Türkiye’den pek çok acentenin turlar düzenlemesi ile çok sayıda gezgin Kıbrıs'a gitmeye başladı. Bir turizm cenneti ve tarihi adeta yeniden yaşamak için Akdeniz’in ortasında stratejik bir konuma sahip olan Kıbrıs Adası, tarih boyunca pek çok medeniyetin ilgisini çekmiş, her biri adaya kendi izlerini bırakmıştır. Ancak bu izler arasında en belirgin olanlardan biri, İngiliz etkisidir.
Bu etkinin başlangıcı, 1878 yılında imzalanan Kıbrıs Sözleşmesi ile olmuştur. II. Abdülhamid döneminde Osmanlı Devleti, Rusya karşısında zor bir durumdayken İngiltere’nin desteğini almak amacıyla Kıbrıs’ın yönetimini geçici olarak devretmiştir. Hukuken Osmanlı toprağı sayılan ada, zamanla İngiliz kontrolüne tamamen geçmiş; 1914’te ilhak edilmiş ve 1923 Lozan Antlaşması ile bu durum resmileşmiştir.
İngiliz dönemi boyunca adada köklü değişimler yaşanmıştır. Hukuk sistemi Anglo-Sakson modele göre şekillenirken, kamu yönetimi ve şehir planlaması modern bir yapıya kavuşmuştur. Lefkoşa başta olmak üzere birçok şehirde bu düzenin izleri bugün bile görülmektedir.
Gündelik yaşamda İngiliz etkisi oldukça belirgindir. Trafiğin soldan akması, İngilizce’nin yaygın kullanımı ve eğitim sistemindeki yapı bunun örneklerindendir. Teknik altyapıda da bu miras sürmektedir. Kıbrıs’ta kullanılan elektrik sistemi, Birleşik Krallık ile aynı olan üç uçlu priz yapısı (Type G) ve 230V / 50Hz standardıyla çalışır. Adaya giderseniz araba kiralama fikri alışık olmadığımız yön nedeniyle iyi bir fikir değil. Direksiyonlar ters tarafta. İnip binerken her an ezilebilirsiniz. Telefon şarji da çok sorun oldu. En iyisi giderken ingiliz standardı fiş alın. Günlük hayat bu açılardan bizden biraz farklı.
İngilizlerin imar faaliyetleri, adanın bugünkü altyapısının temelini oluşturmuştur. Yol ağları geliştirilmiş, Gazimağusa Limanı ve Girne Limanı gibi limanlar modernize edilmiş, Kıbrıs Hükümet Demiryolu gibi projeler hayata geçirilmiştir. Su, kanalizasyon ve kamu binaları da bu dönemde düzenli bir yapıya kavuşmuştur.
II. Dünya Savaşı sonrası yükselen bağımsızlık hareketleri İngilizleri zorlamış; 1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla doğrudan yönetim sona ermiştir. Ancak İngiltere, tamamen çekilmemiş; Akrotiri ve Dikelya üslerini elinde tutarak adadaki varlığını sürdürmüştür.
Bugün Kıbrıs’ta İngiliz izlerini görmek isteyenler için dikkat çekici yerler de bulunmaktadır. Özellikle Büyük Han ve çevresindeki kolonyal dönem kamu binaları ile Girne Limanı çevresindeki düzenlemeler, İngiliz şehir planlama anlayışını gözler önüne serer. Ayrıca Akrotiri ve Dikelya bölgeleri, İngiliz varlığının günümüzdeki en somut ve dikkat çekici örnekleri arasında yer alır.
Sonuç olarak, Kıbrıs’ta İngiliz etkisi yalnızca geçmişte kalmış bir dönem değil; hukuk sisteminden elektriğe, şehir planlamasından günlük yaşama kadar uzanan geniş bir mirasın adıdır. Bu miras, adanın bugünkü kimliğini anlamak için hâlâ anahtar bir rol oynamaktadır.
Kıbrıs'ta gezi güzel ancak akşamları ise bir kumar adasına dönüşüyor. Bu konuda çok dikkatli olmakta yarar var. Kıbrıs’ın doğal güzelliklerini, tarihi, yaşanan acıları ve barış planını mutlaka yerinde görmelisiniz.