Mimarlar Odası Denizli Şubesi, Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma (ÇEKÜL) Vakfı Denizli Temsilcisi Yüksek Mimar Ahmet Yoldaş’ı ağırladı. Uzun yıllardır Pamukkale üzerine çalışmalar yürüten Yoldaş, “Pamukkale: Koruma ve Ölüm Süreci” başlıklı kitap çalışmasından dikkat çeken veriler paylaştı.
“GELECEK KUŞAKTALARA AKTARILMASI SON DERECE ÖNEMLİ”
Pamukkale’nin, bünyesinde önemli bir antik kent bulundurması nedeniyle ‘kültürel’, termal sularının binlerce yılda oluşturduğu traverten teraslarıyla doğal bir değer olduğunu belirten Ahmet Yoldaş, bu iki değeri bir arada bulundurması nedeniyle UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alındığını kaydetti.
Bu mirasın korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasının son derece önemli olduğunu anlatan Yoldaş, “Dünya miras listesine alınan alanlar turizmin de öncelikli çekim merkezleridir. Pamukkale, Türkiye’nin en önemli çekim merkezlerinden biridir ve Denizli turizminin de omurgasıdır. Bu çekim merkezi olmayı da öncelikle sağlayan, çok özgün ve ilginç oluşumlarıyla beyaz traverten teraslarıdır. Traverten teraslarını oluşturan ve beyazlaşmış olarak varlığını sürdürmesini sağlayan da kendine özgü özellikleri ile Pamukkale termal sularıdır. Bu nedenle Pamukkale’nin yoğun bir ilgi odağı olarak varlığını sürdürmesi öncelikle termal sularının korunmasına bağlıdır” dedi.
TERMAL SU DEBİSİNDE BÜYÜK DÜŞÜŞ
Termal su debisinin 2015 yılında 400 litre/saniyenin üstüne çıktığını anlatan Ahmet Yoldaş, bu sürecin ardından sürekli düşüşe geçtiğini ifade etti. Günümüzde su debisinin 150 litre/saniyenin altına düştüğünü söyleyen Ahmet Yoldaş, “Termal sular Pamukkale’nin varlık nedenidir. Kaynaklar kuruduğunda çanaklarında su bulunmayan travertenlerin de hiçbir anlamı kalmayacak ve travertenler de kararmaya başlayacaktır. Travertenler karardığında yerli ve yabancı ziyaretçi sayısı da son derece azalacaktır. Bu durum, canlandırılması hedeflenen Denizli çevresi turistik alan ziyaretlerini de olumsuz etkileyecektir.
Travertenlerinin kararmasıyla doğal değeri yok olmuş bir Pamukkale’nin Dünya Miras Listesi’nden çıkarılması da söz konusu olabilecektir. Böyle bir sonucun ilimiz ve ülkemiz için önemli bir kayıp olacağı açıktır” dedi.
Pamukkale termal su kaynaklarının, Kaklık Mağarası’ndan başlayarak Aydın’a uzanan fay hatları üzerinde olduğunu dile getiren Ahmet Yoldaş, “Bu sular Kaklık Mağarası’nda 23-24, Pamukkale’de 35-36, Karahayıt’ta 55-56, Gölemezli’de 70 ve Buharkent’te 100 derecenin üstünde buhar olarak yüzeye çıkmaktadır” dedi.
AZALMANIN NEDENLERİNİ ANLATTI
Pamukkale termal sularının azalma nedenlerini sıralayan Ahmet Yoldaş, üçü kesin 5 nedene dayandırdı.
Yoldaş, “Karahayıt bölgesinde, denetimli denetimsiz aşırı ölçüde termal su kullanımı, Çürüksu Vadisi’nde arazi sulama amaçlı yapılan sondajlar, küresel ısınma nedeniyle yağışların azalmasıyla ortaya çıkan kuraklık, Gölemezli’de tarım-sera amaçlı kullanım ve çevredeki enerji üretim tesisleri gelinen noktanın en önemli nedenleridir” dedi.
Termal suların korunmasının öncelikle Pamukkale’nin, ardından da Karahayıt’ın varlık nedeni olduğuna dikkat çeken Ahmet Yoldaş, “Pamukkale’ye yılda yaklaşık 2.5 milyon yerli-yabancı turistin geldiği bilinmektedir. Denizli turizminin omurgası Pamukkale’dir ve bu ilgiyi sağlayan da termal suların oluşturduğu beyaz traverten teraslarıdır. Şu soruları açıkça sormamız ve kesinlikle yanıtlamamız gerekmektedir. Termal suların korunarak Pamukkale’nin varlığını sürdürmesi mi önceliklidir ve daha önemlidir; otel, pansiyon ve kaplıcalarda kullanım, tarım amaçlı sulama, seralarda kullanım ve termal enerji üretimi mi öncelikli ve daha önemlidir? Hangisi ilimize ve ülkemize, en genel anlamda, daha fazla katkı ve yarar sağlayacaktır? Tarım amaçlı sulamaya, termal enerji üretimine ve Karahayıt’taki çok amaçlı kullanımlara seçenek çözümler vardır ve bulunabilir. Yalnızca ilimizde ve yakın çevremizde kaplıcalar vardır. Ama Pamukkale-Hierapolis’in doğal alanını oluşturan beyaz traverten teraslarının başka seçeneği yoktur; türünde tektir. Pamukkale’nin termal sularının geliştirilerek korunması, ilimiz, ülkemiz ve tüminsanlık açısından yaşamsal derecede önemlidir ve kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bu görevi yerine getirmek için gerekli çabayı göstermeyen tüm ilgili-yetkililer tarihsel bir sorumluluk yüklenmiş olacaklardır” dedi. METİN ELTAŞ




