Etkinliğin açılışında konuşan Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’a eğitim camiasına yönelik üst üste gerçekleşen saldırılara dikkat çekti. Vali Köşger, “Bu üst üste gelen hadiselerin tesadüf olduğunu kimse söyleyemez. Bunlar, milletin devletine olan güvenini sarsmaya yönelik bilinçli ve sistematik saldırılardır. Bizim en büyük dayanağımız iyi yetişmiş, çağın değerleriyle buluşmuş ama kendi değerlerinden kopmamış gençlerimizdir” dedi.

(1)EĞİTİMDE YENİ MODEL: BECERİ VE DEĞER ODAKLI BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM

“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” başlıklı ilk dersi vermek üzere kürsüye gelen Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Faruk Yelkenci, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta hayatını kaybeden öğretmenleri andı, eğitimciye olan saygının en üst düzeye çıkarılması gerektiğini belirtti.

Yeni müfredatın detaylarını paylaşan Yelkenci, modelin Türkiye’de ilk kez okul öncesinden 12. sınıfa kadar K-12 düzeyinde dikey ve yatay olarak bütüncül bir yapıda hazırlandığını söyledi. Yelkenci, “Amacımız üreten, sorgulayan, sağlıklı, merhametli ve estetik bakış sahibi, yetkin ve erdemli bir insan profili yetiştirmektir” dedi.

Müfredatın alan becerileriyle birlikte, Türkiye’de ilk defa “sosyal duygusal öğrenme becerilerini” de sistematik olarak içerdiğini vurgulayan Yelkenci, değerler eğitimindeki köklü değişimi örneklerle açıkladı.

Yelkenci, “Eski didaktik değerler eğitimi yaklaşımını bir kenara bıraktık. Çünkü siz bir değerin bilgisini verebilirsiniz ama o davranışa dönüşmedikten sonra bir kıymeti harbiyesi yoktur. Bir ebeveyn çocuğuna ‘yalan söyleme’ diyebilir, ancak kendisi yalan söylemezse çocuğu da zaten yalan söylemez. Temel kurgumuz, erdem ve değerin organik bir şekilde eyleme dönüşmesidir” diye konuştu.

13Eğitim sistemine yönelik kamuoyundaki “Milli Eğitim’i Fulbright Komisyonu Yönetiyor” şeklindeki efsanelere de açıklık getiren Yelkenci, bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirtti. Yelkenci, “Bu millet bir şeyleri seziyor ama yanlış isimlendiriyor. O bahsedilen mesele, 1948-1968 yılları arasında Amerikan Ford Vakfı’nın sponsorluğunu yaptığı ilköğretim müfredatıdır. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni ise tamamen kendi akademisyenlerimiz ve öğretmenlerimizden oluşan 1300 kişilik güçlü bir kadro yazmıştır” dedi.

Eğitim felsefesinde pozitivizmden postmodernizme uzanan süreci anlatan Yelkenci, Batı merkezli sömürgeci formların toplumlara daima kendi “güçlü kavramlarıyla” geldiği uyarısında bulundu.

“Sizin için çok değerli olan kavramların içini önce size boşalttırırlar, sonra kendi kavramlarını dayatırlar” diyen Yelkenci, müfredatta milli şuuru inşa etmek için yapılan stratejik dil değişikliklerini paylaştı.

601-30Yelkenci, “Bize yıllarca ‘Orta Asya’ diye öğrettiler. Orta Asya dediğinizde bize ait bir yer olduğu noktasında güçlü bir bağ kuramıyorsunuz, ama ‘Türkistan’ dediğinizde durum değişiyor. Müfredatta artık Ege Denizi yerine ‘Adalar Denizi’ demeye başladık. Böylece hem coğrafi özelliğini hem de adaların bizimle olan irtibatını tanımlıyoruz. Aynı şekilde, sanki bizim ordularımız sefere çıkmış gibi algılanan masumlaştırılmış ‘Haçlı Seferleri’ ifadesi yerine, o sömürgecilik mantığını tam yansıtan ‘Haçlı Saldırıları’ kavramını kullanıyoruz” diye konuştu. HABER MERKEZİ