşıcı değildir ve kişisel temizlik eksikliğinden kaynaklanmaz.” diyen Prof. Dr. Ahmet Metin, sözlerine şöyle devam etti: “Uzun süren kaşıntı ve kaşımaya bağlı gelişen nodüler deri lezyonları ihmal edilmemeli vemutlakadermatoloji uzmanlarına başvurulmalıdır. Kronik kaşıntıyı ciddiye alalım, hastaları suçlamayalım ve erken tanı ile doğru tedavi sayesinde yaşam kalitesini birlikte yükseltelim” dedi. HABER MERKEZİ