TARİHE NOT DÜŞMEK

CHP’de son yaşananlardan sonra, bu yazıyı yazıp yazmamayı çok düşündüm. Çünkü bazılarını eleştirmek için bile, yazmaya değmez. Yalnız bu yazı bir öfke yazısı değil. Milyonlarca CHP’linin, binlerce delegenin oyu yok sayılarak; üç hâkimin hatalı kararı ile polis eşliğinde, biber gazlarıyla, partinin kapısını kırarak, TGRTnin naklen yayınıyla, seçilmişlerin partiden atıldığını görünce; tarihe not düşmek için yazmaya karar verdim. CHP kurucu felsefesi gereği sadece bir parti değildir. Bir rejimin, bir kültürün ve bir direnişin adıdır.

Bu oyunun CHP’yi, Özgür Özel ve Kılıçdaroğlu isimlerini aşan; büyük bir oyunun parçacısı olduğunu, tespit etmek gerekir. Söz konusu olan sadece bir koltuk değildir. Bir ülkenin vicdanı, direnci, kaymakta olan siyasi rotasıdır. Muhalefetin yükselişini, dinamizmini kişisel bir hesaplaşmaya kurban etmek; geçmişe ve geleceğe ihanettir. Ekonomiyi düzeltme ümidini, seçmenin güvenini kaybetmiş iktidar; “ancak muhalefeti parçalarsam, itibarsızlaştırırsam, iktidarı sürdürebilirim,” düşüncesinde. Bazı CHP’liler için hata, bu oyunun parçası olmak. Eski genel Başkanın hatası, başkalarının yazdığı oyunda rol almak. Bülent Kuşoğlu birazını açıkladı, “ Bir devlet aklı olduğunu söyleyebilirim”. CHP Genel merkezinde, danışman Ramazan Kubat ve yanındaki dört kişinin; bozkurt selamından da net olarak oyunu kimlerin kurguladığı anlaşılıyor.

Ekrem İmamoğlu soruşturmaları, CHP’li belediyelere yapılan soruşturmalar, başkanların şafakta evlerinden alınmaları, tutuklanmaları CHP tabanının moralini bozmuş, siyasetten soğutmuş, zihinsel olarak çoğunu yıpratmıştı. Başarıya gidilecekse, yaşananlara rağmen son olaylara üzülmemek, yaşananları tecrübe olarak görmek gerekir. Yaşananlar gösterdi ki:13 seçim kaybetmiş 78 yaşındaki birisinin, parti kapısını kırarak partiye girmesi, partiyi ele geçirmesi; Türk demokrasi tarihine utanç notu olarak yazılacaktır. Atanmış genel başkanın partili Belediye Başkanlarına ait davalar, soruşturmalar sürerken, koltuğa oturduğu ilk gün;” suçsuz olanları sahipleneceğini, suç işleyenlerin cezasını çekmesi gerektiğini” açıklayan demeci; bir oyunun parçası olduğunun başka bir kanıtıdır. Hiç kimse devam eden bir dava ile ilgili, yargıyı etkileyecek beyan veremez. Bu saygısızlıktır, hadsizliktir. Sen Hakim’misin, Savcı’mısın? Ne olduğunu dahi bilmiyorsun. Konuşmada iktidar için bir kelime eleştiri yapmayıp, kenti partili belediye başkanları için bunu söylüyorsa; bu ihanet, tarihe not olarak düşülür.

CHP’li, birçok Belediye başkanı soruşturmalarının ve kanıtlanmamış, sahte algı yaratacak delillerin iktidara yakın medyada önceden yazılıp söylenmesi; ülkede hukuka olan güveni yok etmişti. Bazı Kılıçdaroğlu yandaşlarının iktidar medyasından konuşmacı olup, olayları yönlendirmesi; insanları fazlası ile üzdü, iyice gerdi. Her şeye rahmen moral bozmadan olaylara iyi yönünden bakmak, Kılıçdaroğlu’nun yaptıklarını; ülke adına, gençler, kadınlar, emekliler ve emekçiler adına şans olarak görmek gerekir. Hiç olmazsa, foyası anlaşıldı, kumaşın defolu olduğu, niyetin kötü olduğu, büyük turpun kim olduğu anlaşıldı.

Elbette CHP’liler zihinsel olarak yaşananlardan dolayı yıprandılar. İki yıldır yaşadıkları, insanların kalbini yordu, insanları öfkelendirdi. Yaşananlar taşınamayacak kadar ağır. Ne söylense, ne yazılsa yeridir. Ancak yine de bazı insanlara zekâsı kadar kızacaksın. Ötesine bakmayacaksın. Karşındakinin empati seviyesi kadar duygularını belli edeceksin. Karşındaki kişinin kapasitesi kadar konuşacaksın. Fazlası israf olur. Olgunluk herkesi anlamak değil, kiminle ne paylaşacağını bilmektir. Atanmış genel başkanla CHP’lilerin paylaşacağı bir şey kalmadı; en azından bu görüldü. O rotayı başka denizlere çevirmiş. Seçimi kaybeden genel başkanın, yargı kararıyla koltuğa oturması; seçmence en basitinden hadsizlik, olarak görülüyor.

Aslanın ormanın kralı olduğunu bilmesi, gücünü bilmesidir. Lakin nehre girince timsahlara kafa tutamayacağını bilmesi ise haddini bilmesidir. Bu oyunu yazanların hadlerini bilip; Cumhuriyeti ve Devleti kuran partiye, kapısını kırarak girilmeyeceğini bilmeleri gerekir. Atanmış genel başkanda şunu bilmeli: Haddini bilmek önemli, insan haddini, nerede duracağını bilmezse; nerede düşeceğini de bilmez. Bir siyasetçi 78 yaşından sonra, bu durumlara düşmemeli. Partin seni Milletvekili etmiş, Gurup Başkanı, Genel Başkan, Cumhur Başkanı adayı etmiş; sen partinden, partilinden daha ne bekliyorsun?

Tarihe not düşme yazısı da olsa, uzun yazılar okunmuyor. Bitirmek gerekir. Bizim attığımız her taş kötüleredir. Eğer dosta değdiyse, bizde yanlış olmaz. Dost yanlış yerdedir. Son sözümüz CHP’nin seçilmiş meşru yönetimine, demokratlara, yurtseverlere, vicdan sahibi dürüst insanlara. Gerçek başarısızlık yolculuğa başlamayı reddetmek veya birisi size hayır dediğinde vazgeçmektir. Yaşananlar bir ceza olarak görülmemeli. Yaşananlar birer tecrübe ve yaşanacak güzel günlere bir hazırlıktır. Sizler hukuk içinde kalarak, demokrasi yolundan yürümeye devam edin. Yürüyüşünüz örgütlü kötülüğe korku, dostlarınıza umut veriyor. Türkiye, hatta dünya sizin hikâyenizi merak ediyor.