Kahkahaları sokakları inleten, can ciğer kuzu sarması dostların gün gelip ağza alınmayacak küfürlerle birbirlerine saldırmaları hangi ahlak kuralı ile açıklanabilir ki?
Bu ülkenin aydını da cahili de kontrolsüz bir öfkenin girdabında ve hesapsız birlikteliklerin pişmanlığa dönüşmüş vicdan azabında bocalayıp duruyor. İfadeler nezaketsiz, saygısız, yakışıksız; davranışlar kaba, çirkin ve bayağı... Fütursuzca birbirlerine saldırıyorlar, küfrederken ağızlarından sanki salyalar dökülüyor. Bu topluma ne oldu böyle? Öfke patlaması yaşayan insanlar, sanki cinnet geçiriyormuşcasına saldırganlaştı.
Aklını kullananayan siyasî fanatikler, ortalığı kasıp kavuruyorlar. Bir daha hiç muhatabının yüzüne bakmayacakmış gibi kabalaşıyor, çirkinleşiyorlar. Oysa kimler geldi kimler geçti bu arenadan! Merak etmeyin, bu kavgalar da gelir geçer erenler!
Toplumsal çatışmayı körükleyen her türlü fanatizm tehlikelidir. Sportif, siyasî, ideolojik ve etnik fanatizmden bu toplum çok çekti. Kontrolden çıkan kitleler, 12 Eylül öncesinde sokakları kan gölüne çevirmişti. Kimse ne yaptığını bilmiyor, her gün onlarca insan öldürülüyordu. Birbirini boğazlayan binlerce insan aynı sokaklardan, aynı mahalleden, aynı şehirden gelen bu memleketin gariban çocuklarıydı.
Sonra 12 Eylül askerî darbesi yönetime el koydu. Sıkıyönetim, askerî mahkemeler, işkenceler, zindanlar, yıllarca süren siyasî mahkumiyetler ve tahammülü zor mağduriyetler yaşandı.
Toplum, 1980 öncesinin terörize edilmiş sokaklarını çok çabuk unuttu. 12 Eylül mağdurlarının sesini de hiç duymadı. 1987'de anayasa değişikliği referandumu ile Türkiye'de siyasî yasaklar kaldırılınca, kalabalıklar kendini yeniden sıcak siyasî çekişmelerin içinde buldu.
Zaman hızla akıp gitti. Bu süreçte dünya değişti, Türkiye değişti, liderler ve siyaset anlayışı değişti. Fakat Türkiye'de siyasî hizipçilik ve "hainlik" suçlaması hiçbir zaman değişmedi. İttihat Terakki'den bugüne herkes birbirini "hainlik"le suçladı.
* Dörtlü Takrirle kurulan Demokrat Parti "hainlik"le suçlandı.
* Adalet Partisi'nden bölünen Demokratik Parti "hainlik"le suçlandı.
* CHP, SHP ve DSP ayrılıklarında yine aynı suçlamalar vardı.
* Sol freksiyonlar zaten birbirlerini oportünizm ve hainlikle suçlayıp durdular.
* CKMP'den MHP'ye geçiş sürecinde de ağır suçlamalar vardı.
* Anavatan Partisi ve Doğruyol Partisi'nin dağılma sürecinde tarafların birbirlerine söylediği sözler yenilir yutulur cinsten değildi.
* Muhsin Yazıcıoğlu grubu MHP'den ayrılırken "hainlik"le suçlandı.
* Türkeş sonrasında Ramiz Ongun, Âgâh Oktay Güner, Yaşar Okuyan, Namık Kemal Zeybek, Taha Akyol, Mustafa Çalık, Azmi Karamahmutoğlu, Enis Öksüz, Ozan Arif, Ümit Özdağ, Koray Aydın, Sinan Oğan, Musavvat Dervişoğlu ve Meral Akşener'in ayrılışı ya da partiden ihraç edilişine bakarsanız benzer suçlamaların olduğunu göreceksiniz.
• Erbakan Hoca'nın Fazilet Partisi'nde de parçalanma yaşandı. "Milli görüş gömleğini çıkaran" Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç ve Abdullatif Şener Ak Parti'yi kurduklarında aynı ithamla karşılaştılar.
* Daha sonraki yıllarda Ak Parti'den ayrılanlar için de "hainlik" suçlaması yapıldı: Abdullah Gül, Abdullatif Şener, Ertuğrul Günay, İdris Bal, İdris Naim Şahin, Ali Babacan, H. Hüseyin Çelik, Sadullah Ergin, Selçuk Özdağ, Hüseyin Kocabıyık ve en son başbakanlıktan azledilen Ahmet Davutoğlu...
* Butlan kararından sonra en şiddetli tartışmalar ve çok ağır suçlamalar, CHP ve Yeni Parti arasında yaşanıyor. Yeni Parti'yi kuranlar ile CHP'de kalanlar arasında münakaşanın ötesinde ölçüsüz bir siyasî kavga yaşanıyor; hem de frensiz, balatasız bir kavga...
Kimin haklı kimin haksız olduğunu bir tarafa bırakıp tek cümleyle özetlersek Teoman'ın şarkısında söylediği gibi Türkiye'de siyaset "paramparça!.."
Başta söylediklerimizi tekrarlayalım:
* Kahkahaları sokakları inleten, can ciğer kuzu sarması dostların gün gelip ağza alınmayacak küfürlerle birbirlerine saldırmaları hangi ahlak kuralı ile açıklanabilir ki?
Arşivden gelen cevap kulaklarımızın pasını sildi:
* Siyaseten, siyaseten!...