ÖRNEK DAVRANIŞ

Hz. Ömer (r.a) daha etkileyici olacağı kanaatındayım. Müslüman olmadan önce deve çobanı, iyi ata biner ve iyi silah kullanır ve pehlivan yapılı biridir. Şiire meraklı olduğu, güzel konuştuğu, okuma yazma bildiği, ticaret yaptığı, bu maksatla Suriye, Irak ve Mısır’a gittiği bilgisi var.

Hz. Peygamber’e ve İslâmiyet’e karşı düşmanlık gösteren, bilhassa kabilesinden müslüman olanlara işkence yapan biri. Ömer bi‘setin 6. yılında müslüman olmuş. Resul-i Ekrem’in yanından hiç ayrılmayan Hz. Ömer Resûlullah’ın yaptığı bütün savaşlarda, Hudeybiye Antlaşması, kaza Umresi ile Veda haccında bulundu.

Hz. Ebu Bekir’in hilâfeti döneminde Ömer ona müşavirlik ve kadılık yapmış. Kur’an’ın toplanması konusunu Hz. Ebu Bekir (r.a) ikna edip dağınık haldeki ayet ve surelerin Zeyd b. Sâbit başkanlığında bir heyet tarafından bir araya getirilmesini sağlamış.

Onun hayatında en önemli husus vahiyden etkilenmesidir. Müslüman olması bu sebepten dolayı olmuş. Öyle ki O’nun bazı görüşlerinin nazil olan ayetlerle teyit edildiğidir. “Muvâfakāt-ı Ömer” denilen (bu onay verme, demektir). Bu ayetler arasında şarabın kesin biçimde haram kılınması (Bakara 2/219). Hz. Peygamber’in evine gelen kimselerle hanımlarının perde arkasından konuşması (Ahzâb 33/53). Münafıkların reisi Abdullah b. Übey b. Selûl’ün cenaze namazının kılınmaması gerektiği (Tevbe 9/84) Bedir esirlerine ne yapılacağı hakkında, istişare esnasında arz ettiği görüşü. (Enfal, 8/67) İfk (iftira) hadisesinde kendisi ile istişare eden Hz. Peygamber (sav)'e bunun bir iftira olduğunu söylemesi ayetin nüzulü. (Nur, 24/16).

Hz. Ömer’in en meşhur lakabı “Faruk”tur. “Hak ile batılı birbirinden ayıran” anlamındaki bu lakabı kendisine Hz. Peygamber’in verdiği kayıtlıdır. Hz. Ömer sert mizaçlıydı. Onun bu özelliğinin sebebi rabbinden korkması ve âhirette yaptıklarından hesap vereceğine dair olan kesin inancı şahsî özellikleri arasında mesuliyet duygusunu ön plana çıkarmış, mesuliyet duygusu onu sert ve haşin davranışlardan uzak tutmuştur. Onun hakkında Hz. Âişe’nin, “Ömer anılınca adalet anılmış olur, adalet anılınca Allah anılmış olur, Allah anılınca da rahmet iner” dediği nakledilir. Halifeliği süresince beytülmalden ihtiyacı dışında hiçbir şey almamaya dikkat etmiş, sıradan bir Kureyşli gibi yaşamış ve Hz. Ali’nin bu konudaki tavsiyelerine uymuştur (Ebu Yusuf, I, 125-126). Hz. Ömer bütün emir ve yasakları önce kendi şahsında uygular, halka verdiği emirleri aile mensuplarına da söyleyerek bunlara riayet edilmesini isterdi. Bu güzel örnek niçin bizim için örnek olmasın.