Yeni Parti Grup Başkanvekili Ramazan Türkaslan, tutuklamanın yalnızca Başkan Doğan ve ailesine değil, Merkezefendi halkının iradesine ağır bir darbe olduğunu söyledi.

Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan’ın hakkında yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanması ve ardından da İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılmasının ardından dikkat çeken gelişmeler yaşanıyor.

Tutuklamaların gölgesinde başlayan Merkezefendi Belediye Meclisi kasım dönemi toplantıları da hararetli geçiyor. Salı günü gerçekleştirilmesi gereken ilk birleşim, toplantıyı protesto eden Yeni Partili meclis üyelerinin protesto etmesiyle gerçekleştirilememişti. Belediye Başkan Yardımcısı Fatma Atıcı, meclisi açtıktan sonra yeterli çoğunluğun bulunmaması nedeniyle kapatmıştı.

5001-10

YENİ PARTİLİLER İKİNCİ BİRLEŞİME KATILDILAR

İlk birleşime katılmayan Yeni Parti grubu, ikinci birleşimde meclisteki yerini aldı. Merkezefendi Belediye Başkan Yardımcısı Fatma Atıcı’nın başkanlığında toplanan meclise soruşturma ve tutuklama kararlarına gösterilen tepkiler damga vurdu.

“HALKIN İRADESİNE AĞIR BİR DARBE”

Mecliste ilk sözü Yeni Parti Grup Başkan Vekili Ramazan Türkaslan aldı. Doğan’a yönelik soruşturmanın hukuk ilkeleriyle bağdaşmayan bir süreç sonunda tamamlandığını belirten Türkaslan, tutuklama tedbirinin sadece başkanın şahsına ve partisine değil, Merkezefendi halkının iradesine ağır bir darbe vurduğunu ifade etti.

Adaletin adeta siyasi bir araç haline getirildiğini öne süren Türkaslan, “Tutuklama tedbirinin bu şekilde uygulanması, peşinen mahkumiyet algısı yaratma çabasından başka bir şey değildir. Soruşturma usullerinin en temel kaidesi, bir kişinin suçu kanıtlanana kadar masum olduğudur. Ancak henüz ilk aşamalarda uygulanan bu haksız tutuklama ve ardından jet hızıyla gelen görevden uzaklaştırma kararları, idari ve hukuki teamülleri baştan aşağı zedelemiştir. Sürecin yürütülüş biçimi, savunma hakkının sınırlandırılması ve kamuoyunda yaratılan dezenformasyon dalgası, bu davanın hukuki sınırların dışına taşındığının en açık kanıtıdır” dedi.

Soruşturma usullerinin ihlal edildiğini, sürecin siyasi itibar suikastına dönüştüğünü belirten Türkaslan, “Belediye başkanımız Şeniz Doğan halkın kalbindedir, hak ettiği adalet tecelli edene ve görevine dönene kadar hukuki haklarımızı sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz. Merkezefendi Belediyesi'nin ve halkının haklarını hiç kimseye çiğnetmeyeceğiz” diye konuştu.

“ HİZMETLER AKSAMAMALI”

AK Parti Grup Başkan Vekili Yavuz Aki de söz alarak düşüncelerini aktardı. Belediyenin kurumsal yapısı ve hizmetlerinin kişilere kalmaması gerektiğini belirten Aki, “Yönetimde yaşanan gelişmeler nedeniyle vatandaşın aldığı hizmetler aksamamalıdır. İkincisi, belediyenin bütün mali işlemlerinde, ihalelerinde, imar uygulamalarında ve ruhsat süreçlerinde şeffaf ve hesap verilebilir olmalıdır. Bugün Merkezefendi’nin çözüm bekleyen çok önemli meseleleri vardır. Önceliğimiz enerjimizi bu sorunların çözümüne harcamamız gerekiyor. Merkezefendi’nin kaybedecek bir kuruşu ve bir günü yoktur. Bunun öncelikle bilinmesini isterim. Bu nedenle bugün yaşadığımız gelişmelerden gerekli dersleri çıkarmalı, belediyemizin kurumsal itibarını yeniden güçlendirmeli ve vatandaşlarımızın güvenini yeniden kazanacak bir yönetim anlayışını hakim kılmalıyız. Bizler gelip geçiciyiz. Makamlar, görevler ve siyasi unvanlar geçicidir. Ancak bu şehirde yaşayan insanlar, çocuklarımız ve gelecek nesiller kalıcıdır. Bizim bugün alacağımız kararlar, yarın çocuklarımızın yaşayacağı Merkezefendi’yi şekillendirecektir” dedi.

“ADALET BASKIYLA SAĞLANMAZ”

CHP Meclis Grup Başkan Vekili Bilal Duran da tutuklamaya ve ardından gelen sürece tepki gösterdi. Adaletin baskıyla sağlanamayacağını belirten Duran, “Hukukun siyasi hesaplara, adaletin baskı aracı olarak görülmesine sessiz kalmayacağız. Son dönemde muhalif belediyelere yönelik yapılan baskıların, Şeniz Doğan ve belediye çalışanları üzerinde de hissedilen ve kabul edilemez bir baskı noktasına gelmiştir. Hiç kimse hukukun üzerinde değildir. Ancak ifadeye çağırıldığında kendi iradesi ile gelebilecek bir kadının, şafak operasyonlarıyla gözaltına alınması adaletin değil, toplumda korku ve güvensizlik yaratan bir anlayışın yansıması olarak görüyorum. Yargının görevi, siyasi iradeye göre hareket etmek değildir. Herkes için eşit ve tarafsız bir biçimde adaleti sağlamaktır” dedi. METİN ELTAŞ