TRUMP: YALANCI ÇOBAN

ABD Başkanı Trump, bir yandan İran'ı vuruyor bir yandan anlaşma için süre verip duruyor.

Sonuncusunda daha inandırıcı olmak için geniş bir basın toplantısı yapıp sıruları tek tek cevaplandırdı.

Bu sefer anlaşmaya yanaşmazlarsa İran Medeniyeti'ni ortadan kaldıracağını söyledi.

Daha önce de tehditler savunup uygulanmadığı için söylemleri o kadar etkili olmadı.

Koskoca bir süper gücün liderinin böyle boş tehditler savurması yadırganıyor.

Bana sorarsınız Trump, bunu bilinçli yapıyor.

Bu, Trump'a has bir uygulama değil; İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ABD, özellikle Cumhuriyetçi başkanlar döneminde yüksek perdeden tehditler savurmayı, "Bu adamlar deli, ne yapacağı belli olmaz" dedirtmeyi taktik olarak uyguladılar.

Atom Bombası'nı, dünyanın hafızasına kazıdılar ve "Düğmeye basarsam herkesi mahvederim!" tehdidini etkili bir şekilde kullandılar.

Bu taktik, karşı tarafı baskı altında tutuyor ve en büyük tavizleri almayı sağlıyordu.

Trump'a en çok benzeyen ABD Başkanı, Richard Nixon, komünist karşıtı söylemlerini çok öne çıkaran ve Büyük Bombayı sürekli hatırlatan bir başkandı.

Diğer taraftan SSCB ile anlaşan Çin'le ilişkşleri başlatan da oydu.

Nixon da İsrail'in svaşına büyük destek vererek tarihin gördüğü en büyük petrol krizine sebep olmuştu.

Anlaşılacağı gibi Cumhuriyetçi ABD Başkanları, kayıtsız şartsız İsrail'in yanında durmayı ve muazzam ABD gücünü gösterip hedef ülkeyi sömürmeyi gelenek haline getirmişler.

Trump, diğer başkanlardan farklı olarak dış politikada sosyal medya mesajlarını ön plana çıkarmış durumda.

Kendisi iş adamıyken de televizyon programında şovmenlik yapmaktan geri kalmıyordu.

Savaş Bakanı Hegzet de şovmen olunca, söylediklerinden çok olup biteni anlamak için sahaya bakmak gerekiyor.

ABD Ordusu daha büyük saldırılar için yığınak yapmadı, İran'ın işgal edilmesi ya da büyük bombardıman altında kalarak teslim olması söz konusu değil.

Trump sadece sopayı gösterip kendince daha makul bir anlaşmayla saldırılarını sonlandırmak istiyor.

Onun daha fazla ileriye gidememesinin iki sebebi var:

Birincisi, İran Halkı'nın canını hiçe sayarak devletime sahip çıkması,

İkincisi, İran'ın Körfez Ülkeleri'ne çok açık saldırılarda bulunarak Hürmüz Boğazı’nı kapatabilmesidir.

Peki gelinen durumu İran adına bir zafer olarak tanımlayabilir miyiz?

Maalesef gelinen durum İran Medeniyeti'nin ayakta kalması ve saygınlığını artırmasından öteye gitmez.

Çünkü Trump, beklentilerinin altında bir anlaşmayla da olsa bölgeden çekildiğinde İran'ı büyük bir ekonomik darboğaz bekliyor olacak.

ABD, bundan sonra boş durmayacak, İran'da ekonomik sıkıntılar nedeniyle yükselecek muhalif hareketleri körüklryrcrktir.

Hava gücünden ve pek çok savunma tesisinden mahrum kalan Molla Rejimi ayakta duramayabilir.

Trump mı?

Onun sonu, eğer şovmenlikten kalma alışkanlıklarıyla şansını zorlamaya devam ederse siyasi yaşamı 1973'te büyük petrol krizine sebep olan Nixon gibi bir skandalla bitebilir.