Gezide bizi ilk selamlayan, pembe kubbeleriyle Süleymaniye Camii oldu. Mimari açıdan klasik Osmanlı çizgilerini taşıyan bu yapı, adanın fethinin sembolüdür. Ancak Rodos’taki Türk varlığı sadece birkaç büyük cami ile sınırlı değildir; ada adeta bir Osmanlı açık hava müzesi gibidir.
Sırasıyla sayayım.
İbrahim Paşa ve Mustafa Paşa Camileri: Çarşının ve sosyal hayatın kalbinde yer alan bu yapılar, adadaki Türk mahallelerinin ruhunu yansıtıyor.
Hafız Ahmed Ağa Kütüphanesi: 1793 yılında kurulan bu kütüphane, sadece bir bina değil, içindeki nadide el yazmalarıyla bir kültür hazinesidir.
Sultan Mustafa Hamamı: Osmanlı’nın temizlik ve su kültürünü adada yaşatan, mimarisiyle göz dolduran en önemli sosyal yapılardan biridir.
Fethi Paşa Saat Kulesi: Hem bir zaman göstergesi hem de şehrin panoramik izleme noktası olarak, sivil mimarinin en güzel örneklerinden biridir.
Bu anıtsal yapıların yanı sıra, Kırım hanlarından devlet adamlarına kadar pek çok önemli ismin ebedi istirahatgâhı olan Murad Reis Külliyesi ve adanın manevi dünyasının izlerini taşıyan Sadi Tekkesi, Rodos’taki Türk varlığının derinliğini göstermektedir.
Sokak aralarındaki şadırvanlar, çeşmeler ve Türkçe konuşulan tarihi kahvehaneler, bu mührü bugüne taşıyan canlı unsurlardır.
Şövalyelerin Anadolu mirasına da bakalım. Bodrum Kalesi, Rodos şovalyelerinin yapısı.
Kalede yükselen Fransız, İngiliz ve İtalyan kuleleri, şövalyelerin kozmopolit yapısını Rodos’tan alıp doğrudan Bodrum kıyılarına taşımıştır.
Mimarideki bu etkileşim sadece sahil şeridinde kalmamış, Anadolu’nun içlerine kadar sızmıştır. Aydın Nazilli’deki Arpaz Kulesi, bu alışverişin en özgün meyvesidir. 19. yüzyıl başında Arpazlı Hacı Hasan Bey, kulesini yaptırmak için Rodoslu ustaları özel olarak getirtmiştir. Kulenin asma köprüyle geçilen güvenli yapısı ve taş işçiliği, Rodos’taki şövalye kalelerinin savunma mantığının Anadolu’da nasıl bir sanat eserine dönüştüğünün en somut örneğidir.
Ben Rodos çarşıda yürürken kendimi Anadolunun bir sahil kentinde Side'de, Antalya'da yürüyor gibi hissettim. Bunun nedeni iki yakanın ortak estetiği, mimari benzerliğiydi.