SERÇE AVI

Ülkemiz 1950’lerden sonra, her on yılda bir darbe yaşadı. Askeri darbeler sonucu kurulan Sıkıyönetim mahkemelerinde; binlerce insan, muhalif suçsuz yere yıllarca ceza evlerinde kaldı. Son darbe; dışa bağımlı FETÖ terör örgütünden geldi. Bu biraz farklı oldu. Terör örgütü uzun yıllar askeriyenin, polisin, yargının, tüm kamu kurumlarının içine sızmış ve yuvalanmış. Devletin içinde paralel bir yapı oluşturmuş. Devlet içinde elde ettiği güç ile Atatürkçü subayları devre dışı bırakmak için, uydurma iddialar, yalancı tanıklar, sahte deliller ile Ergenekon, Casusluk, Balyoz davaları açtılar. Kendi iktidarlarına engel olabilecek muhalifleri, gazetecileri uydurma deliler ile yargıladılar, hapse attılar. Binlerce insana serçe avlar gibi pusu kurdular, avladılar. Bunca yaşanana rağmen toplum olarak demokrasiyi içselleştirip, hala yaşam biçimi yapamadık.

Demokrasi sorunu ile hukuk devleti sorunu; bugün de ülkede büyüyerek devam ediyor. Birçok Belediyeye kayyum atanmış, muhalif birçok Belediye Başkanı tutuklanmış, görevden uzaklaştırılmış durumda. Basın yansıdığı kadarıyla iddialara ve sonuçlarına bakınca, birçoğunun hakkında somut delil olmadığı anlaşılıyor. Ortada gizli tanık ve itirafçı dışında bir delil yok. İddia para; yazılı delil hiç yok. Muhalifler hakkında; sadece iddia var.

Anayasaya göre; her türlü düşünceyi ifade etmek serbest ve hak. İnsanlar düşüncelerini izin almadan yazarak, çizerek, söyleyerek, toplantı ve gösteri yaparak ifade edebilir. Anayasada böyle de; uygulamada muhalifler için düşünmek serbest, düşünceyi söylemek yasak. Düşünen, yazan, çizen, muhalif olan; siyasetçi, iş adamı, gazeteci, yazar tutuklanıp, yargılanıyor. Serçe avlanır gibi avlanıp, hapishanelerde toplanmakta.

Mao 1949 yılında Çin’de komünist devrimi gerçekleştirir ve ekonomik gelişmeyi yavaş bulur. Çözüm için 1958 yılında "dört haşere kampanyasını." Başlatır. Ülkede sıtmadan sorumlu sivrisinekler, vebayı yayan kemirgenler, karasinekler ile tahıl ve meyveleri yiyen serçeler; toplanıp ortadan kaldırılmalıdır. Serçe toplama planına, "serçe soyunu tüketme hareketi" denir.

Hesaplara göre, yılda 4-5 kg tahıl tüketen serce soyu yok edilmeli. Yöntem: Yemleme, tuzağa düşürme, aç bırakma ve yormadır. Tüm ağaçlara çaputlar bağlanır. Toplu serçe avına katılanlar ellerindeki tenekeleri, tencereleri çalarak, çığlıklar atarak serçelerin havada kalmalarını sağlarlar. Havada fazla kalamayan serçeler bitkin düşerler ve kitlesel olarak ölmeye başlarlar.

Sonuç olarak 2-3 yılda tüm serçeler katledilir. Denge bozulduğu için; tırtıl, çekirge sürüsü, yaprak biti gibi zararlıların nüfusunda korkunç bir artış yaşanır. Birçok yörede açlık çekilir. Anlaşılır ki: serçeler aslında bahçelere giren, zararlı böcekleri yiyen ve tarıma büyük faydası dokunan kuşlardır. Sovyetler Birliği ile Kanada'dan vagonlar dolusu serçe getirilir. Toplu serçe katliamı Çinlilere; doğaya, serçelere saygı duymayı öğretir.

Ülkenin muhalifleri, gazetecileri, düşünenleri, yazanı, çizeni, bilim insanları; serçe avlar gibi avlanır, sabaha karşı yataklarından alınır, tutuklanır, yargılanırsa; demokrasi, hukuk devleti konusunda dengeler bozulur. Çin’in ekolojide, düştüğü duruma düşeriz. Ekonomik dengeler daha da bozulur, sosyal dayanışma ulusal birlik yok olur, kalkınma yavaşlar. Ulusal güç kaybına uğrarız. Serçelerin kıymetini bilelim.