SAVAŞIN GERÇEK TARAFLARI

Başladığı günden beri burnumuzun dibindeki savaşın anlaşılması için yazıyorum.

Baştan belirttiğim gibi; ABD/İsrail, savaşı başlattılar ve gelişebilecek yüzlerce ihtimale karşılık yüzlerce hareket tarzı belirlediler.

Olaylar bu güne kadar Trump & Netanyahu ikilisinin istediği gibi gelişmedi.

Zira onlar sert darbeler karşısında sokakta olan halkın cesaretlenerek yönetimi devirmesini bekliyordu.

Tersine sokaktaki muhalifler çekilip devletlerini desteklemeyi tercih ettiler hatta yurt dışında yaşayan muhalifler ülkelerine gidip devletinin yanında durdu.

İki kafadar yani Trump&Netanyahu, İran'ın iderlerinin öldürülmesinin bir yönetim krizi çıkarmasını beklediler nitekim en başta gelen İran yöneticilerini öldürdüler.

Gururla Devlet başkanını öldürdüklerini açıklayan Trump gördü ki İran dersine iyi çalışmış.

Ölen liderlerin yerine hemen yenileri atandı.

İran, savunmada kalmadı, füzelerle İsrail'i vurdu. Ayrıca Körfez bölgesinde ABD'nin kurduğu sistemi hedef aldı.

"ABD'nin Körfez'deki sistemi" derken, Suudi Arabistan başta olmak üzere Kuveyt, BAE, Katar, Bahreyn gibi zengin ancak güçsüz ülkeleri kast ediyorum.

ABD'nin planladığı saldırının çapı kısa vadeliydi ve Körfez'deki obez ülkeleri korumaya yeterli değildi.

Karşılıklı hamleler, başta Körfez'deki ülkeler olmak üzere ABD dahil bütün dünya ekonomilerini sıkıntıya soktu.

Dev ABD Ekonomisi elbette savaşın üstesinden gelebilecek çaptadır ancak bu dev ekonomiyi yönetenler kar-zarar mantığıyla hareket ederler.

Savaşın uzaması durumunda oluşacak kayıplar savaşın getirilerinden büyük olacaksa savaşmaya karar verenlerin yakasından tutarlar.

Nitekim Trump, savaşın kısa sürede biteceğine dair sözler vererek Baronların sabırlı olmalarını bekliyor.

Daha savaşın başında yaptığım analizlerde de yapılan yığınağın uzun süreli bir savaş için yeterli olmadığını söylemiştim.

Şimdi gelelim başlıkta belirttiğim konuya: Bu savaşın tarafları kimlerdir?

Ben "Trump, kimi hedefe koydu?" sorusuna cevap olarak Çin değil Avrupa demiştim.

Nitekim sözcülüğünü İspanya Başbakanı'nın yaptığı Avrupa, bu savaşa karşı duruyor.

Çin, İran'a füze ve benzeri savaş malzemesi tedarik ederek İran tarafında gibi görünebilir ancak Çin, apolitik bir üretici olarak isterse İsrail'e hatta Suudi Arabistan'a da füze satabilir.

Tekrar söylüyorum: Çin bu savaşın tarafı değildir.

Suudi Arabistan, Humeyni İhtilali'nden beri İran'ın karşısındadır ve hatta gücü yetse savaşa dahil olur.

Küçük Körfez ülkeleri, ABD koruması ve Uluslararası ticaretin içinde zenginlikten aldıkları paydan dolayı mutluydular ve yerlerini sağlamlaştırmaya çalışıyorlardı.

Bu savaş onlar için soğuk duş etkisi yaptı.

Şimdi o temelsiz zenginliğin ve refahın bedelini ödeme zamanı. Yani Körfez Ülkeleri'ni herhangi bir tarafa koyamayız.

Suriye için basit bir cümle kuracağım "Esat yerinde duruyor olsaydı bu savaş başlamazdı."

Rusya, Suriye'de başlayan HTŞ hareketinde İran'ın kara gücünü havadan desteklemedi, yani bu gün yaşanan savaşın Suriye ayağında İran'ı yalnız bıraktı. Yine başını kaşımaya devam ediyor.

Putin, İran'ın kendilerine Ukrayna Savaşı'nda verdiği dronların hatırına, savaş boyunca tarafsız görünmeye devam edecek.

Mısır, Suriye ve Gazze'de olduğu gibi, barış söz konusu olursa ev sahipliği yapmak için bekliyor.

Pakistan, iç politikada İran'ın yanında olduğunu söylese de Suudi Arabistan'da İran'ın Körfez'deki hamlelerine karşı açıklanan bildirgeye imza attı.

Biz mi?

Sorunun cevabı için Mısır ve Pakistan'la ilgili yazdıklarıma bakınız.