“Kulluk” ve “itaat” manası vardır. Kulluk ve itaat Allah’a yapılıyorsa abd “hür insan”, kula itaat ediliyorsa “köle” manasına gelir. Kur’an’da, bütün Müslümanlarca “insanların en faziletlisi” kabul edilen Hz. Muhammed için, ayrıca diğer peygamberler, cinler, hatta melekler için abd kelimesi kullanılmıştır (bk. en-Nisa 4/172;
Abd ve ubûdiyyet (kul ve kulluk) mefhumları içinde teslimiyet ve itaatten başka şefkat, merhamet ve himaye manaları da vardır. İnsan bütün samimiyeti ve tevazuu ile Allah’ın kulu olduğunu idrak edince Cenâb-ı Hak da kuluna merhamet eder ve onu himayesi altına alır. Hz. Peygamber “Allah’ın kulu” olduğunu iftiharla söyler ve bunu sık-sık tekrarlardı. Gerek kendisi, gerek başkaları için dua ederken de ilâhî rahmete “senin kulun ...” niyazıyla tevessül ederdi.
Rağıp der ki; Allah’a kulluk yapması açısından abd olmak; hür olsun köle olsun, en şerefli insan. Dünyaya ve dünya servetine kul olan abd; hür de olsa köle de olsa, en kötü insan” olduğunu söyler,
Kul Allahın rızasını kazanmak üzere O’na mümkün olan en samimi söz ve davranışlarıyla saygı, sevgi ve bağlılık gösterir. İşte Allah’a yönelen bu söz ve davranışlara ibadet denilmiştir. Mekke müşrikleri “İnkâr edenler dediler ki: 'Bu Kur'an'ı dinlemeyin ve onda (okunurken) yaygaralar koparın. Belki üstün gelirsiniz.'”Fussilet,26. Niye böyle bir yola başvurmuşlar? Kendi konumlarını kaybetmemek için.
O gün bugün bu karartma devam ediyor. Kur’an’ın dinlenmesi anlaşılmasının önüne geçmek için aynı mantık devrede. Ne yapıyorlar sevabına oku. İbadetlerin içine ilaveler yapma ve etkinliğini azaltma. Müslümanlar uyanmalı
Müşriklerin bu gürültü yaparak yaptıkları bu durum karşısında Rabbimiz “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size de merhamet edilsin! A’raf,204
âyetler kıraat edildiğinde mutlak surette ona kulak vermelerini ve susmalarını istemektedir.