21 Mart Dünya Şiir Günü bu yıl Ramazan’a denk geldi. Geçiştirilir mi diye düşünürken şiir, iki ayrı mekânda düzenlenen güzel etkinliklerle yeniden hayat bulmuş oldu.
27 Mart Cuma günü Şiir Otel’in adı gibi güzel ortamında, 28 Mart Cumartesi günü Abalıoğlu Kültür ve Sanat Vakfı’nın o tarihi muhteşem salonunda iki gün boyunca şiir konuşuldu, şiir yaşandı. Bu etkinliklerin öncüsü PEN Yazarlar Birliği ile birlikte diğer şiir topluluklarının yılın şairi olarak seçilen Hidayet Karakuş, Dünya Şiir Günü bildirisini okudu. Bildirinin en çarpıcı cümlesi şuydu:
“Şiir okumayanın hayatı tanıması olanaksızdır.”
Bu cümle üzerinde durulmaya ve düşünmeye değer.
Hayatı tanımak; acıyı, sevinci, kaybı, umudu tanımaktır. Şiir tam olarak bunları en yoğun biçimiyle taşıyan bir dildir.
Şiir Otel’in sahibi sevgili Esat Bozbıyık’ın hatırlatması, kıymetli büyüğümüz Sanatsever İsmet Abalıoğlu’nun davetiyle her iki mekandaki şiir etkinliklerine katılmak bir ayrıcalık gibiydi. Şehrimizden ve farklı illerden gelen şairleri tanıdım. Şairlerin şiirlerini kendi seslerinden dinledim. Eski dostlarla karşılaşmak güzeldi. İki gün boyunca şiirin içinde, sade ama kıymetli bir zaman geçirdim.
Şiirin yanı sıra müzik ve tiyatral sunumlar da vardı. Bu hâliyle etkinlikler daha da etkileyici oldu.
Bu satırları not ederken kulaklarım PAÜ Dr.öğretim üyesi Derya Kıraç SABZEHZAR Hanım’ın sunduğu viyolonsel konserindeydi.
Etkinliklere Macar şair Balasz Szollossy ile Gürcistan’dan katılan, Gürcistan millî marşının yazarı David Margatze de iştirak etti. Bu katılımla program uluslararası bir nitelik kazandı.
Denizli insanının şiire olan ilgisi içeriden bakınca daha derin bir anlam kazanıyor. Başta Büyükşehir Belediyesi olmak üzere bu işe gönül veren insanlar ve kurumlar var; verilen emekler her türlü takdiri hak ediyor. Emeği geçen herkesi alkışlıyorum.
Şiir önemli bir sanat dalı…
Şiir, kafiye ve ölçüden ibaret değildir. Bunlar biçimdir, araçtır. Asıl olan, insanın içinden kopup gelen sestir. İçinde duygu yoksa en düzgün dizeler bile eksik kalır.
Halkımız gönül diliyle söyleyen şairlerine “âşık” demiştir. Bu geleneğin en güçlü isimlerinden biri Âşık Veysel’dir. Onun şiirlerinde hayatın her hâli vardır; sade, sahici ve hep türkü tadındadır.
21 Mart aynı zamanda Âşık Veysel’in aramızdan ayrılışının yıl dönümüdür.
Ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun şu dizeleri şiire bakışı ne güzel özetliyor. Bu düşünceye gönülden katılıyorum:
“Şairim,
Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası,
Ayak seslerinden tanırım.
Ne zaman bir köy türküsü duysam,
Şairliğimden utanırım!”
Şiir yalnızca edebiyatın bir dalı değil, milletin sesidir de… Mehmet Emin Yurdakul bunu yıllar önce söylemiş:
“Bırak beni haykırayım, susarsam sen mâtem et;
Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet,
Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir!”
İstiklal Marşımız edebiyatımızın milletimize mal olmuş en güçlü şiirlerinden biridir. Mehmet Âkif Ersoy’un “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın” sözü, o günlerin ağırlığını bütün gerçekliğiyle anlatır.
Şiir bir gönül işidir. Aşkın olduğu yerde şiir de vardır. Bu yüzden gönül rahatlığıyla diyebiliriz:
“Şiir, aşkın dilidir.”
Yıllar önce “Şiir nedir?” diye sormuş, kendimce cevaplamaya çalışmıştım. 2015’te Şerif Kutludağ hocamızın öncülüğünde Çatalçeşme Salonu’nda düzenlenen bir etkinlikte heyecanla okuduğum, sonra “Pınarcık Çeşmesi” adlı kitabımıza da aldığımız bu şiiri bir bölümünü sizlerle paylaşmak istedim.
ŞİİR NEDİR?
Günü aydınlatan bir ışık olur
Dilde ifademdir, sözümdür şiir!
Şarkıdır, türküdür, dilde ses olur
Gönülden fışkıran özümdür şiir!
Dünya kurulalı sesidir aşkın
O’nda dillenmeyen sevdalar şaşkın
Denizde kudurur, nehirde taşkın
Sanki bedenimde gözümdür şiir!
Romanlarda, masallarda gizlidir
Dile gelmez bazen çok da nazlıdır
Yazıya dökülür, sazda saklıdır
Benim duygularım, sesimdir şiir!
Uzun sevdaların kısa özüdür
Tatlı bakışların gülen yüzüdür
Ta yürekten akıp gelen özüdür
Benim vazgeçilmez hazzımdır şiir!
Bazen tasalanır, bazen ağlarız
Neşelenir, keyiflenir, çağlarız
Zor olanı kolayına bağlarız
Gönüllere köprü, ağımdır şiir!
Fırtınadır, şimşek çakar bir yerde
İlaç olur, merhem olur çok derde
Kimler geldi geçti, hani ya nerede
Onlardan kalan bir eserdir şiir!
Bitmeyen sevdadır, tükenmez ilim
Hani köy kızları dokur ya kilim
Benim de gönlümden geldikçe dilim
Açılıp serdiğim kalbimdir şiir!
Kime söyler, kimden gelir bilinmez
Ateş olmayınca dumanı tütmez
Dile gelmiş, kalem yazmış fark etmez
Şair ocağında dumandır şiir!
Ansızın basınca ruha serinlik
O an ihtiyaçtır artık yarenlik
Duygulara sarmış ise derinlik
Gönül deryasının suyudur şiir!
Her dilde söylenir, insan içindir
Şekli başka başka, biçim biçimdir
Ustasına bakar, kolay seçimdir
Aruzdur, hecedir, serbesttir şiir!
Yağmurdur, bazen de kar olur yağar
Âşık her seferde yeniden doğar
Çiçekte meyvedir, arı bal yığar
Doğumda sancıdır, bebektir şiir!
Yusuf’la Yavuz’dur sözün kısası
Ege, bir tebessüm, Elâ Duru su
Her şiirin vardır kendi kıssası
Almak isteyene buyrun hissesi
Bu candan, cananın payıdır şiir!