İran-ADD/İsrail arasındaki savaş inişli çıkışlı bir şekilde devam ederken dünyanın diğer merkezlerinde de önemli eksen değişiklikleri oluyor.
Geçtiğimiz hafta sonu, Pakistan'da, İran ile ABD arasında anlaşma imzalanacak diye beklenirken, birden karar değişikliği oldu ve heyetler yön değiştirdiler.
Trump her haftanın sonuna doğru anlaşma olacağını ima eden açıklamalar yapıp, Cuma akşamı piyasalar kapandıktan sonra İran'ı yerle bir edeceğini söylüyor.
Diğer taraftan zaman daralmaya başladı.
Bu nedenle dünyanın diğer eksenlerinde kaymalar yani yeniden pozisyon alma arayışları görülüyor.
Savaşın hedefini açıklarken, önemli başlıklardan birinin eski dünya yani Avrupa'yı sıkıştırmak olduğunu belirtmiştim.
Uzun zaman boyunca, Avrupa'nın, refaha yatırım yaptığını, savunma yatırımları yerine ABD'den güvenlik hizmeti aldıklarını gördük.
Trump, bu durumu tersine çevirmek adına önce Ukrayna'da Avrupa'yı yalnız bıraktı, ardından büyük bir enerji kriziyle Avrupa'yı köşeye sıkıştırdı.
Başımızı Hürmüz Boğazı’ndan biraz daha yukarı kaldırırsak, petrol yüklü gemilerin, Kızıldeniz'i ve Süveyş Kanalı'nı geçmek zorunda kaldıklarını görürüz.
Gemiler, bu yolculuktan sonra Doğu Akdeniz'in kilidi Kıbrıs'ın yakınından geçmek zorundalar.
Eğer kara yoluyla Irak ve Suriye üzerinden gelmek isterlerse yine Kıbrıs'a yaslanacaklar.
İşte bu noktada yazının konusuna geliyoruz:
Körfez'de sıcak savaş yoğun bir şekilde devam ederken, İsrail, Lübnan ve Güney Kıbrıs'ta diplomatik yollardan kazanımlar elde etmeye çalışıyor.
Avrupa aynı şekilde AB üyesi GKRY'ni yanına alıp konsolide etmeye çalışıyor.
Bu kapsamda 23-24 Nisan'da Kıbrıs'ta düzenlenen Avrupa Birliği Devlet veya Hükümet Başkanları Gayriresmi Toplantısı'nda liderler Ortadoğu'daki savaşta AB'nin olası etkileri üzerine görüşmeler yaptı.
Avrupa Birliği'nin (AB), NATO'nun ortak savunma ilkesi olan 5. maddeyle kıyaslanan "karşılıklı destek maddesi" yoğun şekilde gündeme geldi.
Fransa ve Yunanistan bu maddenin daha ön planda olmasını istiyor.
AB liderleri 23-24 Nisan'da Kıbrıs'ta düzenlenen zirvede, 42.7'ye ilişkin bir kılavuz hazırlanmasına karar verdiler.
Adadaki Türk askerini, işgalci olarak gören GKRY'nin NATO 5. Maddesine benzeyen bir prosedürü gündeme alma çabaları tamamen Türkiye Cumhuriyeti aleyhinedir.
Bu hamlelere karşılık biz de ayrı bir kanaldan diplomatik hamle yaptık:
Londra’da 23 Nisan 2026 tarihinde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper tarafından "Stratejik Ortaklık Çerçeve Belgesi" imzalandı.
Son olarak Macron: Kıbrıs'a Frasız Askeri çıkarabileceğini dile getirdi.
GKRY'nin AB üyesi olması da Kıbrıs'a dördüncü bir ülkeden asker konuşlanması da 1960 anlaşmasına aykırıdır.
Biz bunları her ortamda gündemde tutmak zorundayız.
Bütün bu geelişmeler olurken Türkiye ziyareti yapan Belçika Kraliçesi'nin de, ABD ziyareti yapan Kral Charles'ın da ajandasında Kıbrıs olduğunu tahmin etmek zor değil.
Zamanında doğru tepki vermezsek Mavi Vatan'ı ve Kıbrıs'ı çok daha zorlanarak savunabiliriz.