TOPLUMSAL ÇÜRÜME

Denizli Penguen Kitap Kulübündeki çalışmalar, beklediğimizden iyi gidiyor. Kitap kulübünün içerisinde, ayrıca “Fikir Kulübü” de oluşturuldu. Fikir kulübünde ilk toplantının konusu, Toplumsal Çürümeydi. Konu ile ilgili kendi okumalarımız dışında, arkadaşların okumalarından da yararlandık.

Bir toplumda çürüme, en çok suskunlukla başlarmış. Konuşanlar, yazanlar, itiraz edenler adli soruşturmaya tabi tutulup tutuklanırsa; orada toplum susar. Akan dereleri, ormanları, zeytinlikleri korumaya çalışan köylüler, üreticiler, kadınlar, gençler dipçiklenir ise; orada toplum susturulur ve orada toplumsal çürüme başlamış demektir. M. Robespierre: “yozlaşmış bir toplumda yasalar sadece yoksulu cezalandırır” diyor. Yoksulların cezalandırılmalarında; toplumsal çürümeyi görebiliriz. Çünkü toplumsal çürümenin başlıca nedeni; toplumda adaletin işlemeyişidir.

Adalet işletilmeyip güçlü olanlar güçsüzleri, haksız olanlar haklıları, iktidarda olanlar muhalefeti baskı altına alıp susturmaya çalışıyorsa; orada sosyal çürümeyi somut olarak görürüz. Okuduğum bir kitapta, ‘Toplumsal çürümeyi; güçlü olanların, sessizlere nasıl davrandığında somut olarak görürüz.’ yazıyordu. Toplumun vicdanı, sessizlere nasıl davranıldığı ile ölçülürmüş. Bizim toplumsal vicdanımızda; haklılara, sessizlere yapılan zulme ses çıkarma yoktur. Buralarda, “bana dokunmayan yılan, bin yaşasın; gemisini yüzdüren kaptandır” kültürü ve anlayışı egemendir. Başkalarının sorunlarını, dertlerini dert olarak görenimiz, sessizlerin sesi olanımız; parmakla gösterilecek kadar azdır. Benzer kültürel kodlar; insanımızı yalnızlaştırmış, susturmuştur.

Toplumsal çürümeye paralel olarak, toplumsal ahlak da çürüyor. Bertolt Brecht “Açlık toplumlara, ahlakını yedirir.” diyor. Toplumsal ahlakın çürümüşlüğünü; yoksullukta, adam kayırmada, torpille işe almalarda, kamu ihalelerinde, aynı yasaların benzer olaylarda farklı farklı uygulanmasında, usulsüzlüklerde, toplumsal dayanışmanın yok oluşunda somut olarak görebiliriz.

Toplumda dayanışma yok olmuşsa, itiraz etmek suçsa, haklı itirazlar güce karşı bir anlam ifade etmiyorsa; çürüme gerçekleşmiştir. Çürümeyle birlikte toplum vicdanını ve ruhunu kaybetmiştir. Bir toplumun ruhu çoğu zaman dilinde saklıymış, dil suskunsa vicdanlar da suskundur, vicdanlar körelmiştir. Jose Saramago “İnsanlar gözlerini kaybettiklerinde değil vicdanlarını kaybettiklerinde körleşir” diyor.

Bugün gözler başkalarının itirazlarını, suskunluklarını, haklılıklarını görmüyorsa; vicdanlar körleşmiştir. Kişi kendi bencil çıkarları ve gelecekteki beklentileri nedeni ile başkalarının dertlerine, sorunlarına, haklı taleplerine ses çıkarmıyor destek vermiyorsa; toplumsal vicdan körleşmiştir. Gençler uyuşturucu ve kumar batağında ise, ceza davalarının yarısı dolandırıcılık ve uyuşturucu ise sosyal çürüme bir kavram olmaktan çıkmış toplumsal gerçekliğe dönüşmüş demektir.