Tom Cox adında bir at eğitmeni , The Devil’s Horsemen adlı bir şirkette çalıştığını, şirketin Londra’nın hemen dışında olduğunu belirtiyor. Bir dizi film çekerken atları eğittiklerini ve atları ölü taklidi yapmaları konusunda eğitim verdiklerini anlatıyor.
Peki atlar ölü taklidi niçin yapsın ki ?
Eğitmene göre , atları neşeli , düşük stresli bir ortamda eğittiklerini belirli şeyleri yaptıklarında ödüllendirildiklerini anlatıyor. Bir ata yatmalarını ve ölü taklidi yapmasını öğretmenin uzun ve zahmetli bir süreç olduğunu , ama bir kez öğrendikten sonra onları ayakta tutmanın imkansız olduğunu belirtiyor. Öğrendikten sonra ahırdan çıkar, çıkmaz ‘’Yatarsam ödül alacağım ‘’ diye düşünüp hemen yatanlar bile varmış.
Atları pek tanımayan dizi ekibinden bazı kişiler ise atlara bir şey oldu diye oldukça üzülüyorlarmış.
Bu yazıyı okuyunca düşündüm dünyada , ülkemizde ve insan hayatında ödül için , menfaat için ve ya çekindikleri için kimler ölü taklidi yapıyor diye. Böylece köşe yazımıza konu olan ,bu metinleri yazmaya başladım.
Dünya’dan örnekler;
*Özellikle ikinci dünya savaşında Almanya’nın Polonya’da Yahudilere karşı uyguladığı vahşi uygulamalarından ve soykırımdan sonra, Almanya Başbakanı Willy Brandt’ın 7 Aralık 1970 tarihinde Polonya’da anıt önünde diz çökerek özür dilemesi takdire şayandı. Peki şu an Gazze’de uygulanan soykırım için ölü taklidi yapanlar ne zaman özür dileyecekler ? Ya da dileyecekler mi ?Yargılanacaklar mı ?
Batı Almanya Başbakanı Willy Brandt 7 aralık 1970 tarihli Polonya ziyaretinde Varşova gettosu anıtına çiçek koyduktan sonra, herkesin bakışları altında birden bire diz çözker.10 saniye,20 saniye, yarım dakika…Herkes nefesini tutmuş bir biçimde Brandt’ı izlerken gazeteciler dünyanın en unutulmaz karelerini fotoğraflar. Brandt yavaşça doğrulur ve anıtı terk eder. Brandt bu hareketi” Bütün Nazi cinayetleri, toplama kampları, işkenceler, kötülükler ve insanlık dışı davranışlar için insanlıktan özür diledim” diyerek açıklar.
*Birleşmiş Milletlere bir bakalım.
Birleşmiş Milletler, 1945 yılında kurulan uluslararası bir kuruluştur. Şu anda 193 üye devletten oluşan BM ve çalışmaları , kuruluş tüzüğünde yer alan amaç ve ilkeler doğrultusunda yürütülmektedir.
Öte yandan BMGK, BM Genel Kurulunun aksine daimi statüde çalışan ve süreklilik arz eden bir organ niteliğindedir. BMGK'nın daimi üyeleri ABD, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Fransa ve Birleşik Krallık'tır. Dolayısıyla bu 5 daimi üyeden her hangi bir tanesi BM ‘e gelen bir konuda hayır oyu kullandığında ilgili konuda BM bir karar alamamaktadır.
Öyleyse BM ‘de bir çok konuda ölü taklidi yapmaktadır.
*OXFORD Üniversitesine göre, iklim değişikliği konusunda ciddiysek , ABD’nin askeri harcamalarının küresel ısınmaya etkisini sınırlandırmalıyız demiştir. SGR’ye göre de küresel askeri r emisyonlar dünya toplamının %5.5’ ini oluşturmaktadır. Bu sivil havacılık sektöründen daha fazla olup, Paris iklim anlaşmasına göre askeri emisyonlar niçin kapsam dışı bırakılmış ve isteğe bağlı raporlama olarak devam etmektedir demiştir. Dolayısı ile dünyanın ısınması ile ilgili bazı sektörlere ve ülkelere iltimas geçildiği ortadadır.
