YENİ DÜNYA DÜZENİ !

ABD-İsrail ve İran savaşında görüldü ki yalnızca Orta Doğu’da değil Avrupa’da da yeni bir işleyiş ve düzen gelecek. Daha önce değişen düzen esasen II.Dünya Savaşından sonra özellikle ABD’nin rolünü arttıran bir durum ortaya çıkarmıştı.

Öncelikle NATO’nun genişleme sürecinde yeni katılan ülkeler olan Polonya, Arnavutluk, Finlandiya ve İsveç gibi ülkelerle Rusya’ya göz dağı verildi. Ukrayna, Gürcistan ve Bosna Hersek’in aday ülke olması da bu işin tuzu biberi oldu.

Hal böyle olunca Rusya kendine göre tedbir olarak Ukrayna’nın Kırım Dahil bir kısmını işgal etti.

Daha sonra İsrail Gazze’de görülmemiş bir vahşet uygulayarak yaklaşık 67-68 bin kişi hayatını yitirdi. Yetmedi ABD-İsrail komşumuz İran’a saldırdı.

Yaklaşık altı hafta süren savaş şu an on beş gün ateşkes ile kesildi. ABD Yaklaşık 200 civarında küçük çocuğun vahşice ölümünden sorumlu oldu. İran kendini savunmak için özellikle füzelerle komşu ülkelerde yer alan ABD askerlerine saldırdı. Irak, Suud, BAE, Katar gibi ülkelerde yer alan askeri alanlara füze yağdırdı.

ABD Başkanı NATO’yu özellikle Hürmüz Boğazı konusunu gündeme getirerek destek istedi. Ağırlıklı destek görmeyince tehditler savurdu. Hatta dedi ki; “NATO’dan ayrılırız herkes başının çaresine baksın.”

İşte bu noktada hem Orta Doğu’da hem de Avrupa’da gözler Türkiye’ye çevrildi. ABD olmazsa güvenliği kim sağlayacaktı ?

Nasıl mı ?

Akademisyen Elad GİLADİ’nin kaleme aldığı yazıda ABD/İsrail’in İran’a yönelik savaşıyla birlikte Orta Doğu’da yeni bir düzenin ortaya çıkmaya başladığını ve burada Türkiye’nin kilit bir rol oynayacağını belirtmiş durumda.

Giladi’nin kaleme aldığı “İran savaşı yeni bir bölgesel düzen doğurabilir” başlıkla yazısında;

*Körfez ülkelerinin ABD’ye bağımlılıklarını azaltmak için çalışma başlattıklarını,

*Türkiye ‘nin bölgesel güvenlik mimarisinde kilit rol oynayacağını,

* Suudi Arabistan’ın öncü olarak çalışma yaptığını,

*Bu konuda 19 Mart 2026 tarihinde ilk adımların atıldığını Türkiye, Mısır, Suud ve Pakistan dışişleri bakanlarının toplandığını işaret ediyor. Bana göre bu oluşuma Doğu Akdeniz’de olması nedeniyle Suriye’de alınabilir.

*Suudi Arabistan bölgede güvenlik için yalnızca ABD’nin yetmeyeceğini işaret etmiş durumda.

Bu konuya bağlı olarak dışişleri bakanı Hakan Fidan’ın “Bölge ülkeleri ya birleşip kendi sorunlarını çözecek ya da dış bir güç kendi çıkarlarına hizmet eden çözümleri onlara dayatacaktır” demiştir.

Peki NATO’nun durumu nedir ?

Yukarıda kısaca anlattığımız gibi NATO Rusya’yı çevreleyen bir kıskaç altına almaya çalışıyor. Bu konuda da muvaffak olmuş durumdalar. Ancak özellikle ABD’nin NATO’nun %70 masrafını biz karşılıyoruz benim dediğim olacak ya da NATO’dan ayrılırım demesiyle, özellikle zenginler kulübü olan AVRUPA’yı sıkıntıya sokmuş durumda. Böyle olunca gözler NATO’da önemli askeri güç ve tecrübeye sahip olan ve coğrafi konumu çok önemli olan Türkiye’ye dönmüş durumda.

Yakın zamanda AB, Türkiye’ye karşı bir çok konuda yeşil ışık yakacağı belirtileri ve emareleri gelmekte.

Bu konular şöyle olabilir;

*Gümrük birliği mevzuatında güncellemeler,

*Vize serbestliği sağlanması,

*İlişkilerde kısıtlamaların kaldırılması,

*Adil bir müzakere süreci beklenmektedir.

Bu noktada ülkemizin hızla yapması gereken hususlar olduğuna inanıyoruz.

Kısaca bunlar ;

*Yapısal reformlara hız verilmelidir,

*Yerel yönetimler reform çalışmaları merkezi değil yerele daha çok yetki vermeli ve denetleme mekanizması daha verimli çalışmalıdır,

*OVP Üç yıllık çalışmalar yapmakta olup, bu çalışmaların 5’er yıllık ve en az 25 yıllık çalışmalar yapılarak ülkemizin önünü açmalıdır,

*Jeopolitik durumdan elde edeceğimiz kazançlar daha efektif kullanılmalıdır,

*Devlet aklı ön planda olmalıdır,

*Jeopolitik durumumuzu daha iyi ortaya koyarak doğrudan dış kaynak ülkemize getirilebilir,

*Dünya ‘da 17. Büyük ekonomi olan Türkiye ülkelerin dayanıklık endeksinde (FM Global Resilience Index) 120 ülke içinde 40-50 bandında yer almakta olup, bu durumu iyileştirici çalışmalara hız verilmesi gerekir,

*Türkiye’nin rule of law göstergesi, yani hukukun üstünlüğü göstergesinin arttırıcı düzenlemeler yapılması gerekir,

*Türkiye’nin oldukça iyi olan coğrafi konumunu, büyük iç Pazar yapısını, güçlü lojistik altyapısını, genç nüfusumuzu, entelektüel sermayemizi ve sanayi üretim kapasitemizi çok daha iyi kullanmalıyız,

Son olarak en iyi göstermemiz ve uygulamamız gereken konu kanaatimizce “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesine sıkı, sıkıya bağlı olmaya devam etmektir diye düşünüyorum.

Saygı ile kalınız.