YÜZE İKİ KALA

Bir kitapta okumuştum. Bir iş yaparken hep aklıma gelir. “Bir kilimi, üzerinde sevgiliniz gezinecekmiş, bir kaşkolu çocuğunuz boynuna dolayacakmış gibi dokur, bir binayı içinde anneniz oturacakmış gibi yaparsanız; ne o kilim eskir, ne o kaşkol solar, ne o bina yıkılır.”

Herkes severek yaptığı işte çok başarılı olur. İlerler, marka olur. Sevmediği işi yapanlar hep mutsuz hem de başarısız olurlar.

“Öyle bir dünya var mı, herkes sevdiği işi yapabilir mi?” Diyeceksiniz.

“Büyüyünce ne olacaksın?” Sorusunu sorduğumuz 100 çocuktan kaç tanesi amacına ulaşır acaba?

Bu sorunun cevabı, yaşadığı coğrafyada, yaşadığı ailede gizlidir biraz da... Bu koşulları zorlayıp amacına ulaşanlar da var tabi.

İlkokulda sıra arkadaşım Ünal Akbay defterine uçak resimleri çizerdi. İkimiz de pilot olmayı istedik o yıl. Lise yıllarımda, her yıl sınıf temsil kolundaydım ve her yıl bir oyunda rol aldım. Tarık Buğra'nın “Ayakta Durmak İstiyorum” oyununu hazırlıyorduk. Bana Tökil rolü verilmişti. Rolü hemen ezberledim. Şubat tatiline girerken, öğretmenimiz Rafet Şanlıtürk, “Bu oyun İzmir Devlet Tiyatrosu'nda oynanıyor. Gidebilirseniz seyredin” dedi. İzmir Konak'taki tiyatroya gittim bir akşam, Gültepe'de konuk olduğum teyzemin evinden.

Gişedeki bey, “Bilet kalmadı” deyince, dünya başıma yıkıldı. Orada oyunun afişini gördüm. Afişte ‘Tökil’ adının karşısında ‘Şeref Gürsoy’ yazıyordu. Gidip buldum onu. Oyunu hazırladığımızı, benim Tökil rolüne hazırlandığımı söyledim. Gözleri parladı. “Şekip Bey'i bul, seni balkona oturtsun” dedi. Dünyalar benim oldu. Balkona, “Bu oyunu siz mi oynayacaksınız” diyen konuklarım geldi.

Aileme, tiyatrocu olacağımı söyleyince, ışıklar içinde uyusun annem, "Olmaz, bir tiyatrocu hanım bulursun. O da bizi saymaz” deyince bütün hayallerim yıkıldı. Öğretmen olmayı istedim. En sevdiğim ders, Türkçe ve Edebiyattı. Amacıma ulaştım. Başarımı kendim ölçemem tabii.

Tüm öğretmenliğim süresince her yıl bir oyun hazırladım. Öğrenciler tiyatrocu olmasalar bile iyi birer seyirci olurlar, diye düşündüm. Adeta elinden tutarak De-Ti'ye götürdüğüm öğrencim Sinan Küçüköz Denizli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Yayın Yönetmeni. Ben unutmuşum, O hatırlattı.

****

Türk Tiyatrosunun sarışın şövalyesi Haldun Dormen, "O güzel insanlar, o güzel atlara binip gittiler" diyen Yaşar Kemal'in bu cümlesinin öznesi oldu. Ömrünü sanata ve tiyatroya adayan Haldun Dormen'in kendi deyişiyle "yaşlanmaya hiç vakti olmadı" son anına kadar üretmeyi, sanatın odağı olmayı sürdürdü. Onu birçok kez izleme olanağı bulduğum için kendimi şanslı sayıyorum.

Sanata meraklı bir ailede yetişmiş. Tiyatrocu olmak istediğini söylediğinde, iş adamı babası tarafından desteklenmiş. Baba Sait Ömer, "Olacaksan en iyisi ol" demiş oğluna.

