UTANMAK - ADI MUTLULUK SERGİSİ

"Eskiden yanlış yapan susardı. Şimdi yanlış yapan bağırıyor. Haklı çıkan yorulup sessiz kalıyor. Yolda yürüyen insanların yüzü, hep öfkeli, hep asık. Sanki herkes görünmeyen bir davanın sanığı. Herkes kendi savunmasını yapıyor. Özür yerine açıklama, açıklama yetmeyince suçlama... Kalp kıran, sonunda 'sinirim geçti seni affettim.' diyebiliyor. Utanmak aslında bir incelikti. İnsanın kendini dışarıdan görebilme gücü. Utanma azalınca empati de azalıyor, empati gidince ilişki kalmıyor ve geriye şu soru kalıyor:

Utanmayan bir insanın vicdanı kime hizmet eder?

Bu yüzden modern insanın en büyük trajedisi kötülüğün artması değil, utanmanın azalmasıdır. Utanma yoksa, özür olmaz, özür yoksa onarım olmaz. Onarım yoksa ilişki olmaz.

Toplum birbirini affedemeyen ama kendini sürekli aklayan insanlarla dolar. Eskiden insan kendine sorardı: Ben ne yaptım?

Şimdi sorulan şu: Bana ne yaptılar?

Bu yüzden utanma duygusu kaybolduğunda, ilk kaybolan nezaket değil, adalet duygusudur. İnsan kendini sürekli haklı gördüğünde, başkasının acısını anlayamaz. Empati biter, yerine hesaplaşma başlar."

Yukarıdaki yazı, Arzu Sandal'ın "UTANMAK" adlı paylaşımı. Öyle güzel anlatmış ki tamamını aldım. Evet, "Utanmayan insanın vicdanı kime hizmet eder?" "Bu yüzden utanma duygusu kaybolduğunda ilk kaybolan şey nezaket değil adalet duygusudur" demek ki adalet duygusunun yok oluşu, utanmazlığın artmasıymış.. Kaleminize yüreğinize sağlık sevgili Arzu Sandal.

Arzu Sandal Denizli"de yetişmiş bir değer. Semra ve İsmail Ünlüdağ'ın kızları.

Eren Ateş onu şöyle tanımlıyor: "Arzu Sandal A7 kitap yayını ile sadece bir yayınevi sahibi değil, aynı zamanda, kadınların gücünü ve sanatın büyüsünü birleştiren bir liderdir. Kadın kimliği ile yayıncılık dünyasında güçlü bir duruş sergileyerek Türk edebiyatına katkı sunmaya devam etmektedir. Her bir adımı, cesaret kararlılık ve toplumsal bilinçle şekillenmiş olan Arzu Sandal, sadece kendi yolunu açmakla kalmamış, aynı zamanda, yazarlara ilham veren bir simge haline gelmiştir.

Peki utanma duygusunu ilk kaybeden sınıf, hangi sınıftır sizce? Önemli bir kısmını ayrı tutmakla birlikte, politikacılar, patronlar yüksek bürokratlar diyorsunuz, değil mi? Yükselme, zenginleşme hırsıyla, üstlerine yaranmak uğruna, utanma duygularını gömüp, onurlarını çöpe atanları, saf değiştirenleri görüyoruz şaşkınlıkla, onların adına utanarak. Sonuçta yozlaşma oluyor haliyle. Affedersiniz, imam şey ederse, cemaat de şey eder örneği.

******

Anladım sıkıldınız sanki konuyu değiştirelim. Mutluluktan söz edelim.

Peki neymiş mutluluk?

"Bir bireyin, kendini tatmin olmuş, istediğini elde etmiş, huzurlu iyi hissettiği ruh halidir" diye tanımlanabilir. Ya da bütün özlemlere, bütün isteklere, eksiksiz bir biçimde ve sürekli olarak erişilmekten duyulan kıvanç durumu, bir istek ya da özlem yerine geldiğinde, duyumsanan sevinç olarak tanımlanır.

Nazım Hikmet hapishane arkadaşı Abidin Dino'ya: "Mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?

İşin kolayına kaçmadan, ama gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmine değil" diye sormuş dizelerinde.

Mutluluğun fotoğrafını çekebilir misin? diye sormuşlar gibi, Denizli LAFOT ÜYESİ on altı kadın, cevaplamışlar "ADI MUTLULUK" demişler açtıkları fotoğraf sergilerine. KADINLAR MUTLU OLURSA BÜTÜN DÜNYA MUTLU OLUR. KADININ DUDAKLARINA YERLEŞTİRDİĞİNİZ UFACIK TEBESSÜM, İÇTEN GELEN BİR KAHKAHA, TÜM DÜNYAYI AYDINLATAN BİR GÜNEŞ OLUR YÜZLERİNDE..

On altı kadın 27 Şubat 2026 günü, Ali Rıza Turan Bahadır Sergi Salonu'nda eserlerini görücüye çıkardılar. Betül Gürlek, Dilek Küçük, Esin Gürler, Esra Tombultürk Narşen, Fatma Zehra Güner, Feride Acar, Hacer Beyaltun Demir, Havva Han Koruca, Hülya Yavuz Leyla Bol, Münevver Atmaca, Nesrin Çağırgan, Nuran Taş, Nurten Karakaya Olcay İnceoğlu, Öznur Tuncay, Sezgin Şengül, mutluluk fotoğrafları paylaşmışlar. Yürekten kutluyorum.

Zeki Akakça'nın serginin çağrı kartında paylaştığı şiirin dizeleri şöyle bitiyor:

Gökyüzünü maviye dağları yeşile boyuyoruz,

Sevgiyi uçurtmaların kuyruğuna,

Mutluluğu kuşun yüreğine saklıyoruz.

İnce bir tebessüm buruk bir gülüşle yetiniyoruz.

Renklerde saklanıp nakışlarda haykırıyoruz.

"Hayatın yarısıyız" sonrası "Adı Mutluluk" olsun.

Serginin son günü 7 Mart.

UTANMA DUYGUSU TAŞIMAK ASALETTİR..

Hoşça kalın, dostça kalın, mutlu olun, mutlu edin tüm insanları, elinizden geldiğince.