Herkes yaşamında sevilmek, beğenilmek, fark edilmek, takdir edilmek ve onaylanmak ister. Çünkü bu istekler tüm canlıların, temel varoluş sebeplerinin en başında gelirmiş. İnsan yaşamındaki bu temel gereksinmeler karşılanmaz ise bazı kişilerde büyük zaaflara dönüşebiliyor. Bu zaaf o kişiye mutluluk arayışında, tam tersi mutsuzluk getiriyor. Zaten günümüzde mutlu olmanın yollarından birisi de; başkalarından olan beklentiyi, en aza indirmekten geçiyor. Başkalarından beklentin ne kadar azalır ise pişmanlık o kadar azalıyor. Aşırı beğenilme, takdir edilme, onaylanma, görünür olma isteği kişinin ilişki kalitesini bozabilir. İlişki kalitesinin düşmesi de; yaşam kalitesini düşürebilir. İnsan yerine göre, kendisi ile de baş başa kalmasını bilmeli.
İnsan sosyal bir varlık, elbette tek başına uzun süre yaşamını sürdüremez. Her canlı gibi, var olduğunun görünmesini ister. Bu nedenle elbette sevilmek, beğenilmek, onaylanmak isteyecektir. Bazen bir iş yaparsın bir karar verirsin, kararından emin olamazsın. Çevrendeki veya inanıp güvendiğin, dost bildiğin birisinin onayına ihtiyaç duyarsın. Hasta olursun, ilgi beklersin. Özel gününde aranmak, sorulmak istersin. Dostluk dertleşmeyi ve paylaşmayı gerektirir. Dostun onayını alırsan rahatlarsın.
Ancak her kararda, her eylemin sonucunda; başka birisinden onay bekliyorsan; yaşamında bir şeyler eksik gidiyor demektir. Okuduğum bir kitapta, “güneşi görmek istiyorsan, gölgeden çıkacaksın” yazıyordu. Her kararda, her davranışta onay beklememek, onay arayışına girmemek gerekir diye düşünüyorum. İnsan bir yerde kendi kaderinin efendisi olmasını bilmeli. Yoksa yaşam tatmini eksik kalır. İnsanın yaşamındaki problemler, insanı eğitiyor. İnsan yaşamındaki problemler, bazen bir fırsat. Bunu görmek, problemi fırsata çevirme becerisini göstermek, problemlerle yüzleşebilmemize bağlı. Onay beklemeden problemlerle yüzleşme cesareti, kişiyi geliştirir, tecrübe kazandırır. Will Rogess:” İyi kararlar tecrübe sayesinde alınır, tecrübede, kötü kararlar sayesinde kazanılır” diyor. Tecrübe kazandıkça, zorluklarla baş edebilme becerimizi geliştiririz. Zorluklarla baş edebilme becerimiz geliştikçe de, başkalarının onayına çok gereksinim duymayız.
Hata yapmaktan korkmamalıyız. Çocuklarımıza hata yapma fırsatını vermeliyiz. Bunlar çocuğun özgüven kazanmasına, olumlu katkı yapacaktır. Özgüven kazandığı oranda da başkalarının onayına ihtiyaç duymayacaktır. Bazen yalnız kalmak, kişinin kendisi ile konuşması, hayat muhasebesini çıkarması, çıkarımlarını ilişkilerine yansıtabilmesi; iş ve yaşam kalitesini arttıracaktır. Doğa yürüyüşlerinde en çok sevdiğim anlardan birisi, patikada giderken kendimle içsel konuşma yaptığım anlardır. Elbette yaşamın bir yerinde bir zamanında kişi yakınlarının, güvendiklerinin onayına; kaç yaşında olursa olsun ihtiyaç duyacaktır. Onaylanma ihtiyacı, hayatın bir gerçeği.
Her şeyin çok hızlı yaşandığı, değişimin çok hızlı olduğu bir çağda yaşıyoruz. Başkalarının tecrübelerine, onayına gereksinim duymamak mümkün değil. Bunu bilmekle birlikte; başkalarından sürekli onay bekleyerek yalnız karar vermekten, yalnız kalmaktan da korkmamalıyız. Yalnızlık hissi çevremizde kimse kalmadığında değil, içimizde kimse kalmadığında; ortaya çıkarmış. İçimizdeki dostlarımız, arkadaşlarımız, akrabalarımız, onayına başvurabileceğimiz kişiler ne kadar çok ise o kadar güçlü ve zenginiz. Yeter ki denk gelişlerimiz doğru zamana, rast gelişlerimiz güzel insanlara, güzel dostlara olsun.