Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Türkan Tüzün, 28 Temmuz Dünya Hepatit Günü’nün amacı ve önemi ile ilgili açıklama yaptı. Dünya Hepatit Günü kapsamında, viral hepatitler konusunda toplumun farkındalığını artırmak; korunma, erken tanı, tedavi ve düzenli izlemin önemini vurgulamak etkinlikler düzenlendiğini belirten Türkan Tüzün, hepatitin, genel anlamıyla karaciğerin iltihaplanması olduğunu söyledi.
A, B, C, D ve E virüslerinin neden olduğu viral hepatitlerin, dünya genelinde önemli bir hastalık yükü oluşturduğunu belirten Türkan Tüzün, “Dünya Sağlık Örgütü’nün 2026 yılı Dünya Hepatit Günü temasında, insanların hepatitten korunma, test, tedavi ve bakım hizmetlerine ulaşmasının önündeki bilgi ve farkındalık eksikliği, damgalanma, ekonomik güçlükler, sağlık hizmetlerine erişim sorunları ve tanı ile tedavide yaşanan gecikmeler gibi engellerin ortadan kaldırılması gerektiğini vurgulamaktadır. Dünya Hepatit Günü yalnızca bir farkındalık günü değil; önlenebilir hastalıkları ve ölümleri azaltmak, daha fazla insanın zamanında tanı ve tedaviye ulaşmasını sağlamak için güçlü bir harekete geçme çağrısıdır. Tedavi gerektiren hastalara uygun antiviral tedaviyi başlıyoruz, o aşamada tedavi gerekmeyen hastaları ise belirli aralıklarla izlemeye devam ediyoruz. Viral hepatitlerin önemli bir halk sağlığı sorunu olmasının bir başka nedeni de büyük ölçüde önlenebilir ve tedavi edilebilir hastalıklar olmalarına rağmen yeni enfeksiyonların ve hepatite bağlı ölümlerin devam etmesidir. Bu nedenle toplumun bilgilendirilmesi, risk taşıyan kişilerin test yaptırması, tanı alan hastaların düzenli takip edilmesi ve etkili korunma yöntemlerinin yaygınlaştırılması büyük önem taşımaktadır” dedi.
"ERKEN TANI HAYAT KURTARIR; DOĞRU BİLGİ, AŞILAMA VE ETKİLİ TEDAVİ GELECEĞİ DEĞİŞTİRİR"
Hepatitten korunmanın en etkili yollarından birinin aşılanma olduğunu söyleyen Dr. Türkan Tüzün, “Hepatit A ve Hepatit B’ye karşı güvenli ve etkili aşılar bulunmaktadır; ancak hepatit C’ye karşı henüz bir aşı yoktur. Aşı durumunu bilmeyen veya risk grubunda bulunan kişiler, sağlık kuruluşlarına başvurarak aşı gereksinimleri açısından değerlendirilmelidir. Özellikle bebeklere hepatit B aşısının doğumdan sonra mümkün olan en kısa sürede yapılması büyük önem taşımaktadır. Gebelerin de hepatit B yönünden taranması gerekir. Hepatit B saptanan annelerin gebelik döneminde uzman hekim tarafından değerlendirilmesi, gerekli hastalarda antiviral tedavi başlanması ve bebeğe doğumdan hemen sonra hepatit B aşısı ile hepatit B immünglobulini uygulanması sayesinde anneden bebeğe bulaşma riski büyük ölçüde azaltılabilir. Hepatit B’den korunmada korunmasız cinsel ilişkiden kaçınmak ve gerektiğinde kondom kullanmak da önemlidir. Hepatit B tanısı bulunan kişilerin eşleri ve aynı evde yaşayan aile bireyleri sağlık kuruluşuna başvurarak değerlendirilmelidir. Hepatit B’ye karşı bağışıklığı bulunmayan kişilerin aşılanması gerekir. Topluma vermek istediğim en önemli mesaj şudur: ‘Hepatit uzun yıllar sessiz ilerleyebilir. Hepatit A ve B aşıyla önlenebilir; hepatit B ve C’de ise erken tanı, düzenli takip ve uygun tedavi sayesinde siroz, karaciğer kanseri ve hepatite bağlı ölüm riski önemli ölçüde azaltılabilir. Herhangi bir şikâyetim yok, test yaptırmama gerek yok” düşüncesi doğru değildir. Hepatitle yaşayan kişilere korku ve önyargıyla değil, doğru bilgiyle yaklaşılmalıdır. Hepatit B ve C sarılmakla, aynı sofraya oturmakla veya aynı işyerinde çalışmakla bulaşmaz. Hastaların dışlanması, test, takip ve tedavi hizmetlerine başvurmalarını geciktirebilir. Bu nedenle hem viral hepatitlerle hem de bu hastalıklara ilişkin yanlış bilgiler ve damgalanmayla mücadele edilmelidir. Erken tanı hayat kurtarır; doğru bilgi, aşılama ve etkili tedavi geleceği değiştirir” dedi. HABER MERKEZİ





