CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Giresun’un Görele ilçesinde yaşanan ve 16 yaşındaki T.T.’nin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan sürecin, yalnızca tekil bir adli vaka olarak ele alınamayacağını belirterek konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Karaca, başta Görele’de yaşanan olay olmak üzere, kız çocukları ve kadınların intiharları ile şüpheli ölümlerinin tüm yönleriyle araştırılması amacıyla Meclis Araştırması açılması için TBMM Başkanlığına önerge sundu.
Önergede, Görele’de yaşananların yalnızca bir ceza dosyasından ibaret kalmadığı; risk altındaki bir çocuğun korunup korunamadığı, mağdur güvenliğinin sağlanıp sağlanamadığı, sosyal hizmet mekanizmalarının yeterli işletilip işletilmediği ve olaylar arasındaki bağlantıların ne ölçüde araştırıldığı sorularını da gündeme taşıdığı vurgulandı. Biçer Karaca, Görele dosyasının mutlaka tüm boyutlarıyla, şeffaf, etkili bir şekilde kamuoyunun vicdanında hiçbir şüphe bırakmayacak şekilde araştırılması gerektiğini söyledi.
TOPLUM VİCDANINDAKİ SORU İŞARETLERİ GİDERİLEMEDİ
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 12 Şubat 2026 tarihli açıklamasında mağdur çocuk ve ailesi için uzun süreli psikososyal destek ve danışmanlık tedbirlerinin başlatıldığının duyurulduğu belirten Karaca, aynı tarihte İçişleri Bakanlığının da Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede’nin tutuklandığını ve görevden uzaklaştırıldığını açıkladığını hatırlattı.
Bu gelişmelerin ardından Giresun Valiliğinin 29 Mart 2026 tarihli açıklamasında, 28 Mart akşamı Görele’de Karadeniz Sahil Yolu üzerinde bir aracın yayaya çarpması sonucu yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğinin, ağır yaralanan kişinin hastaneye sevk edildiğinin ve olayla ilgili tahkikatın çok yönlü sürdüğünün bildirildiği belirtildi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ise 30 Mart 2026 tarihli açıklamasında, 16 yaşındaki T.T.’nin trafik kazası sonrası kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdiğini ve bu adli sürece de müdahil olunacağını duyurdu. Milletvekili Biçer Karaca, “Kağıt üzerinde işleyen süreç ile gerçekte korunan hayat aynı şey değildir. Görele’de yaşananlar, çocuk koruma mekanizmalarının ne kadar etkili işlediği sorusunu bütün çıplaklığıyla önümüze koymuştur” değerlendirmesinde bulundu.
GÖRELE, SADECE ADLİ DEĞİL HUKUKİ VE POLİTİK MESELE
Karaca’nın önergesinde, kadın ölümlerine ilişkin sivil toplum örgütleri ve saha verileri dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun 2025 yıllık raporuna göre son beş yılda en az 1.267 şüpheli kadın ölümü kayda geçti. Aynı rapor, 2025 yılında şüpheli kadın ölümlerinin kadın cinayetlerini sayısal olarak geçtiğine işaret etti.
Karaca önergesinde, “Kadınlar yalnızca öldürülmüyor; bir bölümü de şüpheli ölüm başlığı altında belirsizliğe terk ediliyor. İntihar deniliyor, kaza deniliyor, düşme deniliyor ama gerçeğin tüm yönleriyle açığa çıkarılıp çıkarılmadığına ilişkin kuşku dinmiyor. İşte bu yüzden mesele yalnızca adli değil, siyasal ve toplumsal bir meseledir” ifadelerine yer verdi.
İNTİHAR VERİLERİ KIZ ÇOCUKLARI İÇİN AĞIR RİSKİ GÖSTERİYOR
Önergede, TÜİK verilerine dayanılarak yayımlanan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı’nın 10 Eylül 2025 tarihli bilgilendirme notuna da yer verildi. Türkiye’de 2024 yılında 4.460 kişi yaşamına son verdi. Yaş gruplarına göre intihar vakalarının en yoğun olduğu aralıkların yüzde 13,7 ile 25–29 yaş, yüzde 13,1 ile 20–24 yaş ve yüzde 12,4 ile 30–34 yaş grupları olduğu; kız çocukları ve kadınlar arasında en yüksek payın ise yüzde 16,2 ile 15–19 yaş grubunda görüldüğü belirtildi.
Biçer Karaca, bu verilerin özellikle kız çocukları ve genç kadınlar bakımından ağır bir kırılganlık hattına işaret ettiğini vurgulayarak, “Kız çocukları açısından yalnızca sonuçları değil, o sonuçlara götüren şiddet, baskı, istismar, ihmal ve korumasızlık düzenini de konuşmak zorundayız” dedi.
ARAŞTIRMA KOMİSYONU NEYİ İNCELEYECEK?
Kurulması istenen araştırma komisyonu, kız çocukları ve kadınların intiharları ile şüpheli ölümlerine ilişkin dosyalarda ortaklaşan örüntüleri, koruma kararlarının ve danışmanlık tedbirlerinin etkinliğini, sosyal hizmet müdahalesinin zamanlamasını, mağdur güvenliği mekanizmalarını, olay yeri inceleme ve adli tıp standartlarını, soruşturma makamlarının bağımsızlık ve sürat yükümlülüğünü, bilgiye erişim ve şeffaflık sorunlarını, kadınlar ve çocuklar lehine işletilmesi gereken idari süreçlerdeki aksaklıkları, kamu verisi eksikliğini ve cezasızlık algısını besleyen yapısal nedenleri inceleyecek.
Karaca, bu inceleme sonucunda hem çocukları hem kadınları kapsayan erken uyarı, koruma, izleme ve etkili soruşturma mekanizmalarının güçlendirilmesine yönelik somut yasal ve kurumsal önerilerin geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Karaca, “Bu mesele bir olayın basına nasıl yansıdığı meselesi değildir. Bu mesele, bu ülkede kız çocuklarının ve kadınların gerçekten korunup korunmadığı meselesidir; Türkiye’nin hâlâ yüzleşemediği ağır bir kadının insan hakları ihlali bağlamında çocukların ve kadınların hak gaspı sorunu olduğunu göstermektedir” dedi. HABER MERKEZİ




