SARI KAYMAKAM

"Side'de bir lokantada akşam yemeğimizi yerken, biraz ötedeki masada iki bey ile sevimli bir erkek çocuk gördük. Onların masasında da Cumhuriyet Gazetesi vardı bizimkinde de..."

"Sevimli küçük çocuk Cumhuriyetin okunduğu, diğer masadan aldığı meze tabaklarını, bize ikram etmeye başladı. Biz de onu kendi masamıza daha doğrusu benim kucağıma oturttum. İki bey de yanımıza geldi. Biri savcıymış: öteki de Toros Dağları'nın eteğinde bir ilçenin kaymakamı ve sevimli küçük çocuğun babasıymış. Genç kaymakam, Side'den ancak 70 kilometre uzakta Gündoğmuş ilçesine bizi davet etti. Ertesi gün oraya birlikte gittik. Her bir yanından gürül gürül suların aktığı, çam ormanları arasında, dünyalar güzeli bu yeri Cumhuriyet Gazetesi'ni okumamız sayesinde görebildik böylece...

"Ne gariptir ki 1998 sonbaharında aradan yirmi iki yıl geçtikten sonra, yüzünü hayal meyal anımsadığım, orta yaşlı sevimli bir hanım girdi Bodrum'daki evimin avlusuna.

"Adım Şermin" dedi. Emekli olmadan önce, Gündoğmuş'ta on yıl öğretmenlik yaptığını, Azra İnal'ın Vedat Günyol'un ve benim oraya gidişimizi anlattı. Kaymakamın unuttuğun adı İsmail'miş. O da çoktan emekli olmuş. O gün sular üstüne kurulu bir çardakta yediğimiz alabalıkları

kızartan, çok sevdiğim un helvasını kavuran Şermin Öğretmen'le bunca yıl sonra yeniden karşılaşınca çok duygulandım."

Mina Urgan'ın Yapı Kredi Yayınevi'nden çıkan "Bir Dinozorun Gezileri" kitabından alıntılardı, yukarıdaki satırlar. Profesör Doktor Mina Urgan 1915 yılında İstanbul'da doğdu. Babası şair ve oyun yazarı Tahsin Nahit Bey'dir. Annesi Şefika Hanım'dır. Şair, yazar, oyuncu Cahit Irgat' da eşidir. Arnavutköy Amerikan Kız Koleji, Noter Damar De Sion Fransız Lisesi, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız filolojisini bitirdi. 1977'de emekli oluncaya dek İngiliz Edebiyatı profesörü olarak öğretim üyeliği yaptı. Fransızca ve İngilizce'den birçok çeviri yaptı. En yaygın eserleri: Sineklerin Tanrısı, Bir Dinozorun Anıları, Bir Dinozorun Gezileri, Virginia Wolf.

Bir Dinozorun Gezilerini yeni okudum, çok keyif aldım. O kitapta bir dosta rastladım. Hani tırnak içine aldığım bölümde, genç kaymakam var ya, hani güzel bir çocuğun babası, Gündoğmuş Kaymakamı, adı İsmail olan, İsmail İyilikçi abimiz. Saatlerce sohbet etseniz sıkılmayacağınız keyif alacağınız bir bilge kişi. İlk tanıştığımızda Kaymakam Muzaffer Yücel'i sordum tanıyor, Hasan Tülay'ı sordum tanıyor, Yahya Gür'ü tanıyor, M. Haluk Saygı'yı tanıyor, İdris Kurtkaya'yı tanıyor. Bu saydıklarım, İdris Kurtkaya hariç çalıştığım kaymakamlar. İdris Kurtkaya çocukluk ve gençlik arkadaşımdır. Vali ve kaymakamların çetelesini İsmail İyilikçi'den iyi kimse tutamaz. Okumayı okulda bırakmamış, kendini sürekli yenilemiş.

İsmail İyilikçi; Tavas'ın Ulukent Köyü'nde 1944 yılında doğmuş. İlk öğrenimini Tavas'ta tamamladıktan sonra Eskişehir Maarif Koleji'ne gitmiş ve orayı bitirmiş. Maarif kolejlerinin adını dahi kimse bilmezken, İyilikçi Ailesi'nin, oğullarını bu okulda okutmaları övgüye değerdir. Maarif kolejleri en yetenekli öğrencileri almasıyla bilinir.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne girip bitirdi.

Hafize İyilikçi Hanım'la evlendi, Onur, Özgür ve Rahmi, üç başarılı oğullarıdır. İsmail Bey on beş yıl kaymakamlık ve vali yardımcılığı yaptıktan sonra, İçişleri Bakanlığı tarafından Mülkiye Başmüfettişliği görevine atanmış.

Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne mülkiye, bitirenlere de mülkiyeli derler.

Ankara'da Mülkiyeliler Lokali seçkin bir yerdir. Birkaç kez gittim. Mülkiyeliler birbirini çok iyi tanır, aralarında anlatılamaz bir bağlantı vardır. Mülkiyelilerin marşı bile vardır

MÜLKİYE MARŞI

Başka bir aşk istemez, aşkınla çarpar kalbimiz,

Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz.

Gül ki sen, neş’enle gülsün ay, güneş, toprak, deniz.

Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz.

Bir güneştin bir zamanlar, aya kadar kaldındı dün,

Dün bir ay’dın, sislenen boşlukta yıldızsın bu gün;

Benzin uçmuş bak, ne rüya’dır, bu akşam gördügün?

Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz.

Beklesin Türkoğlu’nun azminde kuvvet bulmayan,

Sel durur, yangın söner elbette bir gün Ey Vatan

Süslenir, oynar yarın, dün ağlayıp matem tutan

Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz.

Güfte: Cemal Edhem Beste: Musa Süreyya

İsmail Bey Yenipazar'da maiyet memuru (stajyer kaymakam) olarak başladığı göreve Ordu'nun Kumru ilçesi, Hatay'ın Altınözü, Trabzon'un Vakfıkebir, Antalya'nın Gündoğmuş ilçelerinde devam etmiş.

Diyebilirim ki; Türkiye'de tanımadığı yoktur.

Bakan İstemihan Talay, Bakan Abdulkadir Aksu, Bakan Hasan Celal Güzel, Recep Yazıcıoğlu, Oğuz Kağan Köksal, Murat Karayalçın, Yusuf Ziya Göksu, Besim Tibuk sınıf arkadaşlarıdır.

3 Mayıs 2007'de rahmetli gazeteci arkadaşımız Hürriyet Gazetesi muhabiri Sedat Acar'a verdiği röportajda, genç mülkiyelilere: "Özgürce düşünün, çağın gereklerini yerine getirin" tavsiyesinde bulunmuş.

Şöyle devam etmiş: "Özgür olun, kendinize bir dünya görüşü benimseyin, kimsenin adamı olmadığınızı kanıtlayın, çevreye eşit mesafede durun, bildiğiniz yoldan sapmayın, halkın yanında olun, çağın gereklerini yakalayın, devletin ilçelerinize gönderdiği ödenekleri eşit dağıtın. Türkiye'nin bağımsız ve özgür düşünen, halka eşit davranan, laik devlet yöneticilerine ihtiyacı var. Unutmayın, hepiniz Atatürk'ün kurduğu genç cumhuriyetimizin, genç mülki amirlerisiniz."

İsmail İyilikçi, Denizli'de üretilip yurt dışında satılan halıların üretildiği Denizli Halı'da danışmanlık yapmış. Cankurtaran'da geniş bir arazi almak isteyen Besim Tibuk'u tanımayan köylüler, istedikleri parayı ödeyeceği konusunda tereddüt ediyorlarmış. İsmail İyilikçi'nin araya girmesiyle arazi satışı gerçekleşmiş. Denizlili kadınlara iş alanı açılmış. Birçok kişi burada ekmek bulmuş. Ayrıca gelen halıcılar Denizli kültür ve sanatına katkı koymuşlar.

İsmail İyilikçi şu anda PEV+Pamukkale Eğitim Vakfı) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı PEV Koleji'nin yönetici ve yönlendiricisi olarak, hem okula hem Denizli'ye katkı veriyor.

Meserret kahve onun da uğrak yeri. Mütevazi kişiliği ile herkese yetişip herkesi onurlandırıyor. Süleyman Boz, Adil Aydın okuryazar takımı olarak biliniyor. Şakalar gırla gidiyor.

Çarşamba sabahları ilk karşılaşmamızda "Hocam, yazınızı okudum, beğendim" diye beni onurlandırır. Çok iyi okuyucu olduğunu söylemiştim. Günlük gazeteleri okur, sezgileri güçlüdür. Hangi kitaptan söz etseniz, sözü ağzınızdan alır, anlatır. Ezberinde çok güzel şiirler vardır.

O sözcüklerin tam tanımıyla aydındır, entellektüeldir.

O bir zamanların SARI KAYMAKAMIDIR.

Atatürkçü, laik, sosyal devletten yana, ulusalcı, cumhuriyetçidir.

Liyakatın kuş olup uçtuğu günümüzde, İsmail İyilikçi gibi yöneticilere ne çok gereksinim var değil mi?

Hoşça kalın, dostça kalın, umutsuz kalmayın.