KEŞKELER

Keşke elden gidenlere, yitirdiklerimize yaptığımız ağıttır. Bir özlemin ya da pişmanlığın ifadesidir. Okuduğum bir kitapta,’ insanın yaşamında keşkeler ne kadar çok ise yaşam kalitesi o derece düşüktür.’ yazıyordu. Yaşam kalitesi düşük ise yaşam tatmini, yaşam memnuniyeti o kadar düşük oluyor.

Keşkenin ülkesi, genci yaşlısı, zengini fakiri yok. Her birimiz verdiğimiz bir karar sonucunda, sonuç ile beklentimiz arasında benzerlik yok ise; pişmanlığımızı keşke diye ifade ederiz. En büyük öğretmen zamanmış. Zaman içinde kişilerden ve devlet kurumlarından, beklentimi en alt seviyeye düşürdüm. Beklenti çok yüksek olmayınca, hayal kırıklığı da; büyük olmuyor, keşkeler yaşanmıyor. Hayal kırıklıklarının sayısını azaltmak istiyorsan; başkalarından beklentini yapabildiğin oranda düşürmek gerekiyor, diye düşünüyorum. “Doğru kararlar tecrübenin, tecrübe ise yanlış kararların ürünüymüş.” Başkalarının tecrübelerinden de yararlanıp, yaşadığımız her şeyi kazanç hanesine yazabilirsek; pişmanlıklarımız, keşkelerimiz azalacaktır.

Kişilerde olduğu gibi, ülkelerinde keşkeleri olur. Ülkede pişmanlık çok ise; o ülkede yoksulluk, işsizlik, adaletsizlik, keyfilik, hukuk tanımamazlık, adam kayırmacılığı çok demektir. Keşkelerden ders alıp olaylara bakışımızı değiştirip ve verdiğimiz kararları eyleme dönüştürdüğümüz oranda; ülkedeki devlet vatandaş ilişkisi ve buna bağlı olarak, vatandaşın yaşam kalitesi düzelecektir. Devlet olarak hükümetlerin hatalarını, yanlışını azalttığımız oranda; hayal kırıklıklarının sayısı gün geçtikçe azalacaktır. Azaldığı oranda da toplumsal güven, huzur artacaktır. Pişmanlıklar devam ettiği sürece; huzursuzluk, güvensizlik, karamsarlık, bıkkınlık, öfke paralel olarak artacaktır.

Şöylece dünyaya baktığımızda, ülkelerini yönetirken hata üstüne hata yapan, yaptığından pişmanlık duymayan, dediğim dedik despotik liderler çoğalmakta. Bunlar ülkelerini yönetirken, yaptıkları hiçbir hataya keşke demiyorlar. Yaptıklarından pişmanlık duymuyorlar. Pişmanlığın anlamını bilmedikleri için hiçbir zaman üzüntü de duymuyorlar.

Toplumlarda yaşananların bilincine, kolay kolay varılamıyor. Oysa ki yaşamın temel kurallarından birisi, ‘başına ne gelirse gelsin onu kazanç hanesine yazabilmekmiş.’ Bugün Ortadoğu coğrafyasındaki toplumlar, yönetenlerin hatalarını kabullenmiş durumda. Hataları yönetenler yapıyor, keşkeleri vatandaşlar çekiyor. Bukowski:” Ya düşlerinin peşine düşmeyi seçersin yada olanları kabullenmeyi. İyiliklerinle güçlenir, keşkelerinle tükenirsin” demiş. Vatandaş olarak düşlerimizin peşine düşmediğimiz sürece; keşkeler peşimizi bırakmayacak ve tükeneceğiz.

Hiçbir yanlış kendiliğinden düzelmiyor. Önce olayların farkına varacağız, farkına varanlar varmayanları da demokratik zeminde örgütleyecek. Örgütlü gücün yenilmesi, aldatılması zordur. Kolektif aklın işlediği toplumlarda, keşkeler çok azdır. Örgütlü şekilde, keşkeleri yaşatanlara, “senin keşkelerinle yaşamak istemiyorum, yeter!” diyebilme cesaretini gösterebilmeliyiz Yoksa yıllardır yapıldığı gibi; dizler dövülür, gözyaşları akar dinmez.