Robert Kolej'i Galatasaray Lisesi'ni ve Yale Üniversitesi Tiyatro Bölümü'nü bitirmiş. 22 Ağustos 1955 gecesi, Süreyya Sineması'nda tiyatrosunun ilk oyununu sergiledi. 1957'de Küçük Sahne'de Papaz Kaçtı oyunuyla Dormen Tiyatrosu'nu kurdu. 1959'da Betül Mardin'le evlendi.

8 yıl Milliyet Gazetesi'nde yazdı. 1981'de “Hisseli Harikalar Kumpanyası”, “Şen Sazın Bülbülleri” gibi müzikalleri yazıp yönetti. “Lüküs Hayat Müzikali”ni İstanbul Şehir Tiyatroları'nda yeniden sahneye koydu. Bu oyun Denizli'de Açık Hava Tiyatro'sunda sahnelendi. Afife Tiyatro Ödüllerini başlattı. Haldun Dormen Özel Ödülü eklendi o ödüllere.

“Dadı” dizisindeki Uşak Pertev rolü ile geniş kitlelerce tanındı. Haldun Dormen “Sürç-ü Lisan ettik İse, Antrak, İkinci Perde, Nerede Kalmıştık” adlarıyla beş kitap ve on iki oyun yazdı. 250'nin üstünde ödülü var.

Nebil Özgentürk, Bir Yudum İnsan belgesellerinden birini Haldun Dormen için yaptı. Haldun Dormen'in hayatı, yönetmenliğini Selçuk Metinin üstlendiği, senaryosunu Zeynep Miraç'ın kaleme aldığı “YAPARSIN ŞEKERİM” adlı belgesele konu oldu. Bu yazıda Zeynep Miraçın Oksijen Gazetesi'nde yazdığı "Yaşlanmaya Hiç Vakti Olmadı" başlıklı yazısından alıntı yaptım. Haldun Dormen Türk Tiyatrosu'na Erol Günaydın, Altan Erbulak, Metin Serezli, Nisa Serezli, Erol Keskin, İzzet Günay, Yılmaz Köksal, Ayfer Feray gibi onlarca sanatçı yetiştirdi. Sokak Kızı İrma Müzikalinde, Gülriz Sururi Sokak Kızı İrma rolü ile Türkiye'ye adını duyurdu.

“Bozuk Düzen” ve “Güzel Bir Gün İçin” filmlerini yönetti. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde 7 ödül kazandı bu filmlerle.

İyi ki vardın Sevgili Haldun Dormen, iyi ki tüm zorluklara rağmen, YAPARSIN ŞEKERİM ilkenle, vazgeçmeden güzellikler yarattın. Işıklarda uyu, ruhun şad olsun. Öte dünyayı da şenlendir.

25 Ocak'ta Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde anma töreni düzenlendi. Sonrasında Şişli Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Edirnekapı Mezarlığındaki aile mezarlığına defnedildi.

HEP BÖYLE KAL

Herkes bir şey aldı götürdü benden

Kimi umutlarımı

Kimi inançlarımı

Kimi en güzel duygularımı

Sen başkasına benzeme sakın

Hep böyle kal hep böyle kal

Hep cana yakın

Sen başkalarına benzeme sakın

Hep böyle kal hep böyle kal

Hep bana yakın.

Söz: Çiğdem Talu

Müzik: Melih Kibar

24 Ocak, Uğur Mumcu, Gaffar Okkan ve İsmail Cem'in ölüm yıl dönümleriydi.

Ben yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım. Dün sabaha değin araştırarak yazdığım hiçbir konuyu yalanlayamadın. Öyleyse vurun, parçalayın, her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar doğacaktır. Uğur MUMCU

Makam peşinde değilim. Yapacak bir şey bulamazsam, babamın fırınına gider ekmek satarım . Gaffar OKKAN

VEDA

Filleri kuyruğundan çekerek

Tepeleri aşırtmaktı görevim

Günler bitti filler tükenmedi

Ben elimden geleni yaptım

Gerisini siz tamamlayın.

İsmail CEM

...

"Bu memlekete hizmet eden onun efendisi olur" demiş ya Mustafa Kemal Atatürk. İşte öyle bir şey.

Hoşça kalın, dostça kalın, umutsuz kalmayın, sanatsız kalmayın.