Türkiye’den örnekler;
*Ülkemizde eğitim eşitsizliğinden dolayı hak eden öğrencinin hak ettiği eğitimi almadığı ortada iken, halen bu konuda yeterince yatırım yapılmaması. Eğitimin tüm öğrencilere eşit ve ücretsiz olarak verilmesinin uygulamaması. İmkanı olan ailelerin ciddi bir külfet altına girerek ,yeri geldiğinde bütçeyi zorlayıp kredi çekerek öğrencinin eğitimini karşıladıkları görülmektedir.
İyi bir eğitim niçin önemlidir ? a-Öğrenciye yatırım ülkeye yapılan yatırımdır. b-Öğrenciye verilen iyi bir eğitimin ileride geri dönüş süresi ABD’de 1 $ için 17 $ , ülkemizde ise 1 TL’e 7 TL’ dir. C-Öğrenciye yapılan yatırım ve iyi bir eğitim aynı zamanda sosyal barışı da sağlamaktadır.
*AB Türkiye’ye gümrük birliği güncellemesi için verdiği sözleri tutmaması tam bir ölü taklidi değil de nedir ? Bu konuda AB 10 yıl önce tam üyelik için 3 önemli konuda taahhüt vermişti.1-Tam üyelik fasıllarının açılması. 2-Gümrük Birliği’nin güncellenmesi. 3-Vize muafiyetin sağlanması.
*Her yıl 385-400 civarında kadın, öldürülürken halen yasada bir güncelleme yapmadan devam edilmesi. Bu kadınlar unutmayalım bazen bir eş, bazen anne ,bazen sevgili ,bazen genç bir kız olabilmektedir. Bu yasanın çıkmamasının sebepleri nelerdir ? Yasayı meclise getirmemek ve ya alt komisyonda beklemesinden sorumlu yetkililer niçin yasa metnini meclis genel kurulana getirmemektedirler ?
*Ülkemizde doğanın , ormanların , denizlerin ve derelerin kirlenmesi ,ormanların zamansız ve maden sahaları için kesilmeleri ,deniz ve derelerin gerek insansı atıklar , gerekse endüstriyel atıklarla aşırı kirletilmesi. Bu sebeple özellikle denizlerin üreteceği oksijenden ülkemizin kısa, orta vadede yararlanamayacak olmasının olumsuz yansımaları. Unutmamak lazım ki dünyada oksijenin %70 ‘i deniz ve okyanuslardan üretilmektedir. Bu noktada maalesef yeterli önlem alınmamaktadır.
*Kapasite kullanım oranı ve kamuda çalışan personel sayısı ;
İmalat sektöründe verimlilik kapasite kullanım oranıyla ölçülmektedir. Ülkemizde en son açıklanan veriye göre kapasite kullanım oranı %74-75’ler seviyesindedir. Özel sektör verimliliği ölçerken yeri geldiğinde çalışanlarda zorunlu tenkisata giderken ,kamuda açıkçası 5.2 milyon çalışanın verimliliğinin daha efektif olması gerekmez mi ?Özel sektör bağ-kur primi, kira , elektrik , hammadde maliyeti ,kredi riski ,vergi tahakkuk her türlü riske katlanmakla birlikte emekli prim gün sayıları halen oldukça yüksektir.
*İnsan ilişkilerine bu durumun yansımaları nasıldır ?
Açıkcası tarihten beri süregelen bana dokunmayan yılan bin yaşasın bakış açısı hız kesmeden devam ettiği görülmektedir. Toplum içinde suya sabuna dokunmamak deyimi de çokça kullanılmakta olup ,suya da sabuna da dokunmadığınızda ellerin hijyen olma ihtimali var mıdır ?
*Doğruyu söylemek ve reel bakış açısına sahip olmanın toplumda artık itibar görmemesinin olumsuz yansımaları görülmektedir. Hal böyle olunca futboldaki değimle insanların sürekli pas yapması ve top çevirmesi ortaya çıkmıştır. Bu durumda ölü taklidi yapmakla eş değer değil midir ?
Kanaatimizce Ülkemizde bu olanların sebepleri şöyle sıralanabilir ;
*Kitap okuma oranının %1
*Sanat etkinliklerine katılım oranının %1
*Gazete okuma oranının % 0.3
*Müze dolaşma oranı % 0.1
*Evlilik programı izleme oranı %76.1,
*TV İzleme oranı %78-dizi izleme oranı %37-belgesel izleme oranının %1 olması.
*Sonuç olarak halkın borçluluk oranının %78.3 olması.
Saygı ile kalınız.