KOBİLERE DESTEK GEREKLİ

2026 Yılına sayılı günler kala ekonomiyi anlamak için kobi özeline bakmak gerekir. Bizde yazımızda bu konuya detaylı olarak yer vereceğiz.

Öncelikle ülkemizde 1923 öncesi ve sonrasında devam eden asırlık işletme sayısı yalnızca 69’dur. Prof. Dr. Mehmet Ufuk’a göre, yeni kurulan işletmelerin %80’i ilk 5 yılda, %96’ı ise 10’uncu yılına ulaşmadan ekonomik hayatta devam edememektedirler. Öyleyse bu noktada bir şey yapmalı, bu işletmeleri hayatta tutacak rasyonel planlara ihtiyaç vardır.

2025 Yılı biterken kobiler neler yapabiliriz? Nereden destek alabiliriz? En önemlisi finansman ihtiyacını nasıl çözebiliriz diye düşünmekteler. Kobilerin en çok zorlandıkları konu, finansmana erişim zorluğu. Bunun bazı sebepleri var.

Bunlar ;

1-Öz kaynak yetersizliği

2-Düşük karlılık oranından dolayı öz kaynağının arttırılamaması

3-Yüksek girdi maliyetleri

4-Cari faizlerin yüksek oluşu ve krediye ulaşım zorluğu.

5-Tasarruf eksikliği

6-Yerli malı üretmek ve tüketmenin tam olarak desteklenmemesi

7-DPT’nin kaldırılması ile beş yıllık kalkınma planlarının yerine yapılan OVP ‘nın sürekli revize edilmesi

8-Komşuda gördüğünü uygulaması. En çok da onlar borçlanıyor bizde borçlanalım söylevi vb.

9-Çıkan kredilerin güçlü sermaye yapılarına verilmesi.

Bu noktada bu yıl iki kez açılan nefes kredisinden bahsetmek isterim. Nefes kredisi TOBB Marifetiyle kullandırılmış 6 ay ödemesiz olmak üzere, 36 aya kadar vadesi olan kredilerdir. Faiz oranı 24 aya kadar %33 civarındadır. Ancak uygulamaya baktığımızda nefes kredisi ilk çıktığında birinci günde, ikinci açıklandığında ise ikinci günde bitmiştir. Peki nefes kredisi nefese ihtiyaç duyan işletmelere mi gitmiştir? Ayrıca işletme için verilen bu krediler işletmede mi kullanılmıştır? Yoksa yüksek cari faiz ile bir başka bankaya mevduat olarak mı yatırılmıştır? Dolayısı ile nefes kredisi nefese ihtiyacı olan kobilere verilmelidir.

Kobiler üzerinde yapılan araştırmada en çok hangi konularda destek almak isterseniz dendiğinde;

1-Finansman

2-Zaman ve kaynak yönetimi

3-Dijitalleşme olarak beyan etmekteler.

Ülkemize baktığımızda ise kobi sayısı ve veriler şöyledir;

KOBİ'ler 2023 yılında toplam girişim sayısının %99,7'sini oluşturdu. Buna karşılık; istihdamın %70,5'ini, personel maliyetinin %47,9'unu, cironun %47,4'ünü, üretim değerinin %41,6'sını ve faktör maliyetiyle katma değerin %40,1'ini oluşturdu.

Kobiler yukarıdaki veride de görüldüğü üzere, ekonomimizin bel kemiğidir. Kobi tanımına göre üç tür işleme vardır. Mikro, küçük ve orta ölçekli işletme olmak üzere.

Bu üç işletme türünün dijitalleşme de ayrı, ayrı sorunları ve yol haritaları vardır.

Mikro işletme için;

Web sayfası ve sosyal medya reklamları

Küçük işletme için;

Mobil uygulama ve online satış.

Orta ölçekli işletme için;

Otomasyon, ERP, CRM, makine ve donanım yatırımları gelmektedir.

