MALİ İBADETLERİMİZ

“O halde Kuran'dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a gönül hoşluğuyla ödünç verin. Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz; hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere. Allah'tan mağfiret dileyin, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.”Müzzemmil,20

Bu sure Mekke’de ilk dönem nazil olan surelerden biridir. Kolay olanı ulaşmanın bilgisini verir. Nelerdir? Başta anlamak için Kuran’ı okumak bilgi sahibi olmak lazım. Sonra salâtın namazın ikamesi ve mal sahibi olanların muhtaçlara malından vermesidir. 23 yıl süren risalet döneminin Mekke yılları inanç açısı yanında namaz ve zekât sayesinde yetişmiş bir topluluk olmuş. Medine de oluşturulan site devleti ile model bir medeniyet oluşmuş. Namaz insan ile Allah ile olan ilişkisini oluşturmuş. Zekât ile toplumsal dayanışma gerçekleşmiş. Ve ideal bir medeniyetin nasıl olacağı ispatlanmıştır.

Oruç ibadeti ile birlikte fidye ve fıtır sadakası ile dikkat çekicidir. İnsanımız daha çok sevap kazanmak için bu ayda mali ibadetlerini de artırır. Gıda poşetleri, iftar yemekleri ile devam eder. Toplumsal barış, birlikte yaşama ancak böyle olur.

Bu ibadeti ciddiye alan ne kazanır? Mal sevgisi fıtridir, ama geri tehlike bölgesi vardır. Mal insanı esir alabilir. Vermekle aşırı sevme tehlikesinden korunmuş olur. Veren ve alan arasında bir ilişki olur. Alan dua eder, Allah inancından dolayı yapıldığını bilir. Minnet duygusu taşımaz, alan ve veren sevap kazanır. Mali ibadetlerimizi sadece Ramazan ayına mahsus kılmak yanlıştır. Fakir fukara garip gurabanın ihtiyacı sadece bir ay için değildir.

Ülkemizde yardım amaçlı oluşturulmuş çok sayıda vakıf ve dernek var. Bu tür yardım eden ve alanların dikkat etmesi gereken bir husus var. Bu yardımları verenler mecbur gibi bakmaları ve sıradanlaşması iyi değildir. Yardım alanların bir bölümü gerçekten muhtaç ama bazıları ise ne yazık ki tembel.

Ashaptan zekât ve maddi yardım alan kesimi İslami hayatı tercih sebebi olmuş. Ne demek istiyorum? Günümüz insanına maddi yardım ederken manevi yardımı desteklemeli. Hem kalbine hem de karnını doyurmayı esas alınmalı.

Yardım etme Ensar ruhudur, bu anlayış bize miras olarak Hz. Muhammed As’dan gelmektedir. Peygamberimizin Medine’de oluşturduğu örnek şehir modeli dikkat çekicidir. Hayat; Mesci’dün Nebi, Suffe/okul ve yeni Pazar yeri ile bütünleşir, tamamlanır. Çünkü insan manevi ve maddi yönü olan bir varlıktır.

Osmanlı ecdadımızda bu modeli geliştirmiştir. Ama anlayış olarak aynıdır. Sadece Bursa ve Edirne daha sonra İstanbul da bu örnekleri görmek mümkündür. Bursa örnek alırsak önce Ulu Cami, kapalı çarşı, hamam ve hanları bir bütündür. Okul olarak Orhangazi ve Muradiye külliyelerini örnek olarak verebiliriz. 1339- 13340 yılları arasında Orhan Bey tarafından yaptırılan külliye, cami, medrese, imaret, mektep, hamam ve han(Emir Hanı) yapıları oluşturmuştur.

Ecdadımız insanı merkeze almış ve değer üretmişler. İnfakı, Vakıf medeniyetine dönüştürmüş ve sistemleştirmiştir. Fidan Diken Vakıf, Borçlu Dostu, Duvar ve Sokakları Temizleme, Köprüleri Sellerin Zararından Koruma Vakfı gibi birçok örnekleri var.

1189 tarihinde Ödemiş kurulan “Mürselin İbrahim Ağa Vakfı” Ödemiş çevresinde Leyleklerin beslenmesi, hastalanan kuşların tedavisi için senelik yüz kuruş harcanması için vakıf kurulması gibi. Abdülhamit’in fermanı ile 1895 de kurulan Darülaceze ise hiçbir ırk, din ayrımı gözetilmeksizin kimsesiz çocuklar dâhil edilerek oluşturulan bu müessese hâlâ hizmet veriyor. Tüm bu bilgiler eşliğinde kazanımlarımızı, yurt içi ve dışı ama bir bütünlük içinde yapılması ve devam edilmesi insanlık için gerekli ve faydalıdır.