KESİN DELİL

O ramazan ayı Kur’an’ın indiği (inmeye başladığı) aydır ki “delillerden ibarettir” Bakara 2,185 Beyine ne demektir? Bu sorunun cevabı Kuranın 98 suresi adı üstünde bu sure eşliğinde anlarsak daha isabetli olur düşüncesindeyim.

Bu açık ve kesin delilin Hz. Muhammed olduğunu 1. Ayette zikredilmiş. Kurtuluşun umduğumuza nail olabilmenin yolu vahyin ilkelerine sarılmakla ve hayatın vazgeçilmesi yapmakla mümkün olduğunu bu sure bize söylüyor.

“O (sahifeler)de doğru hükümler vardır.” Burada zikredilen (kütüb-i kayyimeh) tamlaması ilahi kaynaklı öğretilerin misyon ve ruh birlikteliğini göstermektedir. Ayrıca, tebliğ edilen değerlerin aslında aynı gerçeğin, yani bütün peygamberlerin tebliğ ettiği ve Yüce Allah’ın tek din olarak belirlediği evrensel “İslam”ın değişmez ilkeleri olduğuna da bir anlamda işaret edilmektedir. Böylece, peygamberler silsilesinin aynı davayı aktarmakla yükümlü olduklarına parmak basılmış olmaktadır.

O gönderilen resulün görevi “tertemiz sayfaları okuyup aktarmak ve bizzat yapmaktır. Everensel değişmeyen değerler olan dini olan ne varsa misal. Namaz zekât oruç ve diğerleri eski ümmetlere de farz kılınmıştır. 183 ayette orucun farz kılındığı bildiren ayette “sizden öncekiler farz kılındığı” ibaresi var idi.

7. ayette iman edip iyi işler yapanların yaratılmışların en hayırlısı, bir önceki ayette ise kitap ehli ve müşriklerin cehenneme gidecekleri yanında yaratılmışların en kötüleri olduğu bilgisi verilmiş.

8. ayette ise Allah c.c iyi kullarından razı olduğu bu kesimin ödül olarak cennette kalacakları bildirilmiş. Son cümle “Rabbine saygı duyanlar içindir” buyrulmuş. Bu haşyet kelimesi ile ifade edilmiş.

Müfessirler bu kelime eşliğinde şu açıklamayı yazmışlar. “Haşyet kelimesi Yüce Allah’tan saygı ile karışık bir korkuyu yani bilinçli bir çekinmeyi, bilgi ve bilince dayalı derin saygıyı ifade eder. “Yüce Allah’ın güç ve kudretini bilerek anlayan âlimlerin haşyeti yani derin saygısı” şeklinde Fâtır 35.28’de ve diğer başka ayetlerde de ifade edilen budur. Kısaca Yüce Allah’a mahcup olmamak, sevdiğini üzmemek, O’nun büyüklüğünü takdir ederek bir çekinmeyi ifade eder.”

Ramazan ayında bu kadar açık ve net bilgi karşısında durumumuz nedir? Bir kesim görmez duymaz haberi yoktur sanki. Kendini yazık edenlerdir bunlar. Allah hidayet etsin diye dua ederiz. Lakin Allah daha ne yapsın? Kitap resul göndermiş. Akıl vicdan ve fıtri bilgilerle donatmış.

Maddi her türlü imkana sahip insanların hatta fenomen dedikleri kesim mutlu değiller. Bir bölümü uyuşturucu kurbanı, zaman- zaman adliye koridorlarında olmalarını nasıl açıklarız? Hidayet eden Allah ama o hidayeti biz istemezsek nasıl bize gelecek?

Bir bölüm insanımız ise ucundan kenarından, başından ve sonundan tutuyorlar. Bu kesim kim galip gelirse o tarafa geçenlerden oluyor. Mekke fethi sonrası adı “Tulaka” olanlara benziyor.

İslam’ı yaşantı noktasında hassas olmayan ama İslam’a ve Müslümanlara saygı gösterenler teşekkür etmek isterdim. Eskiden biz öyleydik, hatta beraber yaşadığımız müslüman olmayan Hıristiyan Musevi kim varsa saygıda kusur etmezlermiş. Birlikte yaşamak böyle bir şeydir.

Son dönemde İslam’ı yaşamak nerdeyse suç gibi oldu. Seçim hakkı verilmiş insanlara ama ne yazık ki dengeli davranışlarımızı yitiriyoruz. Suçlu aramak veya bir kesimi suçlu ilan etmek gibi bir durumumuz yok. Sadece durumu özetledik. Sorun var bu gidiş iyiye doğru değil.

En iyisi Allah’a beğenen onun bizim için koyduğu kurallardan razı olanlardan olmaktır. Umut ederiz ki davranışlarımız ile Allah’u Teâlâ’da bizi beğenir.