KADİM DERDİMİZ: BEKA SORUNU

Bu emeklilerin maaş sorunu ne olacak?
Pahalılık nereye kadar sürecek?

Gerek muhalefetten olsun gerek iktidar yanlılarından; bu soruları soranların sayısı az değil.
Oysa cevabı net: Düzelir!
Bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa öbür gün, ama bir gün mutlaka düzelir.

Bu ülkede yaşayanlar ne çabuk unuttu 2018’e kadar süren ekonomik istikrarı, ucuzluğu.

Hani hatırlayın 1 doların 1 TL olduğu dönemleri…

2008 de ıvır zıvır bahane edilerek AK Parti’ye kapatma davası açıldığında dolar 1.2 TL, enflasyon %9.2 idi.
O gün de Erdoğan “Kriz bizi teğet geçti,” derken, kimileri alay ediyordu.
Şimdi sorarlar adama:
“Dolar 1 TL iken de ağlıyordunuz, şimdi 44 oldu, yine ağlıyorsunuz. Siz ağlamaktan başka bir şey bilmez misiniz kuzum?”

Elbette mesele sadece ekonomi değil.
“Beka sorunu” deyince dudak bükenler oluyor ama unutmayalım:
Bu sorun yüzyıllardır bu coğrafyanın ortak kaderidir.
Burada güçlü olmazsan seni yerler.
Bu yüzden, iktidarda kim olursa olsun, beka meselesini bir saniye bile göz ardı etme lüksüne sahip değildir.

Ayakta kalmak istiyorsan:
Ekonomin sağlam olacak, savunma sanayiin güçlü olacak, dış politikan tutarlı olacak.
Kimse alınmasın ama, Beşar Esad Rusya’ya kaçtığı gece “Esad’la görüşelim, diyaloğu artıralım, ” diyen kişi ana muhalefet lideriydi. Al sana tutarlı dış politika!

15 Temmuz gecesini hatırlayalım.
O gece Cumhurbaşkanlığı koltuğunda Erdoğan değil de, Tv de darbeyi izlemek için, tankların arasından, Bakırköy Belediye Başkanı’nın evine giden O zat olsaydı ne olurdu halimiz?
Düşünmek bile istemiyorum!

Atatürkçü dostlar kızacak belki ama söyleyelim:
Atatürk’ün birçok ilkesini bugün hayata geçiren kişi, o çok eleştirdikleri Tayyip Erdoğan’dır.
Mesela:
Atatürk “İstikbal Göklerdedir” demişti.
Bugün hava savunma sanayini güçlendiren kim? Erdoğan.


“Atatürk ‘Yurtta Sulh Cihanda Sulh’ diyordu.”
Peki bu prensibi, gelmiş geçmiş liderler arasında en çok uygulayan kim? Erdoğan.
Bölgesel ve küresel anlaşmazlıklarda arabuluculuk diye çırpınan kim? Erdoğan

Bugün 193 Üyesi olan Birleşmiş Milletlerde veto yetkisi olan 5 üyeyi ( ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa) kastederek “Dünya beşten büyüktür!” diye haykıran ve mazlum milletleri savunan kim?
Yine Erdoğan.
Peki, Yurtta ve cihanda sulhun baş düşmanı olan teröre karşı en büyük mücadeleyi veren kim?
Yine Erdoğan.

Al sana “Yurtta Sulh Cihanda Sulhun” ete kemiğe bürünmüş hali.

“KURUCU ÖNDER” MESELESİ…

Bazı kelimelere gereğinden fazla anlam yüklüyoruz.
“Önder” kelimesi de bunlardan biri.

Ne demek önder?

Bir hareketin kurucusu, öncülük edeni, sevk ve idaresini sağlayan kişi demek.
Devlet Bahçeli, Öcalan için “Kurucu Önder” derken, onu yüceltmek, kahraman yapmak gibi bir amacının olmadığı çok açık.
Bu ifade, “Terörsüz Türkiye” inşasına destek sağlamak adına ancak nötr bir tanım olabilir. Daha fazlası değil.

“Terörsüz Türkiye” projesine muhatap olan bir “figüre” hâlâ “İmralı canisi” diye hitap etmesi beklenemezdi herhalde Bahçeli’nin.
Kandil’deki isimler ne derse desin, mesaj nettir:
“Bizim muhatabımız siz değilsiniz,Öcalan, ” demek isteniyor.

Bakmayın siz bazılarının “YPG başka, PKK başka” diye zırvaladıklarına.
Daha geçen gün DEM Partili milletvekillerinin Suriye’de YPG kampında çektirdiği fotoğrafta kocaman bir Abdullah Öcalan posteri dikkati çekiyordu.

E hani, YPG başka PKK başkaydı?

YENİDEN PAHALILIK MESELESİNE DÖNELİM

Hükümet asgari ücrete zam yaptığı saniyede fiyat etiketini değiştiren,
Kiralarda %39 sınırına rağmen %100 zam yapmaya kalkışan açgözlüler var oldukça, bu ülkede pahalılık bitmez.

Bu ülkede pahalılığın bitmesi için önce “şark kurnazlığının” bitmesi lazım.

SON SÖZ

Emekli, işçi, memur… Hepimizin derdi ortak.
Ama unutmayalım:
Bu ülkenin kaderi, güçlü durabilmekten geçiyor.
Ekonomi düzelir, hayat ucuzlar, refah artar.
Yeter ki birliğimizi koruyalım, beka bilincimizi kaybetmeyelim