TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ'NİN "AF" AŞAMASI

Ömrümü verdim diyebileceğim Terörle Mücadele konusunda başlatılan süreci gözümü kırpmadan izliyorum.

Devlet Bahçeli'nin 2024 meclis açılışında duyurmasıyla Terörsüz Türkiye Süreci'yle tanışmış olduk.

Katil Abdullah Öcalan, sürece olumlu katkı sağlayacağını belirttiği için ondan alınan "Silah bırakma" mesajı, Kandil'deki PKK yöneticilerine iletildi.

PKK üst yönetimi, Öcalan'ın çağrısına olumlu yanıt vereceğini belli şartlar öne sürerek kabul etti.

DEM yöneticileri de PKK Terör Örgütü'nün söylemlerini eğip büküp, bizi az rahatsız edecek hale getirerek sürece dahil oldular.

PKK, uyduruk bir silah yakma gösterisiyle silah bırakma konusuna olumlu baktığını dünyaya duyurdu.

Mecliste kurulan geniş katılımlı komisyondan herkesin farklı yorumladığı bir rapor çıktı.

Raporu hazırlayanlar, PKK’ya silah bırakmasını, hükümete ve meclise de süreç içerisinde PKK Terör Örgütü mensuplarının teslim olmasını kolaylaştıracak yasalar çıkarmasını tavsiye ettiler.

İYİ Parti ve Zafer Partisi sürece karşı dururken DEM ve MHP, Apo'nun dahil olduğu hızlı bir süreci destekliyordu.

AK Parti ise eski başarısız tecrübesi nedeniyle kararlılık mesajlarının yanında mümkün olduğu kadar gizli tutulan adımlarla süreci ilerletmek istiyor.

Gelinen noktada PKK ve DEM, af garantisi olmadan kimsenin silah bırakmayacağını, bu durumun sürecin gerekliliği olduğunu dile getiriyor.

Anlaşıldığı kadarıyla birinci aşamada dar kapsamlı bir af çıkacak.

FETÖ v.b. diğer terör örgütleri yararlanamasın diye sadece PKK için af yasası hazırlanıyor.

Gelelim sürecin bu aşamaya gelinceye kadar aksayan durumlarına:

Devlet Bahçeli'nin çağrısından üç gün sonra TUSAŞ'a yapılan saldırının kim tarafından yapıldığı ve PKK yöneticilerinin bu saldırının neresinde olduğu açıklanmadı.

Suriye'de YPG Terör Örgütü'nün kazanımlarını uzun uzun yazdık:

"YPG'nin Kamışlı, Kobani ve Haseke'deki unsurları ne alemde?" bilmiyoruz.

Bu konu tamamen Şara'ya bırakılmış görülüyor.

YPG/PKK, Suriye’deki yapısal bütünlüğünü koruyor.

Suriye devletinin unvanlarına, makamlarına, yetkilerine ve kimliğine kavuşarak idari ve özerk yapısını güçlendirmeye ve meşrulaştırmaya devam ediyor.

Henüz gerçekleşmedi ancak yakında Suriye'deki diplomatlarımız YPG/PKK'lılarla muhatap olacaklar.

Irak'ta, PKK’nın özellikle Asos dağı üzerinden Doğu Süleymaniye’deki Penjwen koridorundan Halepçe çevresine genişlemeye devam ettiği biliniyor.

Ayrıca ABD desteğiyle, PKK'nın, İran’da yaşayan Kürtlerin havzasında yığınağını ve faaliyetlerini arttırdığı da duyuldu.

ABD’nin Suriye’de eğittiği YPG/PKK’lıların Zagroslar’da İran PKK’sı PJAK-YRK’lıları eğitmeye başladığı söyleniyor.

Bütün bu gelişmeler sırasında İran Devrim Muhafızları ile PKK arasındaki çatışmalar da başladı.

Anlaşılacağı gibi, Terörsüz Türkiye Süreci değerlendirilirken yanıbaşımızda olanı biteni görmezden gelirsek 2013'te yaptığımız hatanın büyüğünü yapmış oluruz.

Hata bütük olunca da bedeli daha büyük olur.

PKK, terör üreterek Türkiye’deki emellerine ulaşamamıştır.

Hareket ve eylem kabiliyetini büyük ölçüde yitirmiştir.

Irak dağlık sınır hattındaki bütün kamp, mevzi ve çok katmanlı mağara ağını ve yığınağını Türk Silahlı Kuvvetlere kaptırmıştır.

Terör Örgütü PKK ve türevlerine verilecek hiç bir tavize ihtiyacımız yoktur.

Verilecek tavizler terörü bitirmeyecektir.

Suriye'de, Irak'ta ve İran'da çok mutlu bir PKK kitlesi varken görmezden gelemeyiz.

Ülke içinde dağ kadrosu olmasa da şehir yapılanması yerinde durmaktadır.

Koç Holding'in binalarına yapılan saldırıların gerçek failleri hakkında bilgi alamıyoruz.

Siz kararlısınız, sürecin başarılı olmasını çok istiyorsunuz diye gerçeklerden kaçamayız.

Hadi "Af" yasalarını bu yazdıklarımla beraber tartışalım.