Günümüzde ülkemizin en önemli güvenlik konusu PKK Terör Örgütü'nün ortadan kaldırılmasıdır.
Devlet Bahçeli'nin 22 Ekim 2024 günü grup toplantısında dillendirdiği Terörsüz Türkiye Süreci konusunda gerekli gördükçe yazılar kaleme alıyorum.
Yazımın başında belirteyim: PKK terörü bitirilmelidir. Bunu herkes istemektedir. Ülkenin doğusunda yaşayanlar bunu bir kat fazla istemektedirler.
Ben birinci çözüm süreci uygulanırken Diyarbakır'da görevliydim ve Nevruz Meydanı'nda okunan mektubun getirdiği coşkuya şahit oldum.
Gelelim PKK Terör Örgütü'nün bu konunun neresinde olduğuna:
PKK Terör Örgütü kendini feshetme niyetinde değildir. Hiç olmamıştır.
Bu gün Terörist Başı Öcalan "Kendinizi lağvedin" sözlerinin bir kaç cümle altında "Demokratik Konfederalizm" isteğini dile getirmektedir.
PKK üst yönetimi de yaptığı açıklamada "Lozan Antlaşması" nı hedef alarak 21 Anayasası dönemine geri dönülmesi gerektiğini belirtmektedir. Yani üniter Türkiye Cumhuriyeti'ni kuruluşundan itibaren kabul etmediklerini ifade etmektedirler.
Bu ifadeler Türk Vatandaşlarına kavgada dahi söylenmez.
Anayasa'sının ilk dört maddesini değiştirmek şartıyla barış önerenler, aslında barış değil kavga önermektedirler. Yani başka bir cephe açmak isteğindedirler.
Terörsüz Türkiye Süreci'nin yürütülmesi konusunda sorumluluk alanlar, "Türk Silahlı Kuvvetleri, PKK Terör Örgütü'nü her alanda yenilgiye uğrattı. Yeröristler bu nedenle silah bırakmayı kabul ettiler. Şimdi bunun uygulamasını planlamalıyız" diyorlar.
Bütün aşamalarında PKK Terörünü izlemiş ve mücadelenin içinden gelen biri olarak PKK'nın bir kaç kez yenilgiye uğratıldığını söyleyebilirim.
Silahlı alanda PKK Terör Örgütü'nün yenilmesi terörün biteceği anlamına gelmiyor.
Güvenlik sağlandıktan sonra çok kapsamlı çalışmalarla bütün kurumların terörün beslendiği kirli alanları temizlemesi, gerçek sonucu getirecektir.
Terörsüz Türkiye Süreci'nin başlamasının üzerindrn bir yıl geçmesine rağmen önemli bir karşı duruş ve güvensizlik olduğunu görüyoruz.
Bunun başlıca sebebi, faaliyetlerini yürütmekte olan Terör Örgütü'ne hiç bir ön şart ve pazarlık olmadan, "Silahlarını bırak, benim istediğim koşullarda bu işi birireceğiz denildiği" söyleniyor.
Toplumun büyük çoğunluğu PKK Terör Örgütü'nün reflekslerini bildiği için pazarlık etmeden, bir şeyler almadan silah bırakacağına inanamıyor.
Ayrıca Suriye içşnde ABD'yle kolkola girmiş olan PYD/PKK gruplarının varlığını sürdüreceği algısı da önemli bir problem sahası olarak ortada duruyor.
Silah bıraktım diyen her PKK'lı gidip PYD içinde başka isimle varlığını sürdürebilir.
Hal böyle olunca, süreci yürütenler, meclisin içindeki önemli çoğunluğu sürecin içine sokarak her adımda toplumu ikna edip diğer aşamaya geçmeyi planlıyorlar.
Benim gözlemlerime göre; toplumu inandıramamanın en önemli sebebi, birinci çözüm sürecinin başarısızlıkla sona ermesi ve sonunda çok ağır bedellerin ödenmiş olmasıdır.
Öyleyse birinci çözüm sürecinde yapılmış hataları irdeleyelim:
PKK Terör Örgütü, çözüm süreçlerine hemen olumlu yaklaşmaktadır. Çünkü dağ kadrosu olarak bulundurduğu kadroları lojistik anlamda taşıması zor bir yük haline gelmiştir.
Onları affettirip, dağdan indirip, toplumun arasına karıştırmak PKK yöneticilerinin istediği bir şeydir.
İlk denemede "Kırsala dayalı şehir gerillası" adını verdikleri uygulamayı başlattılar.
Sokaklara hendekler kazıldı, mezarlıkları şehitlik olarak adlandırılıp dokunulmaz alanlar kuruldu.
2013 yılında yapılan çözüm denemesinde çok bariz bir samimiyetsizlik görülmekteydi.
Göz göre göre teröristler şehirlerin çeperlerinde kendilerine güvenli alanlar kurup vatandaşları yönlendiriyor hatta yargılıyordu.
Bedeli ağır olsa da bölge halkının önemli katkısıyla bu sorun ortadan kaldırıldı.
Şimdiki süreçte devlet birimleri öncekinden alınan dersler doğrultusunda süreci ilerletmeye çalışıyor ancak özellikle toplumun ikna olması konusunda hızlı ilerleme sağlanamıyor.
Siyasi partiler tabandan gelen tepkilere bakarak önemli bir adım attılar.
Gerekli olmadığı halde önemli partilerin temsilcileri terörist başı Öcalan'ın yanına gittiler.
Karar alınırken oylamanın gizli yapılması, İmralı'daki temasların fotoğraflarının gönderilmemesi yapılan hareketin ürkek adımlardan ibaret olduğunu gösterdi.
İnandırıcı olmak için göğsünü gere gere adım atmak gereklidir.
Diğer yandan sözde silah bırakması beklenen PYD'li Mazlum Abdi, boy boy fotoğraflar verip TV kanallarında yayına katılıyor.
Maalesef süreç hiç olumlu ilerlemiyor.
Toplum, her an birilerinin çıkıp karşı tarafı suçladığı "Ben istiyordum senin yüzünden bozuldu" diyeceği günlerin geleceğini tahmin ediyor.
Burada durup tekrar düşünmek gereklidir.
Bu toplumun Terörsüz Türkiye'ye ihtiyacı vardır.
Sürecin tarafları, siyasi görüşünden arınıp, yapmak istediği her şeyi açıkça öne sürmeli, karşıt görüşleri dinlemeli ve toplumun desteğiyle hareket etmelidir.