Kişinin ailesi, arkadaşları, dostları zamanla parçası haline gelir. Parçamızı kaybetmekten korkuyoruz. Bu korku, özünde yalnızlaşma korkusudur. Bazı insanlar ilişkilerinde, dostlarını sosyal olarak beslemekten ve onlardan beslenmekten büyük keyif alırlar. Bu keyfi kaybetme olasılığı bile insanı korkutur. Korkunun sebebi, yalnızlaşmadır.
Korkularımız, yüzleşmekten kaçındığımız şeylerden de kaynaklanabilir. Yalnız kalmaktan, yalnızlıkla yüzleşmekten korkabiliriz. Kişinin hali hazırda var olan ilişkileri ile beklediği ilişkiler arasındaki farklılıklar; hoşa gitmeyen duygular yaşatır insana. Bunlardan biriside yalnızlık duygusudur.
Bir kişi yakınlarını kaybettiği için yalnızlık duyabilir. İlerleyen yaşı nedeniyle, çevresinde çoğu kişiyi kaybetmiş olabilir. Kişi sosyal iletişimsizlik nedeniyle yalnızlık duyabilir. Yaşanan ilişkilerdeki tatminsizlik veya kişinin kendisini değersiz hissetmesi sonucu yalnızlık yaşanabilir. Ailesi, çevresi, sevenleri ile kurduğu ilişki arzulanan ve istenilen düzeyde olmadığı için; sevilmediğini, değer verilmediğini ve yalnız kaldığını hissedebilir. Kişi sosyal, kültürel ve siyasi nedenlerden kaynaklanan baskıdan; yalnızlık hissi duyabilir. Yaşanılan eşitsizlik veya iletişimsizlik yalnızlık hissini oluşturabilir. Ekonomik problemler yalnızlık hissi yaşanmasına sebep olabilir. Örnekleri, çoğaltabiliriz.
Bu dünyada herkes temelde yalnızdır. Bazı yalnızlıklar seçilmiş olabilir; kişinin kendisine arkadaş olabilmesi önemli. Bu arkadaşlık kişinin kendisi ile barışık, yaşama dair umutlu olduğunu gösterir. Yalnız kalma isteği ile yalnızlığı karıştırmamak gerekir. Tek başına kalma isteği bir seçim ise kişinin yaşamdaki amaçlarını anlamasına, potansiyelini keşfetmesine, kendisini tanımasına, sebep olabilir. İnsana, yaşı değil yaşadıkları öğretirmiş hayatı.
Yalnızlıkla kimsesizliği karıştırmamak gerekir. İnsan kendini kimsesiz hissettiğinde bile yalnız değildir. Kimsesizlik sahip olmamaktır. Bir eşe, anaya- babaya, kardeşe, yakın arkadaşa. Paylaşamamaktır, kimsesizlik. Kişinin çevresinde acılarını, sevinçlerini, özelini paylaşacak birisi yoksa kimsesizsindir. Kalabalıkların arasında; yalnızlık hissetmektir kimsesizlik.
Kalabalıklar arasında da yalnızlık hissedebiliriz. Yalnızlık, sadece sorunlu insanlara özgü bir şey değildir. Yalnızlıkla baş etmek için, öncelikle yalnızlığın anormal bir durum olmadığını kabul etmemiz gerekir. Yalnızlığı ne zaman hissediyoruz o önemli. Onu bilirsek yalnızlıkla baş etmek kolaylaşır.
Arkadaşlıklar da canlıdır, beslememiz gerekir. Yanımızda olmasını istediklerimizin listesi yapılmalı; telefonla veya ziyaret ederek, önemli günlerde listemizdeki kişileri aramalıyız. Dertlerini, sevinçlerini paylaşmalıyız. Başkalarının yaralarına merhem olmak, kendi yaralarımızı da iyileştirecektir. Başkalarının iyiliği için örgütlü şekilde çalışan, sosyal-ekonomik derneklerden, vakıflardan bir kaçının çalışmalarına katılabiliriz. Müzik, spor gibi birkaç tane hobimiz olmalı. Doğa ile bağ kurma, doğa sporları bu yollardan birisidir. Kitap okuma ve kitap kulüpleri de, başka bir yol olabilir.