Hal böyle olunca, geçmişte KOSGEB’in iş geliştirme destekleri vardı. Bu program çok rahat özellikle mikro ve küçük işletmelerinin desteklenmesini sağlıyordu. Bu vesileyle bu programlar hızla hayata geçirilebilir. Bunun yanında KOSGEB Ar-Ge ve İnovasyon destekleri hızla tabana yayılmalı ve yalnızca TÜBİTAK eliyle değil KOSGEB eli ile de yürütülmesi kanaatimizce elzem hali gelmiştir.

Şöyle ki;

Kobiler katma değerli ürün elde etmek ve karlılığı arttırmak için,arge yapmak istiyorlar. Bunun da farkındalar. Ancak yok haritası tam olarak net değil, personel alt yapıları tam değil. Bu sebeple istemelerine rağmen Ar-Ge İnovasyona tam olarak ne kaynak ayırıyorlar ne de zaman. Hal böyle olunca tek düzen hesap planında 750 hesap olarak adlandırdığımız hesaba intikal eden bir rakam oluşmuyor. Yıl bitip İDR (İşletme Değerleme Raporu) alındığında da Ar-Ge gideri sıfır çıkmakta bu durum işletmenin değerlemesini olumsuz etkilemektedir. İşletme değerleme yapıldığında Ar-Ge gideri olan firmaların çarpan oranı daha yüksek olmaktadır.

Hatta hızlı büyüyen startup işletmelerinde Ar-Ge unsurunun olması sebebiyle, EBITDA (FAVÖK) çarpan oranı 14,90 olmaktadır.

Ayrıca piyasadaki üç kısıtlayıcı uygulamadan dolayı da kobiler ve işletmeler sorun yaşıyorlar;

1-Yabancı bankalara getirilen swap kısıtı.

2-Döviz kurlarının T.C.M.B.’nın kontrol etmesi.

3-İhracat bedellerinin %35’nin merkez bankasına bozdurulma zorunluluğun olması.

Gördüğümüz kadarıyla kobiler ekonomik şartlarla mücadele etmekten çekinmiyorlar. Ancak destek bekliyorlar.

Peki bu destekler neler olabilir kısaca değinmek gerekirse ;

1-Kobi Girişim A.Ş. gibi yatırım ortaklığı şirketlerin kobilere daha çok kapılarını açması, daha çok kobiye ortak olması ve sermayesini arttırarak ortak olunacak kobilere dokunması elzemdir.

Kobi Girişim A.Ş. hakkında bilgi vermek gerekirse;

Ortaklık yapısında %48,1 ile TOBB, %31,50 ile Halk Bankası gelmektedir. 29 Aralık 2025 itibariyle 3 şirkete ortaklık olunduğu web sayfasında gözükmektedir. Yatırım ortaklığı ilgili firmada azınlık hissesine almakta ve en çok 5 yıl ilgili şirkette kalmaktadır.

2-Kobiler ve diğer şirketlerde öz kaynak sıkıntısı olduğu için, mutlak suretle şirketlerini finansal değerlemeye tabi tutup, özellikle indirgenmiş nakit akım yöntemi ile şirketlerinin cari değerini bilmeleri gerekir. Bu durum ortaklar ayrılırken ve ya şirkete dışarıdan ortak alınırken şirket hisse değerlerinin cari dönemdeki değerinin bilinmesi oldukça önem arz etmektedir. Bunun için işletmeler özellikle anonim şirket olmaları oldukça önemlidir. Anonim şirkete bakış açısı, İzmir İktisat Kongresi’nde Mustafa Kemal bizzat şöyle demiştir; “Birleşin ve anonim şirket kurun”

Bu sebeple küçük olsun benim olsun bakış açısının değişerek, birleşip güç birliği yapmak daha güçlü bir sermaye yapısı oluşturmak gerekmektedir.

3-Kobilerle bire bir ilgilenen Kobi Bakanlığı kurulmasında fayda vardır.

4-Kobilerin sorunlarıyla ilgili geniş katılımlı 2-3 gün sürecek çalıştay yapılması oldukça verimli ve etkili olabilir.

5-Oluşan marka değerlerinin de bankalarda teminat olarak sayılması ve hesaplanması önemli bir konudur.

Saygı ile kalınız.